Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Türkiye'nin önde gelen uzmanları arasında yer alan ve CHP tarihi üzerine çalışmalarıyla dikkati çeken Prof. Dr. Hakkı Uyar, Başkent siyasetini hareketlendiren Kemal Kılıçdaroğlu-Mansur Yavaş buluşmasını mercek altına aldı. Siyaset bilimci Uyar sosyal medyadan hem bugüne kadar gelen süreci özetledi hem de Yavaş-Kılıçdaroğlu buluşması üzerinden CHP'nin bugünkü fotoğrafını çekti.
işte Prof.Dr. Hakkı Uyar'ın dikkat çeken yazısı...

Baykal'dan sonra Kılıçdaroğlu... 

Ben siyaset yapmayı değil, siyaset çalışmayı seviyorum. Bunun bana sağladığı en güzel şeylerden biri de liderleri tanımak: Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Erdal İnönü bir kalemde sayabileceklerim. Kılıçdaroğlu’nu 2010’da genel başkan olmasını takip eden aylarda, yanılmıyorsam 2011 yılı başlarında tanıdım. CHP tarihi üzerine yaptığım çalışmalar nedeniyle, kendisinin talebiyle Altan Öymen aracılığıyla bir araya gelmiştik. İlk izlenimim mütevazi, sakin ve karşısındakini dinleyen biri izlenimi vermişti.  Deniz Baykal’ı tanıdıktan sonra bana bir hayli farklı gelmişti. 

Adıyaman’a emekliler için çay evi ve lokanta açılacak Adıyaman’a emekliler için çay evi ve lokanta açılacak

Kendisinin artı hanesine yazmıştım...

Millet İttifakı için harcadığı çaba ve 2019 yerel seçimlerindeki başarı kendisinin artı hanesine yazacaklarımdan. Olumsuzları burada şu noktada yazmak istemem ama 2023’te cumhurbaşkanı adayı olmamalıydı. O dönem de olmaması gerektiğini, ittifak bileşenlerinin kendi üyelerinin katılımıyla önseçim yapması gerektiğini, bunun Türkiye için bir demokraside sınıf atlama olacağını yazmıştım. 

Suçlu seçmen değil, yanlış adaydı...

Neticede Kılıçdaroğlu aday oldu ve kaybetti. Oysa ülkedeki şartlar muhalefetin seçimi kazanmasından yanaydı. Ancak yanlış aday ve diğer yanlışlıklar seçimi kaybettirdi. Bir müddet faturayı seçmene kesme eğilimi belirdi. Ancak suçlu seçmen değil, yanlış aday ve muhalif ittifakın topluca hatalarıydı. Seçim sonrasında neredeyse % 48 oy aldık, kaybetmedik eğilimine girilmesi tam anlamıyla bir pişkinlikti. Kaybeden Kılıçdaroğlu, kazanan Erdoğan’dı. 
2023’de cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri hezimetle sonuçlansa da, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde büyük bir başarı geldi. Bu süreçte CHP’de Kılıçdaroğlu yerini Özel’e devretmişti. Parti içi yarış ve rekabet, CHP’nin tarihsel kimliğine ve kurumsal yapısına uygundu. 

İmamoğlu'na mesaj niteliğinde...

Yerel seçim başarısı, 2028’de kimin cumhurbaşkanı adayı olacağı sorusunu da beraberinde getirdi. 31 Mart seçimlerinin hemen ertesinde iki adayın olduğunu, birinin İmamoğlu, diğerinin Yavaş olduğunu yazmıştım. Birileri Özgür Özel’i teşvik etmeye çalışsa da şimdilik yarış iki isim arasında olacak gibi. Elbette CHP cenahının adayı açısından söylüyorum. Görebildiğim kadarıyla ve Ankara’daki partili dostlardan edindiğim bilgilere göre Kılıçdaroğlu ne yazık ki halen sahada olmak istiyor. Eğer yerel seçim başarısızlığı olsaydı, muhtemelen Kılıçdaroğlu 1 Nisan sabahı sahaya inerdi. Şu aşamada İmamoğlu’na karşı Yavaş’ı destekleyecek görüntüsü çiziyor. Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu’nun yemek yiyebileceği söylentisinin hemen ertesinde kamuoyu önünde Kılıçdaroğlu-Yavaş yemeği, benim açımdan İmamoğlu’na mesaj niteliği taşıyor. Oysa yine yakın çevresinden aldığım bilgiye göre zaten 3-4 günde bir Yavaş-Kılıçdaroğlu özel olarak akşamları saat 22.00 sonrasında bir araya gelmekteler. Ekrem İmamoğlu’nun Kılıçdaroğlu ile yemek yiyebileceği haberinin üzerine aleni bir yemek yenmesi, Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu’na mesajı olarak okunmalı. 

Kılıçdaroğlu bu saatten sonra anılarını yazsın...

CHP tarihi üzerine çalışan biri olarak fikrimi beyan etmek isterim: Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu saatten sonra yapması gereken anılarını yazması, Altan Öymen, Murat Karayalçın ve Hikmet Çetin gibi akil adam pozisyonu almasıdır. Parti içerisinde kişiler etrafında menfaat temelli yapıların oluşmasının önüne geçmek, feodal oluşumları tıkamak, parti kimliği ve parti başarısına odaklanmak ve partiye ideolojik derinlik kazandırmak gerekir.
Tarihe not düşmek istedim.

Muhabir: Bünyamin Dobrucalı