Son Mühür / Atakan Başpehlivan Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanlığı’nın ‘Afyon’un toprağı suyu ve geleceği madenciliğe kurban edilemez’ cümlelerini eleştirerek, konuyla ilgili önemli değerlendirmelerde ve tespitlerde bulundu.
İbrahim Alimoğlu: Madencilik yapmayan değil, madenciliği yönetemeyen ülkeler kaybeder
Madencilik sektörünün Afyonkarahisar’da çok önemli bir noktada olduğunu aktaran EMİB Başkanı İbrahim Alimoğlu, “Afyonkarahisar’dan yapılan ihracatta madencilik sektörü 284 milyon dolarlık dilimle temsil edildi. Madencilik sektörü Afyonkarahisar’dan yapılan her 3 dolar ihracatın 2 dolarına imza attı. Ticaret Bakanlığı faaliyet illeri istatistiğine göre Afyonkarahisar’ın ihracatı 834 milyon dolara ulaştı. Bu tutarın yüzde 66’sı ise 550 milyon dolara ulaşıyor.
İhracat yanında istihdamda da madencilik sektörü Afyon’a büyük katkı sağlıyor. Bugün bu sektörü hedef tahtasına koymak, binlerce emekçinin ekmeğini tartışmaya açmak anlamına gelir. Buna sessiz kalmamız mümkün değildir. EMİB üyeleri arasında Afyonlu ihracatçılarımız en büyük temsiliyeti oluşturuyor. İkinci sırada 249 firmayla İzmirli firmalar, üçüncü sırada 143 firmayla Muğlalı firmalar yer alıyor.
Kimse Afyonkarahisar’ın toprağını, suyunu, yaşam alanlarını feda etmeyi savunmuyor. Ama madenciliği otomatik olarak ‘yıkım’ ile eşitlemek, gerçekle bağdaşmayan ideolojik bir yaklaşımdır. Bugün dünyada refah üreten ülkelerin tamamı, yeraltı kaynaklarını işleyerek, katma değer yaratarak ekonomiye kazandırmaktadır. Madencilik yapmayan değil, madenciliği yönetemeyen ülkeler kaybeder.” dedi.
“Bilim, veri ve denetim konuşulmalı; korku siyaseti değil”
Öte yandan, Türkiye’nin en büyük ihtiyacının akılcı planlama olduğunu vurgulayan Alimoğlu, “Türkiye’nin meselesi ‘çevre mi, madencilik mi’ ikilemi değildir. Türkiye’nin ihtiyacı; akılcı planlama, doğru alan seçimi ve sıkı denetimdir. Çevreyi ve tarımı tabii ki kutsamalıyız ama madenciliği şeytanlaştıran bir üslup ülkeye fayda sağlamaz.
Ülkemizde ÇED süreçleri ciddiyetle ele alınmaktadır. Madencilik sektörü olarak 8 bakanlıktan izinler alarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. ÇED’i yatırımın önüne konmuş mutlak bir veto mekanizmasına dönüştürme niyeti büyük bir yanlıştır. Çevre korunmalıdır ama üretimi de çevreye duyarlı bir şekilde sürdürmeliyiz. Bu noktada bilim, veri ve denetim konuşulmalı; korku siyaseti değil.” diye konuştu.
“Bizim savunduğumuz; çevreye duyarlı, kayıtlı ve ülke ekonomisine katkı sağlayan madenciliktir”
Son olarak, CHP’nin Afyonkarahisar’daki madencilik faaliyetleri aleyhine sarf ettiği cümleleri eleştiren, Alimoğlu konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Bu kaynakları kullanmayıp ithalatla cari açık büyüten bir model sürdürülebilir olmaz. Gelişmiş ülkeler yeraltı zenginliklerini ham olarak değil, işleyerek refah üretmiştir. Türkiye de bunu yapmak zorundadır.
Afyonkarahisar bu dönüşümün merkezlerinden biridir. Afyonkarahisar ne sahipsizdir ne de göz göre göre yoksullaştırılacak bir şehir. Doğayı korumak kadar emeği, üretimi ve istihdamı korumak da sorumluluktur. Bizim savunduğumuz; çevreye duyarlı, kayıtlı ve ülke ekonomisine katkı sağlayan madenciliktir. Afyonkarahisar’ın geleceği, yasaklarla değil; akılla, planlamayla ve üretimle güvence altına alınır.”