İzmir Haberleri

Devrim Onur Erdağ’dan sarı sendika tepkisi: "Sadece klavye başında sendikacılık yapmakla olmuyor"

Tüm Yerel Sen Örgütlenme Sekreteri Devrim Onur Erdağ, Son Mühür TV’de yayınlanan Yağmur Daştan ile Sıcak Bakış programının konuğu oldu. Erdağ, birçok konuda açıklamalarda bulunurken gündemde oldukça yer eden Toplu İş Sözleşmesi tartışmasına Memur sen, sarı sendikanın yaptığı bir cümle bizi bu hale getirdi. Sadece klavye başında sendikacılık yapmakla olmuyor. Toplu iş sözleşmesi net olur, cevabı sandıkta vereceğiz" diye konuştu.

Abone Ol

Son Mühür/ Osman Günden- Son Mühür TV’de yayınlanan Yağmur Daştan ile Sıcak Bakış programının konuğu Tüm Yerel Sen Örgütlenme Sekreteri Devrim Onur Erdağ oldu. Programda bugün toplumu ayakta tutan işçi ve memurlar, eğitimdeki şiddetten maden işçilerinin yaşadıkları sıkıntıdan, belediyelerdeki toplu sözleşme kördüğümünden itfaiye ve zabıtanın hak arayışına kadar yerel yönetim emekçilerinin tüm sıcak gündemini Tüm Yerel-Sen penceresinden masaya yatırıldı.

“Adalet sistemi değişmeli”

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta eğitim kurumlarına düzenlenen, bir öğretmenimizin hayatını kaybettiği silahlı saldırılar tüm Türkiye’yi sarstı. Tüm Yerel-Sen olarak bu olayların ardından 16-17 Nisan tarihlerinde iş bıraktıklarını dile getiren Erdağ süreçle ilgili, “Bu ülkede artık her sabah acı bir haberle uyanıyoruz.

Her sabah adaletsiz yapılan eylemlerle uyanıyoruz. Bizler bu dönemi çok yoğun geçirdik. Tüm Yerel Sen olarak iş bırakma kararı aldık ama biz bunu yeterli bulmuyoruz. Bugün olan ölene oluyor. Bu ülkede değişmeyen tek bir şey var adalet sistemi. Ne zaman adalet sistemi değişirse o zaman evlatlarımız can vermeyecek, öğretmenlerimiz katliama uğramayacak” değerlendirmesinde bulundu.

“Hiçbir siyasetçinin arka bahçesi değiliz”

Tüm Yerel Sen Örgütlenme sekreteri Erdağ “Milli güvenlik sorunu var. Biz hiçbir siyasetçinin arka bahçesi değiliz. Doğruları söylemekten ve doğruları savunmaktan kaçınmayız. Biz bir şeyi savunuyorsak mutlaka oraya dikkat edilmesi lazım. Bütün sendikalar için bu geçerli. Aylar öncesinde söylendi. Okullarda polis yok, güvenlik yok, kameraların bazıları çalışıyor bazıları çalışmıyor. Güvenlik problemi var. Yeni yeni şu anda var.

Çocuklarımızın vefat etmesi mi gerekiyordu? Öğretmenlerimizin katliama uğraması mı gerekiyordu bugün tekrar güvenlik, polis, jandarma koydunuz? Niye bunlar daha önce olmadı? Bakın depremde de aynı şekilde. Önce o felaketi görüp o acıyı yaşayacağız ondan sonra önlem alınıyor. Bu kadar zor değil aslında. Gençlerimizin gelecek kaygısı var. Kent yoksulluğu, televizyonlarda mafyavari dizilerin izlenmesi. Bunlar birleşince ortaya acayip bir karışım çıkıyor. Bunların önlenmesi lazım. Çocuklarımızı Atatürk ilke ve inkılaplarına göre yetiştirmeliyiz. Sendika olarak halkımızın bölünmez bütünlüğü için mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“İşçiler 10 aydır evlerine ekmek götüremiyor”

Doruk Madencilik işçilerinin Ankara’daki yürüyüşüne polis müdahalesinin yanı sıra Ege Bölgesi'nde de Kınık ve Soma hattında madencilerin yaşadığı kronikleşen sorunlar hakkında konuşan Erdağ, “Bu insanlar 10 aydır maaş alamıyor. Primlerini alamıyorlar. Bu ülkede her geçen gün yoksulluk derinleşiyor zaten. Enflasyon aldı başını gitti. Açlık sınırı 36 bin lira, yoksulluk sınırı 103 bin liraya dayandı. Bugün Ankara’da eylem yapan bu işçiler, polis tarafından darp edilen madenciler 10 aydır evlerine çoluğuna çocuğuna ekmek götüremiyor.

