Son Mühür- Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin, başta Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin durması olmak üzere kendisini de yakından ilgilendiren ABD-İsrail-İran üçgeninde yaşanan savaş için nasıl bir yol haritası izleyecek?
Çin konusunda en yetkili isimlerden biri olan Şanghay Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nurettin Akçay,
''Çin’in İran kriziyle ilgili tutumu bugünlerin en çok tartışılan konularından biriyken, Pekin’in ne yapmaya çalıştığıyla ilgili bu işlere vakıf Çin’den bir kaynağımla konuştum.
Aldığım bilgiler ışığında, Çin’in şu anki İran-ABD gerilimi ve bölgesel dinamiklere yönelik tutumuna dair özet şöyle'' sözleriyle Pekin'deki son durumu anlattı.
Nurettin Akçay'ın önümüzdeki iki haftanın Çin açısından çok kritik olduğuna işaret eden paylaşımı şöyle.
Pekin şu an sadece izliyor...
Kaynağıma göre Çin büyük ölçüde şu an olayları izliyor ve doğrudan müdahaleden kaçınıyor. Bunun birkaç temel sebebi var:
*Birincisi, iç gündem ve üst düzey diplomasi. Şu anda “İki Oturum” devam ediyor ve Trump’la yapılması beklenen zirve gibi önemli diplomatik takvimler var.
Körfez ülkelerini karşısına almak istemiyor...
*İkincisi, Pekin Suudi Arabistan ve diğer Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkelerini karşısına almak istemiyor; bu ülkelerle enerji ve ekonomi bağları çok kritik.
*Üçüncüsü ise, Çin uygun bir fırsat bekliyor; yani koşulların değişmesini veya daha uygun bir zamanlamayı kolluyor.
İran'ın geçmişteki tavrı...
Kaynağım, Çin halkının ve elit kesimlerin mevcut İran rejimine karşı genel olarak olumsuz bir algıya sahip olduğunu vurguladı. Sebep olarak İran’ın Çin’e karşı geçmişteki kibirli tavırlarını, kendi halkına kötü yönetimini ve iş dünyasında güvenilmezliğini gösteriyor: “İranlılar genelde bize yaklaşıp sonra Batılılara dönüp bizi satıyorlar” diyor.
Bununla birlikte, rejimin ayakta kalıp kalmamasının Çin için çok kritik olmadığını söyledi. Ve birçok Çinli elit, ileride Türkiye veya Orta Asya ülkeleri gibi daha seküler ve açık bir İran görmek istiyormuş.
Çin’in yardım edip etmeyeceğini sordum ve şu cevabı verdi: “Şu an İran’ın bu savaşın üstesinden gelip gelmeyeceğini anlamaya çalışıyoruz. Eğer İran 2 hafta daha direnç gösterebilirse bazı şeyleri yeniden değerlendireceğiz.”
Rusya'ya verilen desteğin yüzde 70'i...
Yardımın boyutuyla ilgili ise;
Eğer İran ayakta kalmaya devam ederse bir ölçüde yardım olabilir ama bu Rusya’ya verilen desteğin yaklaşık “Yüzde 70’lik” bir versiyonu olur. Kesinlikle doğrudan askeri yardım olmayacak. Bunun yerine İran’ın direncini destekleyecek şeyler verilebiliri (Çift kullanımlı mallar, savunma kabiliyetini artıracak bileşenler vb.) Ancak bu yapılırken GCC ülkeleriyle ilişkiler çok dikkatli dengelenecek.
Medyada yazılanlar abartılı...
Medyada dolaşan “Çin İran rejimine istihbarat veya silah veriyor” spekülasyonları hakkında ise kaynak bunların çoğunun abartılı olduğunu söyledi. Çin Dışişleri Bakanlığı ve Wang Yi’nin açıklamalarına bakıldığında bariz bir dengeleme çabası görülüyor:
İran’ın egemenliğini, güvenliğini ve kendini savunma hakkını destekleyen ifadeler kullanılıyor ama aynı zamanda itidal çağrısı yapılıyor, gerilimin düşürülmesi isteniyor ve Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışının korunması vurgulanıyor (ki bu Çin’in enerji ithalatı ve küresel ticareti için hayati).
Çin, bekle ve gör diyor...
Sonuç olarak kaynak, “bekle ve gör” yaklaşımını öneriyor: Önümüzdeki iki hafta içinde ne olacağına bakılacak. Çin’in tutumu ölçülü kalmaya devam edecek.
Diplomatik söylem, ekonomik pragmatizm ve doğrudan çatışmaya bulaşmama üzerine kurulu olacak. Enerji rotalarının istikrarı ve bölgesel ilişkilerin korunması, mevcut İran liderliğine koşulsuz destekten çok daha öncelikli görünüyor.