Son Mühür/ Gökmen Küçüktaşdemir- Ankara’da günlerce süren açlık grevleri, gözaltılar ve polis müdahalesiyle hafızalara kazınan özel sektör öğretmenlerinin direnişi, Ege’ye sıçradı. İzmir’de bir araya gelen eğitim sendikaları, kent konseyleri ve siyasi parti temsilcileri, iktidara ve özel okul patronlarına karşı ortak bir barikat kurdu. Sokaktan yükselen ses net: Temmuz ortasına kadar çözüm çıkmazsa, Ankara’da yarım kalan direniş çok daha güçlü bir şekilde yeniden başlayacak.
"Aşınacak yüzleri kaldıysa..."
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Rabia Atbaş edebiyatın çınarı Fakir Baykurt’un "Sokaklar aşınmayacak, biliyoruz. Ama aşınacak yüzleri kaldıysa öğretmenleri hor görenlerin yüzleri aşınacak!" sözüyle konuşmasına başlayan Atbaş, meydandan doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı’na ve özel öğretim kurumu sahiplerine seslendi.
Ankara’daki direnişe, öğretmenlerin sağlık durumunun kritik aşamaya gelmesi ve kamuoyu çağrıları nedeniyle sadece "ara verdiklerini" hatırlatan Atbaş, taleplerinden milim geri adım atmayacaklarını vurguladı.
"Bu mücadele sadece 400 bin özel sektör öğretmeninin ya da mülakatlarda hakkı yenen 1611 öğretmenin davası değil. Bu, ülkenin geleceğini kurtarma mücadelesidir."
10 aylık kölelik düzeni ve "Küçülme" yalanı
Özel okullarda çalışan öğretmenlerin sırtındaki yük artık taşınabilir olmaktan çıktı. Sektörün en büyük yarası, öğretmenlerin her yıl sonunda işsiz kalma korkusu yaşamasına neden olan "belirli süreli iş sözleşmesi" kıskacı.
Öğretmenler on ay boyunca çalıştırılıp yaz aylarında kapı dışarı ediliyor. Kurumların "Küçülmeye gidiyoruz" bahanesiyle öğretmenleri işten çıkardığını belirten sendika temsilcileri, hemen ardından yeni ve daha düşük ücretli öğretmen ilanlarının açıldığına dikkat çekiyor. 2014 yılında gasp edilen "taban maaş hakkı" geri iade edilmediği için, bugün binlerce eğitimci asgari ücret sınırında hayatta kalmaya çalışıyor.
Eğitim politikalarında söz sahibi olan isimlerin bu sömürü düzenine sessiz kalması ise tepkinin odağında. Sektörün devlerinden ÖZDER Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Kurulu Üyesi Ahmet Akça gibi isimlerin, öğretmen emeğini sadece bir "maliyet hesabı" olarak görmekten vazgeçmesi isteniyor.
İzmir’den Ankara’ya dayanışma köprüsü
İzmir’deki kitlesel buluşmada öğretmenleri yalnız bırakmayan yerel dinamikler de ses yükseltti. Bayraklı Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi ve Adabelenliler Derneği Başkanı Mustafa Özmen, eğitimin tamamen piyasalaştırılmasına ve öğretmenlere yönelik fiziksel-psikolojik şiddete tepki gösterdi. Özmen, "Öğretmenin sesini baskıyla susturmaya çalışmak demokratik bir hukuk devletine yakışmaz" diyerek sendikanın sonuna kadar yanında olacaklarını ilan etti.
İzmir Kent Konseyi adına söz alan Seha Yüksel ise Ankara’da yaşanan hak gasplarını ve polis müdahalelerini yakından takip ettiklerini, öğretmenlerin onurlu bir yaşam sürmesi için bu taleplerin derhal kabul edilmesi gerektiğini belirtti.
"Mülakat adaleti zedeliyor, ücretli öğretmenlik çalışma barışını bozuyor"
Siyasi kanattan gelen tepkiler de eğitim sistemindeki yapısal çöküşü doğrular nitelikte. DEVA Partisi Bayraklı İlçe Başkanı Hakan Turfan, atanamayan yüz binlerce gencin dramına dikkat çekti. KPSS’de başarılı olmasına rağmen kontenjan yetersizliği ve şeffaf olmayan mülakat süreçleri yüzünden gençlerin adalet duygusunun zedelendiğini söyleyen Turfan, kamudaki "ücretli öğretmenlik" uygulamasına da sert eleştiriler getirdi. Aynı sınıfta, aynı dersi anlatan öğretmenler arasında uçurum yaratılmasının çalışma barışını kökünden baltaladığını ifade eden Turfan, geçim kaygısı yaşayan bir eğitimciden mucizeler beklemenin haksızlık olduğunu dile getirdi.
Masadaki 5 net talep
Öğretmenler, çözümün çok basit olduğunu belirterek yetkililerin önüne şu acil maddeleri koydu:
- 2014'te el ellerinden alınan taban maaş hakkı yasal güvenceye kavuşturulmalı.
- Öğretmenleri her yıl işsizlik kabusuyla baş başa bırakan süreli sözleşmeler kaldırılmalı.
- Özel sektör öğretmenlerinin maaşları insanca yaşanabilecek seviyeye çekilmeli.
- Hakkı gasp edilen 1611 mülakat mağduru öğretmenin ataması derhal yapılmalı.
- Eğitim ticari bir meta değil, anayasal bir hak olarak kabul edilmeli.
Süre daralıyor. İzmir meydanlarından yükselen ortak irade, hükümete temmuz ortasına kadar süre tanıdı. Eğer o tarihe kadar yasal bir adım atılmazsa, öğretmenler valizlerini toplayıp yeniden Ankara yollarına düşecek.