Son Mühür / Yağmur Daştan - Birinci derece deprem kuşağında olan Türkiye’de son yıllarda ardı ardına yaşanan doğal afetler, ‘deprem’ gerçeğini zihinlere kazıdı. Bilim insanları afetlere karşı tedbirli ve hazırlıklı olunması gerektiğinin altını çizerken, bu noktada şu ana kadar ne derecede başarılı olunduğu ise merak ediliyor. 30 Ekim 2020’de Ege Denizi’nde meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremin üzerinden beş yıl geçmesine rağmen uzmanlar, kentin yapı stokunun hala ciddi sorunlar barındırdığı uyarısı yaparken Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi eski Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem Başkan Danışmanı Alim Murathan, “Kentimizin dirençsiz ve savunmasız bırakıldığına dair endişeliyim” diyerek kentin deprem hazırlık sürecine ilişkin dikkatleri çekecek açıklamalarda bulundu.
“Türkiye’nin en büyük deprem araştırma projesiydi”
Murathan, İzmir’in yüksek deprem riski ve sorunlu yapı stoku nedeniyle önlem alınması gereken bir şehir olduğunu vurgulayarak, 30 Ekim depreminin hemen akabinde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan kapsamlı araştırmayı hatırlattı. “Bu, Türkiye tarihinde bir yerel yönetimin kendi bütçesini zorlayarak kentin deprem riskini azaltmak için başlattığı en büyük projeydi” diyen Murathan, “İzmir’de yerel yönetimlerin çok önceki yıllarda Balçova ve Seferihisar’da başlattığı yapı envanteri çalışmaları geçtiğimiz dönemde yeni bir aşamaya geçmişti. 30 Ekim depremi Ege Denizi açıklarındaki Sisam Adası’nda gerçekleşmişti ama İzmir’de çok büyük ve yıkıcı bir etkisi oldu. O etki sonrası İzmir Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’nin en büyük araştırma çalışmasını başlatmıştı. Bu çalışma gerçekten çok değerliydi. Türkiye tarihinde bir yerel yönetimin kendi bütçesini zorlayarak kentin deprem riskini azaltmak için başlattığı bir projeydi. Projenin iki aşaması vardı; bunlardan biri mikrobölgeleme çalışması. Yani kent profilini ortaya çıkarmak ve ona uygun bir yapı tasarımı gerçekleştirmek. Kentsel dönüşüm çalışmaları da bu eksen üzerine kurulmuştu. İkinci aşama da kentin yapı envanterini çıkarmaktı. Bu da Bayraklı’dan başladı, Konak ve Karşıyaka’da ilerleyerek çalışmalar önemli bir aşamaya geldi. Ancak sonra yönetim değişti. Daha önce bu çalışmaların da içinde bulunmuş bir kişi olarak bugün geldiğimiz noktada başlatılan bu işin ne noktaya geldiğini, sonuçlarının ne olduğunu bilmiyoruz. Bu açıdan baktığımızda kentimiz o çalışmaların sonuçlarını görebilmiş değil” ifadelerini kullandı.
“Çalışmalar ne durumda?”
“Kentimizin dirençsiz ve savunmasız bırakıldığına dair endişeliyim” sözleriyle devam eden Murathan, “Üzülüyorum. Açıkçası o çalışmalara çok büyük emekler verildi fakat bugün geldiğimiz noktada çalışmaların sonuçlarını bilmiyoruz. İzmir kamuoyunun, kentimizde başlatılan ve bugün de sonuçlanması beklenen deprem araştırmalarının verileri hakkında bilgilendirilmelidir. Döneminde 60 bilim insanının çalıştığı proje sonrası bölgedeki mikrobölgeleme çalışmaları ne durumda? Yapı envanteri çalışmaları ne durumda? Kentin deprem riskini azaltmak için bu çalışmalar ne öneriyor ve biz bugüne kadar ne yaptık? Bence kentlinin bu soruların arkasında durması ve bilgi talep etmesi gerekiyor” mesajı verdi.
“Sayısız akademik çalışma yapıldı”
Kentin ciddi bir afet riski ile karşı karşıya olduğunun bilimsel bir gerçek olduğunu hatırlatan Murathan, “Bu durum sadece İzmir için de geçerli değil. Şu anda İstanbul’da da bir deprem bekleniyor ve bütün İstanbul da risk altında. Ancak biliyoruz ki risk altında olan bütün binalar yıkılmıyor. Zaten araştırmamızdaki temel hedeflerden biri şuydu: Riskli binaların içinde en riskli binaları tespit edip hem bu konuda vatandaşı bilgilendirmek hem de kentsel dönüşümün önceliklerini belirlemekti. Kentsel dönüşüm, hep söylediğimiz ‘rantsal dönüşüm’ değildir. Binaların tespit edilmesi ve bilimsel gerçeklerin dikkate alınarak yapılması gerekiyor çünkü can güvenliği söz konusu. Eğer siz bunu yaparsanız mal kayıplarını azaltamazsanız bile can kayıplarını azaltabilirsiniz. Dolayısıyla, bu araştırmanın sonuçlarında en riskli binalar tespit edilecekti, bunun için zemin ve inşaat risklerini ortaya koymak için sayısız akademik çalışma yapıldı. Dönemimizde son aşamaya gelen bu çalışmanın sonuçlarını göremedik. Tam tersi, bu çalışmaların can damarını başlatan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eski başkanı bugün tutuklu. Bu kentin bu çalışmalardan bilgi talep etmesi, yerel yönetimlerin kamuoyunu bilgilendirmesi gerekir. Ne oldu? O dönem içinde 100 milyon liralık bütçeyle başlatılan çalışmaların ne olduğunu bir an evvel öğrenmek istiyoruz” diye konuştu.