İzmir’den Antalya’ya uzanan tatil rotasında dikkat çeken duraklardan biri Kaleköy oluyor. Kekova bölgesinde yer alan köy, ana karaya bağlı olmasına rağmen karayolu bulunmayan ender yerleşim birimlerinden birisi olma özelligini sürdürüyor. Simena antik kenti üzerine kurulu olan yerleşimde ulaşım, yalnızca deniz yoluyla ya da zorlu patikalar üzerinden yaya olarak gerçekleşiyor.
Sit alanı statüsü köyün kaderini belirliyor
Kaleköy’ün birinci derece arkeolojik sit alanı olması, bölgede çivi dahi çakılmasını engelliyor. Coğrafi yapısı ve koruma kanunları nedeniyle yerleşim bugüne kadar özgün dokusunu korumayı başarıyor. Bu durum, karayolu yapılmasını da imkansız hale getiriyor.
Antik kalıntılar ve jeolojik izler dikkat çekiyor
Antik Likya Birliği’nin en küçük şehirlerinden biri olan Simena’nın kalıntıları üzerine kurulu köyde Ortaçağ’dan kalma bir kale bulunuyor. Kale içinde kayaya oyulmuş, yaklaşık 300 kişi kapasiteli antik tiyatro yer alıyor. Antik taş bloklar ile geleneksel taş evlerin iç içe geçtiği sivil mimari dokusu öne çıkıyor. Denizin içinde görülen Likya tipi lahitler ise su seviyesindeki değişimlerin somut kanıtları arasında gösteriliyor.
Günlük yaşam teknelere bağlı
Köy sakinleri geçimini turizm, balıkçılık ve sınırlı ölçekteki tarımdan saglanıyor. Karayolu bağlantısının olmaması, ticari akışın tamamen teknelere dayanmasına yol açıyor. İşletmeler günlük ihtiyaçlarını ve turizm malzemelerini çevre ilçelerden teknelerle temin ediyor.
Ziyaretçiler deniz taksisini tercih ediyor
Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde yer alan Kaleköy, yat turizmi ve mavi yolculuk rotalarının önemli duraklarından biri olarak biliniyor. En yakın karayolu bağlantısı olan Üçağız Mahallesi’nden deniz yoluyla ulaşılan köyde ziyaretçiler özel tekneleri veya deniz taksilerini kullanıyor. Kış aylarında deniz şartları sertleştiğinde ulaşım daha da zorlaşıyor; eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim de yine deniz üzerinden planlanıyor.