İnsanların çıkıp ta ‘biz hakkımızı istiyoruz , açız’ demesi normal değil mi? Maden işçilerimizi darp eden polis arkadaşlarımıza sesleniyorum ‘Sizler kaba kuvvet uyguluyorsunuz, size taşla sopayla saldırmıyorlar. Neden bu kadar kaba kuvvet uygulandı. ’Bu insanlar hırsızlık yapmıyor. 12 ayda 2 defa maaş aldık. Hakkımızı istiyoruz diyorlar. Buradaki kaos ortamını istemiyoruz. Hükümetin çalışma yapması lazım. Milli güvenlik sorunlarımız var” dedi.

“Silkeleme operasyonları belediye başkanlarını korkuttu”

Buca, Bayraklı ve Karşıyaka başta olmak üzere İzmir’deki birçok belediyede memurların hak arayışına tanıklık ediyoruz. Sosyal denge tazminatları ve toplu sözleşme süreçlerinde İzmir’de yerel yönetim emekçilerinin isteklerine değinen Erdağ, “Hükümetin silkeleme politikası bütün belediyeleri silkeledi. Bu sefer durum memura da yansıdı işçiye de yansıdı. SGK borcu diye bir borç çıkarttılar. Bu borç yıllardır var zaten. Neden yıllardır olan bir şey bu dönem gündeme getirildi? Bu tamamen siyasi. Memur siyasete alet edilemez.

Bugün geldiğimiz noktada Karşıyaka’daki memur arkadaşlarımız yedi aydır sosyal denge tazminatı almadığı gibi her yıl ocak ayında yapılan toplu iş sözleşmesine göre sosyal denge tazminatları mevcuttur. Menemen Belediyesi şu an da Ak Parti’de. Oraya giden aynı yazı Çevre ve Şehircilik bakanı tarafından Cumhuriyet Halk Partisinde olan Karşıyaka Belediyesi’nde tamamen kesiliyor sosyal denge tazminatı.

Oradaki memur hakkı farklı da Karşıyaka’daki Bayraklı’daki Buca’daki memur arkadaşlarımızın hakları ayrı mı değerlendiriliyor. Bugün yedi aydır sosyal denge tazminatı almadığı gibi bir anda sosyal denge tazminatları kaldırıldı. Bugün Bayraklı Belediyesi’nde yirmi bin TL olan sosyal denge tazminatı on üç bine düşürüldü. Buca Belediyesi’nde aynı şekilde yedi aydır sosyal denge tazminatı alamıyor arkadaşlarımız.

Bunun yanında Buca da aynı şekilde toplu sözleşme yapılıyor ama bir anda düşürülüyor. Bunun sebebi silkeleme operasyonlarından belediye başkanlarının korkmasıdır. Ama burada AK Parti’de olan Menemen Belediyesi örneği var. Çevre ve Şehircilik bakanından gelen yazıdan korkmuyor veriyor tazminatları. Bunun yanından Cumhuriyet Halk Partili belediyeler korkuyor. Ama emekçinin hakkı için korkulmaz. Şu anda eylem var ve bu çoğalacak. Emekçiden tasarruf olmaz, itibardan tasarruf olur. Bu ülkeyi ayakta tutan emekçilerdir” ifadelerini kullandı.

