Konak Haberleri

İzmir'in simgesi Paraşüt Kulesi yeniden ayağa kalkıyor!

2020 İzmir depreminin ardından ziyarete kapatılan Kültürpark'taki tarihi Paraşüt Kulesi için restorasyon süreci resmen başladı. Yapının zemininden betonuna kadar kapsamlı teknik incelemeler yürütülürken, elde edilecek veriler doğrultusunda güçlendirme çalışmaları şekillendirilecek.

Abone Ol

Son Mühür/ Gökmen Küçüktaşdemir- İzmir’in sembol yapılarından biri olan ve yıllardır Kültürpark’ın merkezinde gökyüzüne uzanan o meşhur Paraşüt Kulesi için herkesin merakla beklediği haber geldi. 2020 depreminden beri kapılarını ziyaretçilere kapatan tarihi yapı, tekrar ayağa kaldırılmak için gün sayıyor.

Yapının sağlık raporu çıkarılıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kulenin yalnızca dış görünüşünü değil, tüm gövdesini ve altındaki toprağı kapsamlı olarak incelemeye aldı. Şu an sahada büyük bir çalışma yürütülüyor.

Yapılan işlemlerin öncelikli amacı, kuleyi rastgele onarmak değil, teknik verilerle uzun yıllar ayakta kalmasını sağlamak. Bu kapsamda kulenin mevcut durumu milimetrik olarak haritalandırılıyor.

Jeofizik uzmanları zemini incelerken, yapıdan alınan karot örnekleri ile betonun 90 yıl sonraki dayanıklılığı ölçülüyor.

Elde edilen tüm bu veriler birleştirilerek, kulenin hangi noktalardan güçlendirilmesi gerektiğine dair izlenecek yöntem netleştirilecek.

Onaya sunulacak

Kule tescilli bir kültür varlığı olduğu için restorasyon süreci kapsamlı bir değerlendirme sürecini içeriyor. Proje hazırlandığında tüm detaylar, İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun onayına sunulacak.

Ayrıca Kültürpark’ın doğal sit alanı statüsü sebebiyle, ilgili tüm komisyonların görüşleri alınarak çalışmalar gerçekleştirilecek. Süreç, yapının tarihi dokusuna zarar gelmemesi için oldukça titiz ve kontrollü bir şekilde ilerliyor.

90 yıllık bir cumhuriyet mirası

1937 yılında, Cumhuriyet’in ilk yıllarında gençleri havacılığa teşvik etmek için inşa edilen bu kule, aslında yalnızca bir yapı değil; İzmir’in modernleşme döneminin bir sembolü.

Mimar Bedri Tümay ve Algrandi’nin imzasını taşıyan bu 48 metrelik eser; rüzgarı karşılayan özel boşluklu tasarımı ve asansör sistemiyle döneminin dikkat çeken mühendislik yapılarından biri olarak öne çıktı.