İZMİR HABERLERİ

İzmir Barosu’ndan İnsan Hakları Günü mesajı: "Sesi kısılanın sesi olacağız"

İzmir Barosu İnsan Hakları Merkezi Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Erdem Oktar, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, 2024 yılında dünya genelinde ve Türkiye’de insan haklarının sistematik olarak ihlal edildiğine dikkat çekildi.

Abone Ol

İzmir Barosu İnsan Hakları Merkezi Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Erdem Oktar, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle bir basın açıklaması yaptı. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 76. yıl dönümünde yapılan açıklamada, 2024 yılında dünya genelinde ve Türkiye’de insan haklarının sistematik olarak ihlal edildiğine dikkat çekildi.


Av. Oktar, açıklamasında 2024 yılı boyunca insan haklarına yönelik baskıların arttığını ve bireylerin eşit, özgür ve onurlu bir yaşam sürme haklarının ciddi şekilde ihlal edildiğini belirtti. İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği saldırılar ve mültecilere yönelik insanlık dışı muamelelerin, insan haklarının evrensel değerlerine ters düştüğünü ifade etti. Ayrıca, küresel ölçekte otoriter rejimlerin yükselişi ve mülteci karşıtlığının artışıyla insan hakları mücadelesinin kritik bir önem kazandığını vurguladı.
Açıklamada, Türkiye’de insan haklarının sistematik olarak ihlal edildiğine dikkat çekildi. Kadına yönelik şiddetle mücadelenin simgesi olan 25 Kasım’ın ardından hak savunucularına yönelik baskıların arttığı, barışçıl toplantı ve gösteri hakkını kullanan kişilerin ise hukuki yaptırımlarla yıldırılmaya çalışıldığı kaydedildi. Oktar, Alsancak’ta yağmur suyuna temas eden elektriğin çarpması sonucu hayatını kaybeden iki kişiyle ilgili olarak “insan hayatının değersizliği” ifadesini kullandı.


"Hukukun üstünlüğü için mücadeleye devam"


Yapılan açıklamanın devam şöyle:


"Yerel yönetimlerin seçilmiş temsilcileri üzerindeki baskılar, yalnızca seçme ve seçilme hakkını değil, toplumsal temsilin meşruiyetini de tehdit etmektedir. Bunun yanı sıra, Gezi davası süreci ve sonrasında Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına rağmen hak savunucularının özgürlüklerinden mahrum bırakılması, Türkiye’nin demokrasi tarihinde bir utanç kaynağı olarak durmaya devam etmektedir. Milletvekili seçilmiş olmasına rağmen hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulan Can Atalay’ın durumu, adalet sistemindeki sorunların ve siyasi müdahalelerin boyutunu bir kez daha ortaya koymaktadır.


İzmir Barosu olarak, herkes için onurlu bir yaşamı savunmaya; dil, din, ırk, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, mezhep, siyasi görüş, etkin köken ve benzeri hiçbir ayrım gözetmeksizin hakların korunması ve geliştirilmesi için dünyada ve Türkiye’deki tüm hak ihlallerine karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. Sesi kısılan yurttaşın sesi, nefesi kesilen toplumun nefesi olmak için mücadelemizi sürdüreceğiz. Ülkemizde ve dünyada hukukun üstün olduğu, kimsenin işkenceye, kötü muameleye, ayrımcılığa maruz kalmadığı, yasaların çağa ve insana uygun, ilerici bir şekilde tüm insanlara eşit şekilde uygulanabildiği bir toplumsal düzen için mücadeleye devam edeceğiz."