Son Mühür / Yağmur Daştan - Türkiye’nin hem ekonomik hem de sosyo-politik açıdan derin bir kriz sarmalından geçtiğini belirten DEVA Partisi Genel Başkan Vekili ile Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Çanakcı, ülkede yaşanan gelişmeleri Son Mühür’e değerlendirdi. İktidarın mevcut yönetim anlayışına ve uygulanan ekonomi programına yönelik sert eleştirilerde bulunan Çanakcı, DEVA Partisi’nin Meclis’teki ittifak ortaklarıyla birlikte Türkiye için güçlü bir alternatif inşa etme kararlılığında olduğunu ifade ederek dikkatleri çeken açıklamalarda bulundu.
“Bu tabloya ‘başarılı’ demek mümkün mü?”
Türkiye’de yaşanan son gelişmelere bakıldığında iç açıcı bir tablonun görünmediğini ifade ederek açıklamalarına başlayan Çanakcı, “Ekonomide de sosyal hayatta da böyle… Türkiye hem ekonomide hem sosyal hem de siyasi hayatımızda önemli sorunların ve krizlerin yaşandığı bir dönemden geçiyor. Ekonomiye baktığımızda, 2023 seçimlerinin üzerinden üç yıl geçti. Bu üç yıl içinde faizler yüzde 50’ye çıktı. Şu anda efektif faiz oranı yüzde 40. Türkiye, dünyada en yüksek politika faizini veren ikinci ülke olmasına rağmen en yüksek enflasyona sahip dördüncü ülke. Bu kadar bedel ödenmesine rağmen büyümenin yüzde 2 buçuk civarına düşmesi ve hatta durma noktasına gelmesi, bu kadar bedel ödenmesine rağmen geniş tanımlı işsizliğin yüzde 30 seviyesinde seyretmesi, bu kadar bedel ödenmesine rağmen genç işsizliğin yüzde 30’un da üzerinde seyretmesi… Yani her üç gencimizden biri ne eğitimde ne de istihdamda. Bu ekonomik tabloya ‘başarılı’ demek mümkün mü? Bu ekonomi yönetimine ‘başarılı bir program’ demek mümkün mü? Dünyanın hiçbir yerinde bu tür krizler ve faiz ortamları üç yıl sürmez. Bir program uygularsınız ve bu programın kısa süre içinde netice vermesi beklenir. Eğer bu kadar büyük bedele rağmen göstergeler iyileşmiyorsa ve hatta tam tersi kötüleşiyorsa ortada bir yanlış vardır. Bunu ekonomiyi yönetenlerin kabul etmesi gerekir. Bu durum, TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla örtülecek bir durum değil. Ekonomi ciddi sorunlarla karşı karşıya” dedi.
“Herkes hayat pahalılığı altında inim inim inliyor” sözleriyle devam eden Çanakcı, “Açlık sınırının 35 bin lira, yoksulluk sınırının 115 bin lira olduğu yerde asgari ücret 28 bin lira, emekli maaşı ise 20 bin liraysa ve hükümet hala asgari ücrette ara zammı gündeme almamışsa burada başarıdan ve iyileşmeden söz etmek mümkün değil. Ekonomide gerçekten hükümet ve ekonomiyi yönetenler sınıfta kaldı” ifadelerini kullandı.
“Yargı eliyle dizayn ediliyor”
Sadece ekonomide değil, sosyal hayatta da ciddi problemlerin olduğunu söyleyen Çanakcı, “Sanal bahis ve kumar batağına aileler ve gençler saplanmış durumda. Madde bağımlılığı yükseldi, çeteleşme çocuk yaşa kadar indi. Kadına şiddet azaldı mı iyileşti mi yoksa daha mı kötü? Bütün bu ekonomik sorunların yanına bir de çok derin sosyal sorunlar yaşanıyor. Siyasete bakıyoruz, orada da ciddi krizler var. Hükümet yargı eliyle siyaseti dizayn ediyor. DEVA Partisi olarak buna itiraz ediyoruz. Yargı, hiçbir şekilde siyaseti dizayn etme aracı olarak kullanılamaz. Türkiye’nin ihtiyacı olan hukuki öngörülebilirlik, hukuk güvenliğidir. Eğer bir ülkede hukuk güvenliği yoksa refah da olmaz yatırım da olmaz ekonomik büyüme de istihdam da olmaz. Burada özellikle ana muhalefet partisinin böyle bir tabloyla karşı karşıya kalmasını Türk siyaset hayatı ve geleceği için önemli bir sıkıntı olarak görüyoruz. Elbette ki temiz belediyecilik, temiz yönetim her kademede gerekli. İktidar da olsun, muhalefet de olsun hiç fark etmez bu ülkenin beklentisi ve hepimizin görevi bunları gerçekleştirmek. Fakat bunlar yargıda görüşülür, yargıda sonuçlar ve herhangi bir yanlış ya da suç tespit edilirse ona göre gereği yapılır. Türkiye’de iş, ticaret ve siyaset hayatı yargı eliyle dizayn ediliyor. Böyle bir tablonun kimseye bir faydası yok” diye konuştu.
