Son Mühür- İzmir’in modern mimari hafızasında çok özel bir yere sahip olan ve uzun süredir atıl vaziyette bekleyen tarihi Türk Ticaret Bankası binası, dünya çapında ses getirecek bir dönüşüm projesine ev sahipliği yapıyor. Çeşme, Bodrum ve Balıkesir gibi önemli turizm merkezlerinde Casa De Playa Luxury gibi yatırımlarıyla tanınan Dardarlar Turizm A.Ş., Pasaport bölgesinin bu simge yapısını lüks bir konaklama merkezine dönüştürmek için kolları sıvadı. Dardarlar Turizm İcra Kurulu Üyesi Hakan Aydın tarafından duyurulan proje, ABD merkezli dünyaca ünlü bir lüks otel zincirinin Türkiye’deki ilk franchising işletmesi olma özelliğini taşıyacak.
2.5 milyon dolarlık yatırım
Cumhuriyet Bulvarı üzerinde, Ulusal Mimari Akımı'nın önemli eserlerine komşu bir konumda yükselen bina için 2.5 milyon dolarlık dev bir bütçe ayrıldı. Yaklaşık 3 bin metrekarelik kullanım alanına sahip olan yapı, titiz bir restorasyon ve güçlendirme sürecinin ardından 40 odalı butik bir lüks otel olarak kapılarını açacak. Gerekli imar izinlerinin Anıtlar Kurulu ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden alındığını belirten Hakan Aydın, inşaat sürecinin yaklaşık 18 ay sürmesini öngördüklerini ifade etti. Bu yıl içinde başlaması hedeflenen çalışmalar, yapının tarihi ruhunu koruyarak geleceğe taşımayı amaçlıyor.
Sanayici Ferit Kora’dan turizme uzanan titiz devir süreci
Binanın mülkiyetinin satın alınma süreci, İzmir’in köklü sanayici ailelerinden Kora ailesinin temsilcisi Ferit Kora ile yürütülen üç aylık hassas bir görüşme trafiğine sahne oldu. Ferit Kora’nın binanın sadece bir gayrimenkul yatırımı olarak görülmemesi konusundaki hassasiyetine dikkat çeken Aydın, projenin niteliği ve restorasyon ekibinin kalitesi konusunda mülk sahibini ikna ederek bu önemli eseri bünyelerine kattıklarını dile getirdi. Proje geliştirme aşamasında mimarlık öğrencileri ve uzmanların görüşlerine başvurularak, dünyadaki bankadan otele dönüştürülen yapılar derinlemesine incelendi.
Mimari bir başyapıt
1922 İzmir Yangını sonrası kentin yeniden inşası sürecinde Pasaport bölgesinde yükselen yapı, 1951 yılında açılan mimari proje yarışmasında birincilik ödülüne layık görülmüştü. Mimar Enver Tokay, Ali Kızıltan ve Lütfü Zeren imzasını taşıyan bina, İkinci Ulusal Mimarlık akımının etkilerinin azaldığı, rasyonel ve modernist yaklaşımların güçlendiği bir dönemin en başarılı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Jüri raporlarında fonksiyonelliği, doğal aydınlatma başarısı ve iç-dış mimari uyumuyla övülen bu eser, dünyadaki ender kasa güvenlik sistemlerinden bazılarına ev sahipliği yapmasıyla da benzersiz bir karaktere sahip.
Gastronomi ve sosyal yaşamın yeni merkezi olacak
Dönüşüm projesi sadece konaklama ile sınırlı kalmayıp, İzmir’in sosyal yaşamına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Otelin fuaye alanında, kahve tutkunları için özel olarak tasarlanan "çekirdekten fincana" konseptli bir deneyim merkezi kurulacak. Yapının teras katında ise kentin pasaj kültürünü modern bir dokunuşla yaşatacak, gastronomi odaklı bir İtalyan restoranı ve sosyal alanlar yer alacak. Restorasyon projesini üstlenen Um-Art mimarlık ofisi, binanın yüksek tavanlı orijinal yapısını ve karakteristik özelliklerini bozmadan modern ihtiyaçlara cevap verecek bir harmandan oluşan tasarımı hayata geçirecek.