Karaburun Haberleri

ÖÇKB kararına rağmen yatırım kıskacı: Karaburun için "ekolojik koruma" çağrısı!

Karaburun Sivil İnisiyatifi, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) ilan edilen Karaburun Yarımadası’nda artan enerji ve turizm yatırımlarının ekosistemi, yerel üretimi ve biyoçeşitliliği tehdit ettiğini vurguladı.

Abone Ol

Son Mühür - Karaburun Sivil İnisiyatifi, Dünya Çevre Günü vesilesiyle yayımladığı basın açıklamasında, 2019 yılında Karaburun-Ildırı Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) ilan edilen yarımadadaki koruma esaslarının yatırımlar nedeniyle etkisiz kaldığına dikkat çekti. Açıklamada; bölgenin %89'unu kapsayan rüzgar enerji santralleri (RES), yeni güneş enerji santrali (GES) projeleri, taş ocakları ve kıyı yapılaşmalarının doğal yaşam alanlarını daralttığı ifade edildi. Sürdürülebilir kalkınma söyleminin limitsiz bir kullanım algısı yarattığını belirten sivil inisiyatif, bölgede "büyüme" hedeflerinden önce bütüncül bir "koruma" ilkesinin benimsenmesi gerektiğini ve yönetim planlarının 7 yıldır onaylanmamasının denetimsizliği artırdığını duyurdu.

İmar planı değişiklikleri ve koruma alanlarındaki tahribat

Yapılan açıklamada, 1/25.000 ölçekli ÖÇKB Nazım İmar Planı hükümleri üzerinde gerçekleştirilen değişikliklerin koruma amacına zarar verdiği vurgulandı. Yapılan düzenlemeyle plan onayından önce EPDK lisansı almış rüzgar ve güneş enerjisi projelerinin yerleşim yerlerine 1500 metreden daha yakın mesafede kurulmasının önünün açıldığı, ayrıca "Hassas Alan B" olarak tescillenen orman ve meralarda da kurum onayına bağlı olarak enerji yatırımlarına izin verildiği belirtildi. Son dönemde Yaylaköy, Eğlenhoca ve Lodos Enerji'ye ait GES projelerine karşı açılan davalar sonuçlanmadan imar planlarının askıya çıkarıldığı, tarım alanları ile zeytinliklerin yasal süreçler tamamlanmadan şantiye alanına dönüştürüldüğü aktarıldı.

Nesli tehlikedeki türler ve yerel ekosistem risk altında

Yarımadanın küresel ölçekte korunması gereken karbon yutak alanlarına, deniz çayırlarına ve zengini biyoçeşitliliğe ev sahipliği yaptığı hatırlatılan açıklamada, somut çevre ihlallerine değinildi. ÖÇKB ilan edilmesinin en önemli gerekçelerinden biri olan Akdeniz Foku üreme mağaralarının bulunduğu Mordoğan Ayıbalığı Koyu’ndaki kaçak iskelenin hukuki mücadeleyle kaldırılmasının ardından, bu kez alanın yerel meclis kararıyla kısmi yapılaşmaya açıldığı ifade edildi. Benzer şekilde, yarımadanın tek sulak alanı olan İris Gölü'nün kuraklık ve kaçak su kullanımı baskısı altındayken yakın çevresine kurulan GES'lerle risk seviyesinin arttığı, zeytinlik vasfındaki arazilerde ise binlerce ağacın kesilerek habitatta geri dönülemez parçalanmalar yaşandığı kaydedildi.

Bölgesel bütünlük ve ortak yaşam alanlarının daralması

Karaburun Sivil İnisiyatifi, yarımadanın sosyal ve ekonomik yapısının temelini oluşturan tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin ortak kullanım alanlarının çitlerle çevrilmesi nedeniyle durma noktasına geldiğini bildirdi. Yarımadanın Urla ve Çeşme hattıyla birlikte bütüncül bir ekolojik hat olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilen açıklamada, balık çiftliklerinin deniz biyokütlesini, yenilenebilir enerji projelerinin ise karasal yaban hayatını çölleştirdiği uyarısında bulunuldu. İnisiyatif, Karaburun’un geleceğinin yeni rant alanları yaratmakla değil; doğayla uyumlu, adil ve tüm canlıların refahını gözeten politikalarla şekillenmesi talep edilerek yetkili kurumlara koruma önceliklerine sadık kalma çağrısı yaptı.