“Toplu iş sözleşmesi net olmalı”

Toplu iş sözleşmesi ve zimmet konularına değinen Erdağ, “Belediye başkanlarında kişi borcu her dönem çıkıyor. Bunun sebebi ortada ve nettir. Zimmet suçtur. Bunun sebebi şu, toplu iş sözleşmesi yapıyor hükümetle. Bugün sarı sendika, memur sen çıkıp ta o toplu sözleşmeye ‘yüzde yüz yirmi SDT verilebilir’ ibaresi koymasaydı bugün bu durumu yaşamayacaktık . Biz bunu kaç defa ilettik. Memurlar siyaset üstüdür. Belediye başkanlarının iki dudak arasına bunu vermeyin, biz köle değiliz. Canı isteyen belediye başkanı versin, canı istemeyen belediye başkanı istediği zaman kessin. Böyle bir şey yok. Bu kölelik sistemi. Memur sen, sarı sendikanın yaptığı bir cümle bizi bu hale getirdi. Sadece klavye başında sendikacılık yapmakla olmuyor. Toplu iş sözleşmesi net olur diye konuştu.
Cevabı sandıkta vereceğiz”

Bu durumun en kısa sürede çözüme kavuşması gerektiğini savunan Erdağ, “Enflasyon aldı başını gitti. Memurun işçinin cebinden alınması demek yaşanamaz hale gelmiş olmak demek. Bunun cevabını sandıkta veririz. Gerek iktidar gerek muhalefet hiç fark etmez . Dik duran belediye başkanlarımız için biz bu eylemleri yapacağız yapmak zorundayız” dedi.

“İtfaiyecilerin sorunlarını meclise taşımaya devam edeceğiz”

İtfaiye birimlerinde ciddi bir huzursuzluk olduğunu, bazı personelin düz memurluğa çekilmesi ve kadro mağduriyetleri yaşandığı dile getiren Tüm Yerel Sen Sekreteri Erdağ, “Adaletsizliğin kimden geldiğine bakılmaksızın onun karşısında olmaya devam ediyoruz. İtfaiyeciler hayatın her yerindedir. Depremde de selde de. Can verdiğimiz yere onlar can kurtarmaya giriyor. Üzerlerindeki yük çok kutsal.

İtfaiyecilerin sorunları meclise kadar taşındı ancak bir çözüme kavuşmadı. İtfaiyecilerin bir meslek kanunu olması lazım. Meslek Yüksek Okulu var ama ‘meslek’ değil. Masa başında olan veri hazırlayan bir arkadaşımızla itfaiyeci arkadaşlarımızın risk oran primi aynı. Yıpranma payları yok. Göreve gittiği kadar yıpranma payı var. Mücadele ettiği kadar payı var. Biz buna anayasanın eşitlik ilkesi gereği karşıyız” diye konuştu.

“Zabıta ve İtfaiye birimleri için fakülteler olmalı”

Zabıtaların özlük hakları ve yasal korunma zırhı konusunda değerlendirmede bulunan Erdağ, “Kentin düzeninden sorumlular. Hayatın her alanında zabıta ve itfaiye var. Ama Hakka hukuka geldiği zaman bir tane hak zabıtalara verilmedi. Zabıta teşkilatında da aynı şeklide ‘meslek’ sayılmıyor. Zabıta ve itfaiyeler için fakülteler olmalı. Bugün ‘zabıta ve itfaiye personeli alınacaktır’ diye ilanlar var. Alım diye bir şey yok. Pazardan peynir ekmek almıyorsunuz” dedi.

“Somut adımlar atılmalı”

Geçtiğimiz günlerde CHP heyetiyle birlikte Muğla’da önemli temaslarda bulunan Erdağ, “Muğla Ege’nin incisi bir şehirdir. Muğla’da örgütlü bir sendikayız. Her geçen gün üye sayımız artıyor. Orada ikramiyeli bir toplu sözleşme yapıldı. Emekçinin sorunlarının çözülmesi için somut bir adım atılması gerekmektedir. Hem iktidar tarafından hem muhalefet tarafından hem de parlamentoda olup olmamasına bakılmaksızın tüm partilerin genel başkanları tarafından” diye konuştu.

