Son Mühür/ Beste Temel- İzmir Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir bir şehir vizyonu doğrultusunda son iki yılda çevre politikalarına hız kesmeden devam etti. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen geniş kapsamlı saha operasyonları; gürültü kirliliğinden hava kalitesine, deniz temizliğinden vektörle mücadeleye kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Kentin ekolojik dengesini korumayı hedefleyen bu çalışmalar çerçevesinde binlerce denetim gerçekleştirilirken, mevzuata aykırı hareket ederek doğayı ve toplum sağlığını hiçe sayan işletmelere milyonlarca liralık idari para cezası uygulandı.
İki yılda milyonluk denetim ve sıkı takip
Şehrin huzurunu korumak adına yürütülen gürültü denetimleri, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde 20 farklı ilçede titizlikle sürdürüldü. Özellikle eğlence mekanları, sanayi tesisleri ve ulaşım ağlarından kaynaklanan ses kirliliğine karşı son iki yılda tam 981 ayrı denetim yapıldı. Yapılan teknik ölçümler neticesinde standartların üzerinde gürültü yaydığı tespit edilen 11 işletmenin dosyası Belediye Encümeni’ne iletildi. Bu denetimler sonucunda çevre sağlığını olumsuz etkileyen kurumlara toplamda 3 milyon 482 bin 529 TL tutarında cezai işlem uygulandığı bildirildi.
Temiz bir nefes için hava kalitesine 24 saat izleme
İzmir halkının daha sağlıklı bir hava soluması amacıyla özellikle kış aylarında artan ısınma kaynaklı kirliliğe karşı denetimler sıkılaştırıldı. İki yıllık süreçte merkezi sistemle ısınan 554 apartman ile kömür satışı yapan 1243 nokta mercek altına alındı. Rutin kontrollerin yanı sıra vatandaşlardan gelen şikayetlerin de değerlendirildiği 2 bin 53 denetim sırasında 37 ayrı yakıt numunesi alınarak analiz edildi. Kuralları ihlal ettiği belirlenen 19 işletmeye toplam 2 milyon 365 bin 515 TL ceza kesilirken, kentin hava kalitesi 9 sabit ve 1 mobil olmak üzere toplam 10 gelişmiş istasyonla saniye saniye takip edildi. Bakanlık sistemine entegre çalışan bu istasyonlardan elde edilen veriler, şeffaflık ilkesi gereği belediyenin web sitesi üzerinden anlık olarak kamuoyuyla paylaşılıyor.
Vektörle mücadelede teknoloji dönemi ve modern donanım
Halk sağlığını tehdit eden sivrisinek, karasinek ve haşere gibi vektörlere karşı 30 ilçenin tamamında entegre bir mücadele stratejisi izleniyor. Vektör Mücadele Birimi, yaklaşık 254 bin farklı üreme noktasını yıl boyunca kontrol altında tutarak zararlı popülasyonunu minimize etmeyi başardı. Bu süreçte teknolojik altyapısını da güçlendiren belediye, envanterine kattığı 5 drone, 34 kombine ilaçlama cihazı ve çok sayıda motorlu sırt ünitesiyle müdahale hızını artırdı. Sahada görev yapan ekipler, hem biyolojik hem de fiziksel önlemlerle İzmir genelinde hijyen standartlarını en üst seviyede tutmak için mesai harcıyor.
İzmir Körfezi’nde devasa temizlik: 2 bin ton atık bertaraf edildi
Deniz ekosistemini korumak için gece gündüz çalışan Deniz Koruma Şube Müdürlüğü, son iki yıl içerisinde İzmir Körfezi’nden yaklaşık 2 bin 156 ton yüzer atığı toplayarak denizden arındırdı. Sadece temizlik çalışmalarıyla yetinmeyen belediye, deniz suyu kalitesini de 70 farklı stratejik noktadan alınan numunelerle düzenli olarak test ediyor. Sanayi deşarj noktaları ve dere ağızları gibi riskli bölgelerden elde edilen analiz sonuçları, harita tabanlı bir izleme sistemi üzerinden takip edilerek olası kirliliklere karşı erken müdahale imkanı sağlanıyor. Bu titiz çalışmaların bir meyvesi olarak İzmir, 37’si halk plajı olmak üzere toplam 64 Mavi Bayraklı plajıyla Türkiye’nin en temiz sahil kentlerinden biri olma unvanını koruyor.
Geleceğe yatırım: Çevre bilinciyle yetişen nesiller
Belediye, fiziksel temizlik ve denetim çalışmalarının yanı sıra çevresel değerlerin korunmasını kalıcı hale getirmek için eğitim faaliyetlerine de ağırlık veriyor. Mavi Bayrak Koordinasyon ve Eğitim Şefliği tarafından yürütülen programlar kapsamında son iki yılda 12 bin öğrenci ve 362 öğretmene kapsamlı çevre eğitimleri verildi. Deniz ekosisteminin önemi ve doğa koruma bilincinin aşılandığı bu eğitimlerle, çevre kirliliğine karşı toplumsal bir farkındalık oluşturulması hedefleniyor. Küçük yaşta kazanılan bu bilincin, İzmir’in doğal güzelliklerinin korunmasında uzun vadede en güçlü savunma mekanizması olacağı öngörülüyor.