Son Mühür / Yağmur Daştan- Eğitim Sen İzmir 3 No’lu Üniversiteler Şubesi, KHK ile görevinden ihraç edilen Barış Akademisyenleri ile ilgili açıklama yaptı. Toplantıda basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen İzmir 3 No’lu Üniversiteler Şube Başkanı Lülüfer Körükmez Kaya, “11 Ocak 2016’da bin 128 akademisyenin imzasıyla “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı barış bildirisi kamuoyuyla paylaşıldı. 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında yeniden başlayan çatışmalı süreçte yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin durdurulmasını ve barış için müzakere koşullarının oluşturulmasını talep eden bildiri, aradan geçen on yıla rağmen hala hukuksuz yaptırımların gerekçesi olarak kullanılmaktadır. On yıl geçmesine karşın bildiriye imza attıkları gerekçesiyle üniversitelerinden ihraç edilen Barış Akademisyenlerinin büyük çoğunluğu görevlerine iade edilmemiştir” dedi.
“Masumiyet karinesi fiilen ortadan kaldırıldı”
“Anayasa Mahkemesi 2019 tarihli kararında, söz konusu bildirinin ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu açıkça ortaya koymuş ve suç unsuru taşımadığına hükmetmiştir” sözleriyle devam eden Kaya, “Yüzlerce dosya hala Bölge İdare Mahkemeleri ve Danıştay önünde bekletilmekte; adil ve makul sürede yargılanma hakkı sistematik biçimde gasp edilmektedir. Tamamen kanaatlere dayanan, boş ve soyut iddialar delil olarak kabul edilmiş; yıllar önce beraatle sonuçlanmış davalar, sosyal medya paylaşımları ya da bir dernek üyeliği akademisyenlerin mesleklerinden uzak tutulmasının gerekçesi haline getirilmiştir. Bu hukuk garabetiyle masumiyet karinesi fiilen ortadan kaldırılmıştır” dedi.
“Mücadelemize devam edeceğiz”
Son olarak, “Eğitim Sen olarak bir kez daha vurguluyoruz: Makul sürenin çoktan aşıldığı bu hukuksuz süreç derhal sonuçlandırılmalıdır” mesajı veren Kaya, “Başta Barış Akademisyenleri olmak üzere, hukuksuz biçimde ihraç edilen tüm kamu emekçileri vakit kaybetmeksizin görevlerine iade edilmelidir. Eğitim Sen, bu hukuksuzluğa karşı tüm üyeleriyle dayanışmasını sürdürecek; haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilene kadar mücadelesini kararlılıkla devam ettirecektir” diye konuştu.
“Toplumca bilinmesi gerekiyor”
SES Temsilcisi Sibel Uyan da “Sağlık, demokrasi ve barış birbirinden ayrılamaz. Sağlık yalnızca hastanelerde üretilemez; bunun toplumca bilinmesi gerekiyor. Barış, sağlığın üzerine kurulduğu bir temeldir. Hukukun, liyakatin ve akademik özgürlüğün olmadığı yerde sağlık da iyileşmez” ifadelerini kullandı.
DEM Partisi İzmir Milletvekili İbrahim Akın, “Türkiye tarihinde görülmemiş bir süreci yaşıyoruz. Dünya halk ve halklar mücadelelerinde geri kalmış durumda. Haklarımızın hepsi ortadan kaldırılmayla karşı karşıya. Dayanışma ve birlikte olmak çok kıymetli, ortak mücadeleye ihtiyacımız var” diye konuştu.
“Barış Akademisyenleri anayasal bir hak olarak barış talebinde bulunuyor” hatırlatması yapan Avukat Ayşegül Karpuz da şunu söyledi: “Bildirinin kendisi aynı zamanda barış talebi; anayasadaki yaşam hakkı gibi birçok temel hakkı koruyan ve yurttaş bilincini barındıran bir bildiriydi. Türkiye’deki yurttaşlar olarak irtibat ve iltisak ile tehdit altındayız. Hukukçular olarak baktığımız ilk şey mevzuat ve içtihatlardır. Anayasa Mahkemesi’nin kararını içine sindiremeyen hukukçular var. Bir hukukçu olarak utanç duyduğum gerekçeler okuyorum. OHAL bitti ama hukuku ne yazık ki devam ettiriliyor. Bu hukuk sistemini dinamitleyen kararlardan da geri dönülmesini istiyorum.”
“Öğrencilerimizden uzak tutulmamız kabul edilemez”
Barış Akademisyenlerinden Prof. Dr. Feride Aksu Tanık da “Barış çağrısının 10’uncu yılında bu sürecin yaşamlarımıza, akademik faaliyetlerimize, var oluşumuza dair mükemmel yazılar yayınlandı. Üniversiteden dışlanmak çoğumuz için akademik faaliyetin sonu olmadı, bulunduğumuz her alan akademik faaliyet haline geldi. Bu süreçte liyakatsizliğin akademide büyük bir tahribat yarattığı bildiriliyor. Öğrencilerimizden uzak tutulmamız kabul edilemez. Üniversitelerin toplumsal sorumluluklarıyla buluşması ve bu sorumlulukları yerine getirecek yerlere dönüştürülmesi gerekiyor. Baskı altında kalmadan, özgürce çalışılabilecek bir iklim oluşturulması kaçınılmazdır. Böyle bir üniversitenin yeniden inşası Barış Akademisyenlerinin görevlerine geri dönmeleriyle sağlanabilir” diye konuştu.