“Eşki’nin örgütlü mücadelesine kefiliz”

Önceki dönem Tüm Yerel-Sen 2 Nolu Şube Başkanı olan ve şu an Bornova Belediye Başkanlığı görevini yürüten Ömer Eşki’nin gözaltına alınması konusunda konuşan Erdağ, “Kendisi başarılı bir şube başkanıydı. Türkiye’de zimmeti affettiren tek şube başkanı Ömer Eşki’dir. O dönemde memurların cebinden alınırken bütün partilerle görüşüp affettirdi. Geçmişte nerden geldi şu an ne yapıyor ona bir bakalım. Kulaktan duyma sözlerle yargılama olmaz. Ömer Eşki’nin örgütlü mücadelesine kefiliz. Özkan Yalım bu kadar konuşulmadı. Ömer Eşki her şeyi takip edemez ki, binden fazla çalışanı var” diye konuştu.

“Bankamatik memuru lafı hakarettir”

Belediyelerde liyakat temelli atamalar ve 'bankamatik memuru' iddiaları üzerine konuşan Tüm Yerel-Sen Sekreteri Erdağ, “Bankamatik memuru lafına sendika olarak tepki gösteriyoruz. Zaten memur kanununda 3 gün mazeretsiz işe gelmezse bir hafta işe gelmeyen insan işten atılır. Bankamatik memuru lafı memurlara yapılan bir hakarettir. Adamına göre iş değil işe göre adam alınması lazım. Bir işi en iyi kim yaparsa o işi ona vermemiz lazım. Bir işi yaparken topluma faydası varsa liyakat budur. Sırf tanıdık diye siyasi diye böyle bir şey yapamaz” dedi.

“Çocuklara psikolog desteği sağlanmalı”

‘Bizim sendikamız memurlardan oluşuyor’ diyen Erdağ, “Memur arkadaşlarımızın çocukları artık ülkenin gidişatının iyi olmadığını düşünüyorlar. Daha üniversiteyi bitirmeden yurt dışı hayaline kapılıyorlar. Bu bizim için gerçekten kötü bir durum. Biz evlatlarımızı Atatürk ilkeleri esasında yetiştiriyoruz. Bunu yaparken de bu çocukların artık bu ülkeden gitmek istiyoruz demeleri çok üzücü. Özellikle Tıp Fakültesi bitiren öğrencilerden bunu duyuyoruz. Bu çocukları sosyalleşmeleri için alan tanımamız lazım. Gençler ve çocuklar için de ayrı bir politika uygulanması lazım. Çocuklara okullarda veya sağlık ocaklarında psikolog desteği sağlanmalı. Sağlık Bakanlığı, Aile Bakanlığı bunun üzerinde çalışma yapmalıdır. Özelleştirmenin dışında, devlet içerisinde çocukların kendini geliştirebileceği alan sağlanmalı” diye konuştu.

“Hak verilmez hak alınır”

1 Mayıs’ın artık bayram olmaktan geçtiğini söyleyen Erdağ, “ Artık eylemlerle kutlayacağız. Çünkü nereden bakarsanız bakın Edirne’den Kars’a kadar adaletsizliklerle dolu, emekçiyi ezen bir düzen var. Bu durumda biz nasıl 1 mayıs emekçinin bayramı diyelim. Biz yine 1 mayısta alanlarda olacağız. Emekçinin haklı mücadelesini haykırmak için orada olacağız. Buradan tüm işçilerin, emekçilerimizin 1 mayıs emekçi ve işçi bayuramını kutluyorum . Güzel günler görmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Hak verilmez hak alınır. Biz Tüm yerel sen olarak Ankara’da bu eylemin içinde bulunacağız” dedi.

“Daha iyisini yapmak için adayım”

Son olarak mayıs ayında gerçekleşecek Tüm Yerel Sen Olağan Genel Kurulu hakkında bilgi veren Erdağ, “2020 yılında Tüm Yerel Sen’e gönül verdim. Gelir gelmez şube yöneticisi oldum. Bugün sendikamızı on sekiz binden otuz binlere çıkardık. Bugün yerel örgütlenme sekreterliği görevimi tamamlıyorum. Bu dönemden sonra adayım, daha iyisini yapmak için adayım. Üç yıl boyunca yıllık izin yapmadım. Emekçinin hakkını savunmak için, Tüm Yerel Sen’e gönül verdik. Vefa borcumuz var. Onun için daha fazla çalışacağız. Sendikamızı otuz binlerden elli binlere çıkaracağız” açıklamasında bulundu.