Toplam 8 panel ve 8 atölye çalışmasından oluşan “Nasıl Bir İzmir” serisinin üçüncü paneli, Doç. Dr. Murad Tiryakioğlu'nun moderatörlüğünde İzQ İnovasyon Merkezi'nde düzenlendi. Panele, çok sayıda İzmirli vatandaşın yanı sıra belediye, meslek odası ve üniversite temsilcileri katıldı.
Belirli kavramlar ele alındı
“Körfez ve Havzalar” başlıklı panelin açılış konuşmasını yapan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Irmak Ertör, ‘mavi ekonomi’ ve ‘mavi büyüme’ kavramlarını ele aldı. Ertör, denizlerin ekonomik büyüme için yeni alanlar olarak görüldüğünü ve ekolojik sürdürülebilirliğin önemini vurguladı. Ayrıca, ekonomik büyüme odaklı yaklaşımların yaratabileceği sorunlara dikkat çekerek, “İzmir Körfezi özelinde başlıca sorunlarımız deniz biyoçeşitliliğinin azalması, türlerin tükenmesi, endüstriyel ve tarımsal atıklar ile buna paralel oksijen azalması, çarpık kentleşmenin denize ve kıyıya erişimi zorlaştırması. Ayrıca Aliağa, gemi söküm sektörünün etkisiyle emek ve ekoloji meselelerinin denizel ve kıyısal mekânda kesişiminin önemli bir örneği” dedi.
“Yerel değerlerin farkına varmalıyız ve haritalamalıyız”
Panelin ikinci konuşmacısı olan Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güzel Yücel Gier, İzmir Körfezi'ndeki özel çevre koruma alanlarının, özellikle Çakalburnu Lagünü gibi Ramsar alanlarının, kenti su taşkınlarına karşı koruduğunu belirtti. Deniz çayırlarının deniz ekosistemi için önemini vurgulayan Gier, “Deniz çayırları, biyoçeşitlilik açısından sulak alanlar kadar önemli. Deniz çayırları için tehditleri bulanıklık, yabancı türler, derin deşarjlar olarak sıralayabiliriz. Müsilaj ise bu sorunların en son noktasında ortaya çıkıyor. Deniz ekosisteminin korunması için disiplinler arası çalışmalar yapılmalı. Şehir plancıları ile, mimarlar ile çalışılmalı. Mimarlar kıyıyı, denizi öğrenmeli. Yerel değerlerin farkına varmalıyız ve haritalamalıyız.” İfadelerini kullandı.
“Topraklarımız kimyasallar ve hava kirliliği gibi nedenlerle kirlenmekte”
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Semahat Özdemir, iklim krizinin önümüzdeki yıllarda büyük bir sorun teşkil edeceğine dikkat çekerek, “Aşırı iklim olayları, kuraklık, ısı artışı, su kıtlığı, gıda güvenliği, tüm insanlık için çok önemli riskler. Ülkemiz ise, bu risklere ek olarak dört büyük sorun alanı ile karşı karşıya. Ülkemiz, iklim krizinden en çok etkilenen coğrafyalardan birisi olan Doğu Akdeniz Bölgesi’nde yer almakta ve çok büyük bir kısmı, deprem riski ile karşı karşıya. Ülkemizdeki akarsu havzalarının çok büyük bölümünde ciddi kirlilik sorunu yaşanmakta. Havzalardaki yüzey suları ve yeraltı suları azalma ve kirlenme tehdidi altında, tarım topraklarımız kimyasallar ve hava kirliliği gibi nedenlerle kirlenmekte. Kirlilik sorunu yaşanan havzalarımızda üretilmekte olan tarımsal ürünler, sağlığımızı tehdit eder nitelikte. Tüm bu nedenlerle, kendi içinde bir ekosistem bütünlüğüne sahip olan havzalarımıza dair çalışmalar yapmak, stratejik planlar ve eylem planları yapmak, öncelikleri belirlemek, eylemleri hayata geçirecek aktörleri ve yöntemleri belirlemek ve ne denli başarıldıklarını izlemek çok önemli.” Dedi.
Panelin ardından soru-cevap bölümü düzenlendi. İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Planlama Ajansı tarafından düzenlenen “Nasıl Bir İzmir” çalışması, iki haftada bir gerçekleştirilen paneller ve atölyelerle devam edecek. Bu çalışmanın, Vizyon 2074 Çerçeve Belgesi'ne değerli katkılar sağlaması bekleniyor.