Son Mühür / Atakan Başpehlivan İzmir ve Türkiye'de milli güvenlik savunma alanlarında yaptığı çalışmalarla adından söz ettiren emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, son haftalarda Yunanistan'ın milli savunma alanlarında yaptığı hamleleri değerlendirerek, Türkiye'nin söz konusu risk ortamında yapması gerekenleri sıralayarak, önemli açıklamalarda bulundu.

Yankı Bağcıoğlu: Yunanistan'ın hamlelerini küçümsememek gerekiyor

Yunanistan'ın savuna alanınndaki hamlelerin küçümsenmemesinin ve iyi analiz edilmesi gerektiğinin altını çizen emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, Yunanistan'ın savunma dönüşümünün önemli yapısal sınırlamalarının da olduğunu aktararak, "Yunanistan’ın savunma alanındaki hamlelerini küçümsememek, ancak bu dönüşümü iyi analiz etmek gerekir. Atina; hava ve füze savunması, muharip uçak, fırkateynler, İHA sistemleri ve yeni teknolojilere yatırım yaparken, İsrail ile iş birliğini önemli bir 'oyun kurucu kuvvet çarpan' olarak görüyor.

Türkiye ise Yunan güvenlik çevrelerinin savunma planlamasında temel askerî referans olmaya devam ediyor. Bununla birlikte Yunanistan’ın savunma dönüşümünün önemli yapısal sınırlamaları bulunuyor: Savunma sanayii ve Ar-Ge alanında uzun yılların biriktirdiği eksiklikler, yeni silah ve sistem tedariklerinde yerli sanayi katkısının sınırlı kalması bürokratik direnç ve stratejik planlama kapasitesindeki sorunlar, demografik yapı ile nitelikli askerî personel temininde yaşanan insan kaynağı sıkıntısı yüksek maliyetli modernizasyon programlarının ekonomi ve savunma bütçesi üzerinde yaratabileceği sürdürülebilirlik baskısı, ABD, Fransa ve İsrail başta olmak üzere dış ortaklara ve yabancı savunma teknolojilerine duyulan ihtiyaç ve bağımlılık" dedi.

"Türkiye kaynaklarını bekaya katkı sağlayan projelere yöneltmeli"

Son olarak, Türkiye'nin kaynaklarını caydırıcılığa ve bekaya katkı sağlayan projelere yöneltmesi gerektiğini önemli olduğunu vurgulayan Bağcıoğlu, konuyla ilgili yayınladığı mesajında şu ifadelere yer verdi: "Silah satın almak önemlidir; ancak tek başına sürdürülebilir askerî güç oluşturmaz. Kalıcı askerî güç; ekonomik dayanıklılık, nitelikli insan kaynağı, güçlü yerli savunma sanayii, teknoloji, eğitim, doğru harekât konseptleri ve kriz ortaya çıkmadan seçenek üretebilen stratejik planlama kapasitesinin birlikte geliştirilmesiyle mümkündür.

Türkiye açısından çıkarılması gereken ders de budur. Kaynaklarımızı öncelikle acil, kritik ve doğrudan caydırıcılığımıza ve bekaya katkı sağlayan projelere yöneltmeliyiz. Mevcut güvenlik ortamında acil ihtiyaç niteliği taşımayan, seçim ve iç politika eksenli uçak gemisi gibi yüksek maliyetli projeler ertelenmeli; kaynaklar öncelikli harekât ihtiyaçlarına tahsis edilmelidir.

MÜSİAD İzmir Başkanı Temur'dan OVP açıklaması: ''Piyasa öngörülebilirliği artacak''
MÜSİAD İzmir Başkanı Temur'dan OVP açıklaması: ''Piyasa öngörülebilirliği artacak''
İçeriği Görüntüle

Ancak mesele yalnızca silah ve platform tedariki değildir. 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında Askerî Sağlık Sistemi, Personel Yönetimi ve Askerî Eğitim Sistemi başta olmak üzere yapılan köklü değişiklikler de geçen 10 yılda edinilen tecrübeler ve ortaya çıkan ihtiyaçlar ışığında kapsamlı biçimde gözden geçirilmeli ve gerekli alanlarda yeniden yapılandırılmalıdır"

Muhabir: ATAKAN BAŞPEHLİVAN