Son Mühür - İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, İran’a karşı yürütülen savaşta uluslararası katılım çağrısı yapması, Orta Doğu’daki çatışmanın daha geniş çaplı bir savaşa dönüşebileceği yönündeki endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Netanyahu’nun "Artık diğer ülkelerin liderlerinin de katıldığını görmenin zamanı geldi" sözleri, savaşın bölgesel sınırları aşabileceğine işaret etti.
Savaş yayılacak mı?
Şubat ayı sonunda İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik başlattığı geniş çaplı operasyonlar, kısa sürede çok cepheli bir krize dönüştü. İran’ın İsrail’e füze saldırıları düzenlemesi ve ABD-İngiltere üslerini hedef alması, çatışmanın iki ülkeyle sınırlı kalmadığını ortaya koydu. İsrail ordusu, Tahran başta olmak üzere İran’daki askeri ve nükleer hedeflere yönelik saldırılarını sürdürürken, Lübnan’da Hizbullah noktalarını da hedef aldı. Bu gelişmeler, Netanyahu’nun uluslararası destek çağrısını daha kritik hale getiriyor.
Koalisyon sinyalleri...
Netanyahu’nun açıklamaları, sahada şekillenmeye başlayan çok uluslu destekle de örtüşüyor. Son günlerde aralarında İngiltere, Fransa, Almanya, Japonya ve Kanada’nın bulunduğu 20’den fazla ülke, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki adımlarına karşı ortak bir tutum sergilemeye başladı.
Bazı ülkeler doğrudan savaşa katılma konusunda temkinli davranırken, enerji güvenliği ve deniz ticaretinin korunması gerekçesiyle askeri ya da lojistik destek seçeneklerini değerlendirdiklerini açıkladı. Öte yandan birçok NATO ülkesi ise “bu bizim savaşımız değil” yaklaşımıyla doğrudan askeri müdahaleden uzak durma eğilimi gösteriyor.
Gözler Hürmüz Boğazı'nda
Çatışmanın en kritik başlıklarından biri Hürmüz Boğazı haline geldi. İran’ın bu stratejik geçiş hattını kısıtlaması, küresel petrol arzını doğrudan etkileyerek enerji krizini tetikledi. Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu bölgedeki gerilim, fiyatların hızla yükselmesine yol açtı. ABD Başkanı Donald Trump’ın diğer ülkelere “bu geçişi siz koruyun” çağrısı yapması ise savaşın yükünün paylaşılması tartışmalarını daha da alevlendirdi.
Netanyahu neyi hedefliyor?
Uzmanlar, Netanyahu’nun uluslararası katılım çağrısının iki temel amacı olduğunu değerlendiriyor: askeri yükün paylaşılması ve İran üzerindeki baskının küresel bir cepheye dönüştürülmesi. Ancak bazı diplomatik çevreler, bu yaklaşımın savaşı daha da genişletme riski taşıdığı uyarısında bulunuyor. Umman Dışişleri Bakanı’nın, İsrail’in ABD’yi savaşa sürüklediği yönündeki açıklamaları da uluslararası tartışmaları derinleştirdi.
Netanyahu’nun “bazı ülkeler bu yönde hareket etmeye başladı” sözleri, oluşmakta olan çok uluslu bir askeri blok ihtimalini güçlendiriyor. Bu durum, İran’ın misilleme tehditleriyle birlikte değerlendirildiğinde, çatışmanın Orta Doğu geneline yayılma riskini artırıyor. Uzmanlara göre mevcut tablo, “kontrollü savaş” sınırlarının ötesine geçerek küresel güçlerin doğrudan karşı karşıya gelebileceği bir sürece doğru ilerliyor.