Bu satırları, Sevgili ağabeyim Metin Uca için İstanbul’da, Cemal Reşit Rey salonunda yapılan tören devam ederken yazıyorum…

Törende bulunmayı çok istiyordum. Bulunamadığım için üzüldüm demek az kalır. Resmen kahroldum. Törende bulunmak için program yaptım, uçak bileti ayırttım. Ne var ki olmayacak aksilikler peş peşe geldi ve İstanbul’a gidemedim. 

Metin Uca ile tanışmamı sizlerle paylaşmak istiyorum…

İzmir dışında bir sitenin tadilat işini almıştık. O gün son kontrolünü yapmak üzere sabah yola çıktım. Gideceğim yere yaklaşmıştım ki, ikizim aradı. “Hayrola” dedim.
Başladı anlatmaya…

“Senin severek izlediğin gazetecinin bizim otelde kaldığını biliyor musun ?” dedi. Peş peşe üç gazeteci ismi saydım. “İlk söylediğin” diye cevapladı. Önce şaka yaptığını düşündüm. Israrla “Doğru mu söylediğin, gerçekten orada mı ?” diye sordum. Emin olunca, hemen İzmir yönüne U dönüşü yaptım. Sabah otelden ayrılmadan yakalayıp  tanışmalıydım. Düşündüğüm gibi de oldu. Tam otele vardığımda Metin Uca ve yanında biri kameraman iki arkadaşı otelden çıkmak üzereydiler. Doğrudan Metin Uca’ya yönelerek “Abi hesabınız ödendi ayrıca birlikte bir kahvaltı yaparsak çok memnun kalırım.” dedim. Kırmadı beni. Sadece beni değil kimseyi de kırmazdı zaten. Kahvaltı da klasik tanışma muhabbetinin ardından; kendisinin haber tarzı ve Türkiye’nin siyasal gündemi üzerine konuştuk. Daha doğrusu ben sordum Metin abi cevapladı. "Gülmece haberi nasıl yapıyorsunuz ?” dediğimde unutmadığım ve unutamayacağım şu yanıtı vermişti: “Ağlatmak, üzmek çok kolay. Düzen halkı yeterince ağlatıyor. Birazda güldürmek lazım. Ancak güldürürken, bu boş kahkaha olmamalı. Düşündürmek kahkahadan ve tebessümden daha önemli !” 

Aynı sohbette, o günlerde doğu da artan çatışmalar üzerine de soru sormuştum. "Korkma, bu memleket ben ne zaman ikiye bölünürsem o zaman bölünür. Bende ikiye bölünmeyeceğime göre bölünme ihtimali yoktur.” 

Memleketine bu kadar sevdalı, halkını bu kadar seven insan çok az görülür. Buna rağmen Metin Uca hakkında “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan soruşturma başlatıldı. Çok şaşırmıştım. Demek sıra Metin Uca’ya kadar gelmişti. Dava konusunu hatırlatmakta fayda var. Metin Uca, Geri Bırakılmışlık Sürecinde Türkiye (Yazarı Stefanos Yerasimos’tur. Kitap Türk tarihi üzerine yapılmış önemli bir araştırma, Paris Üniversitesi’nde doktora tezidir. Okumayanlara mutlaka okumalarını öneririm.) Stefanos’tan alıntılayarak Fatih Sultan Mehmed’in deniz kabuklarını çok sevdiğini, oysa Diyanet’in fetvalarında bunu haram saydığını sosyal medyada paylaşmıştır. İnanılır gibi değil, bunun neresi suç ? 

Ancak Cumhuriyet değerlerinden hızla uzaklaşan AKP iktidarında bu kadarcık eleştiri suç olarak görülmüş, Edremit Savcılığı tarafından hakkında soruşturma başlatılmıştı. Soruşturmadan birşey çıkmayacağı başından belliydi. Amaç Metin Uca nezninde, aydınlara, gazetecilere ve de bir bütün olarak tüm halka gözdağı vermekti. 

Metin Uca duruşuyla inandığı değerlerden bir milim taviz vermeyerek yoluna devam etti. Ve halkın sevgilisi oldu. 

Işıklar içerisinde uyu Sevgili Metin Ağabeyim !

Uygar YILDIRIM