“Çözebilme ihtimali olduğunu düşünmüyoruz”
Geçtiğimiz günlerde beyaz et sektörüne yönelik düzenlenen operasyonlara da değinen DEVA Partili Çanakcı, şunları söyledi: “Ortada bir haksız fiyat, fahiş fiyat uygulaması varsa; kartel ya da tekel iddiası varsa bunu denetleyecek mekanizmalar bellidir. Bunlar rekabet ve Ticaret Bakanlığı’dır. Siz bu iki kurumu devre dışı bırakıp ‘örgütlü suç’ iddiasıyla bu şirketlere kayyum atarsanız bu ülkede yatırım, üretim ve istihdam iklimini kalıcı şekilde bozarsınız. Ekonomide de sosyal hayatta da siyasal hayatta da sorunlar yumağı oluşmuş durumda. DEVA Partisi olarak, bu iktidarın Türkiye’nin sorunlarını çözebilme ihtimalinin olmadığını söylüyoruz. Eğer olabilseydi dünyada hiçbir iktidara nasip olmayan güç ve imkana sahip olan bu iktidar, sorunları bugüne kadar çözer ve Türkiye’nin göstergeleri iyileşirdi. Türkiye’nin hangi göstergesi iyileşme yolunda? Ya göstergeler durağanlaşmış ya da tamamen baş aşağıya gidiyor.”
“Bu programın ayakta kalması mümkün değil"
“Türkiye’nin kapsamlı, tutarlı ve bütüncül bir ekonomi programını uyguladığını söylemek mümkün değil” mesajı da veren Çanakcı, “Bir ekonomi programının dört bacağı vardır. Birincisi para politikası, ikincisi maliye politikası, dördüncü bacağı yapısal reform ve dördüncü bacağı da sektörel dönüşüm programlarıdır. Nasıl ki dört bacaklı bir masa tek bir bacak üzerinde duramazsa, bir ekonomi programı da sadece para politikası bacağı üzerinde ayakta kalamaz. ‘Uyguluyoruz’ dedikleri ekonomik program sadece faizlerin yüksek, ücretlerin ve kurların baskı altında tutulmasına yarayan bir politika. Sadece, para politikasının faiz bacağının devrede olduğu bir politika. Maliye politikasından bahsetmek mümkün değil. Yaptıkları sadece dolaylı vergileri artırmak, esnafın ensesinde boza pişirmek. Adil vergi reformu, şeffaf bütçe yapılması yönünde herhangi bir adım da yok. Dolayısıyla masanın maliye politikası ayağı tamamen yok durumda. Kamu ihale yasası en önemli yapısal reform alanlarından biri. Aylar geçti, yıllar geçti bu çalışmalarla ilgili somut paket ortaya konulmuş değil. Birçok alanda ilerleme yok. Sektörel dönüşüm programlarının ise adı bile geçmiyor. Türkiye’de tekstil, mobilya ve beyaz eşya sektöründe sıkıntılar var ama hükümetin bunlarla ilgili adım atmış değil. Bu programın ayakta kalması ve başarılı netice üretmesi mümkün görünmüyor” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’nin önüne yeni bir alternatif sunma hedefindeyiz”
CHP’de ‘mutlak butlan’ kararının ardından başlayan tartışmalar hakkında da değerlendirmelerde bulunan Çanakcı, ana muhalefet partisinin içinde bulunduğu kaotik ortamdan bir an önce çıkmasını dilediklerini belirtti. Çanakcı, “Türkiye’nin iki kutuplu bir siyasete sıkıştırılmak istendiğini görüyor ve bunun yanlış olduğunu düşünüyoruz. Şu anda CHP’den bir kopma ya da ayrılma düşüncesi olduğu ifade ediliyor, yeni parti söylemleri de var. Bizim bu konularda görüş vermemiz doğru olmaz. Ancak siyaset anlayışı olarak iktidar Türkiye’yi iki kutuplu siyasete sıkıştırmak istiyor. DEVA Partisi olarak Türkiye’nin buna mecbur olmadığını ve bir alternatif yol inşa edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yeni Yol Grubu olarak Meclis’te DEVA, Saadet ve Gelecek Partisi birlikte hareket ediyor. Bütün çabamız bu yolu yeni katılımlarla genişletmek. Türkiye’nin önüne yeni bir alternatif sunma hedefindeyiz” dedi.
“Programlarımız ve eylem planlarımız hazır”
Son olarak, ülkede yaşananların gelecek seçimlere etkisinin nasıl olacağı ve ‘erken seçim’ söylemlerinin de sorulması üzerine Çanakcı, “Seçimin ne zaman olacağını kestirmek zor. Mevcut ekonomik koşullar ve bu tablo altında iktidar seçime bu yıl ya da önümüzdeki yılın erken aylarında gitmeyi düşünmeyecektir. Fakat Cumhurbaşkanı danışmanının geçtiğimiz günlerde söylediği gibi 16 Nisan 2028’de gerçekleşecek bir seçime de muhalefetin destek vermesi beklenemez. Bir ay daha sabredersiniz ve seçimi zamanında yaparsınız. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tekrar seçilmesini sağlamak için bir ay öncesine çekilmiş seçime destek olmamız mümkün değil. DEVA Partisi olarak yarın seçim olacakmış gibi çalışıyoruz. Programımız ve eylem planlarımız hazır. Kadrolarımız, teşkilatlarımız hazır. Her an seçim olacak gibi çalışmalarımızı yürütüyoruz. Fakat iktidarın bu yıl ya da önümüzdeki yılın ilk aylarında seçim yapacağını düşünmüyoruz” diye konuştu.