Son Mühür/Merve Turan- İzmir’de son dönemde uygulamaya alınan planlı su kesintileri, kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Doğan Yaşar, mevcut tablonun yıllardır öngörülebilir olduğunu belirtti. Yaşar, bugün gelinen noktada su kesintilerinin bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi.
“Tahtalı barajı kritik eşiğin altında”
Prof. Dr. Yaşar, İzmir’in en önemli içme suyu kaynaklarından biri olan Tahtalı Barajı’ndaki doluluk oranının yüzde 0,68 seviyesine gerilediğini açıkladı. Bu oranın teknik olarak barajda kullanılabilir suyun neredeyse kalmadığı anlamına geldiğini ifade eden Yaşar, mevcut rezervlerle kentin su ihtiyacının karşılanmasının giderek zorlaştığını vurguladı.
“Geçmişte de aynı tablo yaşandı”
Barajların daha önce de benzer seviyelere düştüğünü hatırlatan Yaşar, 2008 yılında Tahtalı Barajı’nın doluluk oranının yüzde 2’ye kadar gerilediğini anımsattı. Ankara’da da benzer bir süreç yaşandığını belirten Yaşar, o dönemde ciddi su sıkıntıları ve altyapı sorunlarının gündeme geldiğini söyledi.
“Kuraklık tek başına açıklayıcı değil”
Yaşar’a göre İzmir’de yaşanan su krizi yalnızca kuraklıkla açıklanamaz. Asıl sorunun suyun yönetiminde yapılan yanlışlar olduğuna dikkat çeken Yaşar, barajlar doluyken dahi yoğun şekilde yeraltı sularının kullanıldığını belirtti. Bu tercihin, uzun vadede yeraltı su rezervlerinin hızla tükenmesine yol açtığını kaydetti.
“Yeraltı suları sistemli şekilde tüketildi”
Yeraltı sularının bir yedek kaynak olarak görülmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yaşar, “Barajlarımız doluyken bile kuyular devredeydi. Bu, yeraltı suyu kullanımının ne denli plansız yapıldığını gösteriyor” dedi. Yaşar, bu yaklaşımın bugün yaşanan rezerv kaybının temel nedenlerinden biri olduğunu ifade etti.
“Rekor yağışlar beklenen etkiyi yaratmadı”
Geçtiğimiz yıl aralık ayında İzmir’de yağış miktarlarının mevsim normallerinin üzerine çıktığını hatırlatan Yaşar, normalde 145–146 kilogram civarında olan aylık yağışın 200 kilogramlara ulaştığını söyledi. Buna rağmen baraj doluluk oranlarında yalnızca yüzde 1–1,5 civarında bir artış gözlendiğini belirten Yaşar, barajların kısa sürede dolmasının mümkün olmadığını dile getirdi.
“Barajlar bir anda dolmaz”
Yaşar, kamuoyunda sıkça dile getirilen “yağmur yağınca barajlar dolar” algısının doğru olmadığını vurguladı. Barajların geniş havzalara sahip kompleks yapılar olduğunu belirten Yaşar, yoğun yağışların dahi tek başına doluluk oranlarını hızla yükseltmeye yetmediğini kaydetti.
“Kesintiler çok daha önce başlamalıydı”
Mevcut su kesintilerinin geç kalınmış bir önlem olduğunu savunan Prof. Dr. Yaşar, kesintilerin en az iki yıl önce planlı şekilde uygulanmaya başlanması gerektiğini ifade etti. Yaşar, bu tür uygulamaların kriz anında değil, risk henüz yönetilebilir düzeydeyken devreye alınmasının önemine dikkat çekti.
“Amaç kayıp-kaçağı azaltmak”
Planlı su kesintilerinin temel hedeflerinden birinin kayıp-kaçak oranlarını düşürmek olduğunu belirten Yaşar, İzmir’de bu oranın resmi verilere göre yüzde 25 olarak açıklandığını, ancak sahadaki gerçek oranın yüzde 35’in altına düşmediğini savundu. Altyapıdaki eskimiş boru hatlarının bu tabloyu ağırlaştırdığını söyledi.
“Gece kesintileri sanıldığından daha etkili”
Gece saatlerinde uygulanan kesintilerin etkisiz olduğu yönündeki eleştirilere de değinen Yaşar, bu saatlerde sistem basıncının düşmesiyle ciddi miktarda su kaybının önlendiğini belirtti. “Gece 23.00 ile sabah 05.00 arasında çok şey oluyor” diyen Yaşar, kesintilerin teknik açıdan anlamlı olduğunu ifade etti.
“Altyapı yenilenmediği sürece sorun sürecek”
Prof. Dr. Yaşar, içme suyu şebekesindeki boruların ortalama 20 yılda bir yenilenmesi gerektiğini hatırlatarak, İzmir’de bu sürenin çok daha uzun olduğunu dile getirdi. Altyapı yatırımlarının ertelenmesinin kayıp-kaçak oranlarını artırdığını belirtti.
“Uyarılar yıllar önce yapıldı”
Yaşar, 2020 yılında dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e kuraklık ve Körfez konularını içeren kapsamlı bir mektup gönderdiğini, aynı uyarıları daha sonra Cemil Tugay’a da ilettiğini açıkladı. 2023 sonrasında da defalarca kamuoyunu ve yetkilileri uyardığını belirten Yaşar, bu çağrıların dikkate alınmadığını söyledi.
“Bilimsel kadro eksikliği eleştirisi”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üst yönetiminde hidrojeolog veya jeoloji mühendisi bulunmamasını eleştiren Yaşar, bu tür uzmanlıkların su yönetiminde kritik rol oynadığını vurguladı. İstanbul’da hidrojeoloji haritaları çıkarıldığını ve kapsamlı bilimsel çalışmalar yürütüldüğünü belirten Yaşar, İzmir’de benzer bir çalışmanın olmadığını ifade etti.
“Rezervler tükendi, risk büyüyor”
Mevcut durumda İzmir’in su rezervlerinin büyük ölçüde tükendiğini belirten Yaşar, önümüzdeki süreçte yağışların yetersiz kalması halinde riskin daha da artabileceğine dikkat çekti.
“Gece kesintileri bugün değil, dün başlamalıydı”
Yaşar, bugün uygulanan gece kesintilerinin etkisinin sınırlı olduğunu, bu adımların çok daha erken atılması halinde mevcut tablonun daha yönetilebilir olabileceğini söyledi. Mevcut uygulamaların, geç kalınmış da olsa kayıp-kaçak oranlarını düşürmeye yönelik bir müdahale olduğunu belirtti.