Türk müziğinin unutulmaz piyanist ve ses sanatçılarından biri olan, kendine has yorumuyla bir döneme damga vuran Ferdi Özbeğen’in yaşam öyküsü sinema izleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor. Sanatçının derin izler bırakan kariyerini ve kişisel yolculuğunu odağına alan biyografik film projesi için kollar sıvandı. Modern Türkiye'nin müzik kültüründe eşsiz bir yere sahip olan Özbeğen’in hatırasını yaşatmayı hedefleyen bu yapım, sanatçının sadece sahne ışıkları altındaki başarısını değil, toplum hafızasındaki yerini de beyazperdeye yansıtacak.
Dev kadro ve güçlü senaryo ile bir devir yeniden canlanıyor
Projenin prodüksiyon süreçlerini, daha önce de ses getiren çalışmalara imza atan Orchestra Content üstlenirken, filmin yaratıcı yapımcılığını ise sektörün deneyimli isimlerinden Mine Şengöz yürütüyor. Ferdi Özbeğen’in hayatındaki dönüm noktalarını ve duygu dolu anlarını senaryolaştırma görevini ise yetenekli kalem Yiğit Güralp üstlendi. Sanatçının hayatını en saf ve gerçekçi haliyle izleyiciye sunmayı amaçlayan ekip, senaryo aşamasında titiz bir çalışma yürüterek nostalji rüzgarlarını modern sinemanın imkanlarıyla harmanlıyor.
Danışman kadrosu ve Türk Eğitim Vakfı ile güç birliği
Ferdi Özbeğen’in hayattayken tüm mal varlığını bağışladığı Türk Eğitim Vakfı (TEV), projenin en önemli paydaşlarından biri olarak dikkat çekiyor. Filmin gerçeğe uygunluğu ve etik değerleri gözetmesi adına oluşturulan geniş danışman kadrosunda ise Tuğrul Eryılmaz, Gülşen İşeri, Murat Özyaşar, Murat Meriç, İdris Pehlivan ve Hilmi Özbeğen gibi isimler yer alıyor. Uzman isimlerin rehberliğinde şekillenen bu iş birliği, sanatçının mirasına duyulan saygının bir göstergesi olarak projenin her aşamasında belirleyici bir rol oynuyor.
2027’de sinemalarda
Müzikseverlerin ve sinema tutkunlarının büyük bir merakla beklediği bu biyografi filminin prodüksiyon takvimi de netleşmeye başladı. Ferdi Özbeğen’in yaşamının saklı kalmış yanlarını ve sahne dünyasının arka planını keşfedeceğimiz yapımın, 2027 yılı içerisinde izleyiciyle buluşması hedefleniyor. Sanatçının ikonik şarkılarının ve piyanosuyla yarattığı büyülü atmosferin yeniden hayat bulacağı film, Türk sinemasında biyografi türünün önemli örneklerinden biri olmaya aday görünüyor.