Son Mühür- Tüm dünyanın gözü İran merkezli savaş nedeniyle Orta Doğu'ya çevrilmişken Paisifik'teki tansiyon da her geçen gün yükseliyor.
Asya-Pasifik bölgesi üzerine çalışmalarıyla öne çıkan araştırmacı yazar Yavuz Selim Şen'in Pekin'de kaleme aldığı ''Pasifik Raporu' yazılarına göre, ''Japonya ve Avustralya, Çin ile doğrudan savaşa girecek şekilde hazırlanıyor.''
''ABD, Filipinlere daha fazla füze ve insansız sistem konuşlandırma kararı aldı. Peru Başbakanı José Jerí, Çinli bir iş insanına ait bir restoranda yemek gerekçesiyle görevden alındı'' hatırlatmasında bulunan Yavuz Selim Şen'e, Mavi Vatan'ın fikir babası emekli amiral Cem Gürdeniz'den destek geldi.
USS George Washington hazır değil...
Bölgedeki ABD'nin attığı son adımlara dikkat çeken Gürdeniz,
''ABD’nin küresel askeri dağılımı son günlerde dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Pasifik’teki en kritik platformlardan biri olan USS George Washington uçak gemisi Yokosuka’da liman bakımında ve harbe hazır durumda değil.
Aynı anda ABD, Güney Kore’de konuşlu THAAD radar ve hava savunma unsurlarının bir bölümünü Kore Yarımadası’ndan çekerek Körfez’e kaydırıyor. Buna ek olarak Yokosuka’da konuşlu iki Aegis destroyeri — USS John Finn (DDG-113) ve USS Milius (DDG-69) — Arap Denizi’ne gönderilmiş durumda.
Kuzey Kore'den nükleer deneme...
Tam bu sırada 4 Mart’ta Kuzey Kore kanaatimce İran'a dolaylı destek sağlayacak bir hamle yaptı ve yeni hizmete giren 5000 tonluk muhripten nükleer başlık da taşıyabilen bir seyir füzesi denemesi yaptı.
Bu hamleyi yalnızca teknik bir test olarak görmek eksik olur. Çünkü İran ile Kuzey Kore arasındaki füze teknolojisi iş birliği yeni değil; kökleri 1980’lere kadar uzanıyor.
İran-Irak Savaşı sırasında İran, Kuzey Kore’den Scud-B füzeleri satın almış ve bu teknoloji üzerinden kendi Shahab-1 ve Shahab-2 programlarını geliştirmişti.
1990’larda Kuzey Kore’nin Nodong füze teknolojisi İran’a aktarılmış, İran da bu tasarım üzerinden Shahab-3 orta menzilli balistik füzesini üretmişti.
Sonraki yıllarda iki ülkenin test verisi paylaşımı yaptığı ve motor teknolojisi ile menzil geliştirme konularında birlikte çalıştığı çeşitli raporlarda yer aldı.
Bu nedenle 4 Mart’ta muhirpten yapılan nükleer başlık da taşıyabilen cruise füze denemesi yalnızca Kuzey Kore’nin iç test programı olarak okunamaz.
Mesaj açık, “Sadece teknoloji transferi yapmıyorum, aynı zamanda en kritik anda stratejik baskı yaratabilecek bir yeteneğimi sahada gösteriyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
11 günde 800 Patriot füzesi kullanıldı...
''Öte yandan savaşın mühimmat boyutu da dikkat çekici'' diyen Cem Gürdeniz,
''ABD, dört yıllık Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna’ya yaklaşık 600 Patriot hava savunma füzesi verdi.
Buna karşılık İsrail-ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşta yalnızca 11 gün içinde yaklaşık 800 Patriot ve benzeri önleyici füze kullanıldığı ifade ediliyor.
Savaşın 12. gününe girilirken Güney Kore’den THAAD bataryası ve AN/TPY-2 radarının Körfez’e gönderilmesi, Pasifik’teki hassas güvenlik ortamına rağmen ABD’nin hassas mühimmat ve hava savunma envanterinde ne kadar zorlandığını gösteriyor.
Bu durum Asya’daki müttefikler açısından da dikkatle izleniyor olmalı.
Washington için İsrail’in güvenliği her şeyin üzerinde görünüyor. Japonya ve Güney Kore’nin ise bu gelişmeleri kapalı kapılar ardında ciddi şekilde değerlendirdiğini tahmin etmek zor değil.
Yani İran cephesinde ABD baskı altındayken Pasifik’te yapılan bu test ve kuvvet kaydırmaları Washington’a iki cepheli bir gerçekliği hatırlatıyor.
Bir yandan Batı Asya’daki savaşın yükü artarken, diğer yandan nükleer başlık taşıyabilen cruise füzelerinin denendiği bir Pasifik ortamı ortaya çıkıyor. Küresel güç mücadelesi artık tek cepheli değil'' mesajı verdi.