Son Mühür / Atakan Başpehlivan Türkiye Bilimler Akademisi Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir Körfezi'nde yaşanan kirlilik problemiyle ilgili Son Mühür'e önemli değerlendirmelerde bulunarak, körfezde gerçek anlamda bir çalışmanın yapılmadığını söyledi.
Doğan Yaşar: Körfeze temiz su girişi sağlanmalı

İzmir Körfezi'nde sanılan aksine gerçek anlamda bir çalışmanın olmadığını söyleyen ve arıtmaların açıldığı an körfezin kendisini toparlayacağını savunan Prof. Dr. Doğan Yaşar, en önemli meselenin temiz su girişini sağlamak olduğunu söyleyerek, "Gerçek anlamda bir çalışma yok. Yapılması gereken ana iş bütün arıtmaların çalıştırılması ve derelerin altındaki betonların kırılmasıdır.
Bunlar yapılmadığı sürece denizin altından çıkarılan çamurun hiç bir önemi yok. Burada sorun denizin altından çıkarılan pis suyun engellenmesidir ve arıtmalardan geçirilmesidir. Rahmetli Piriştina zamanında bu konuları bir her çarşamba görüşerek, bunun nasıl engellenebileceğini tartışırdık. Arıtmaların çalıştırıldığı anda körfez kendini toparlayacaktır. Öyle ya da böyle yapılması gereken en önemli iş körfeze temiz su girişinin sağlanmasıdır" şeklinde konuştu.
"Toprak ile suyun bağlantısını keserseniz doğayı öldürürsünüz"

Son olarak, körfez temizliğiyle ilgili sürekli olarak tribünlere oynandığını öne süren Yaşar, 2007 yılında derelerin altına beton dökülmesinin ciddi problemlere neden olduğunun altını çizdi ve sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:
"2010 yılında biz belediye adına çok güzel bir çalışma yaptık akıntılar üzerine o hazırladığımız çalışma belediyelerin raflarında duruyor. Bütün sorun Bornova'dan, Bayraklı'dan gelen kirli suların önüne geçilmesidir. Piriştina rahmetli olduktan sonra ne yazık ki arıtmalar kapatıldı.
2007 yılında derelerin altını betonladılar işte gerçek katliam bu oldu. Siz toprak ile suyun bağlantısını keserseniz doğayı öldürürsünüz, biz o dönem büyükşehirdeki ilgili yetkililerden randevu alamadık. Göz göre göre olan bir süreci yaşadık. Şu an körfezde temiz olan bir yer mi? Ne yazık ki sürekli tribünlere oynanıyor"




