Seçim sonrası açıklama yapan Frederiksen, beklentilerinin altında bir sonuç aldıklarını kabul etti ancak partisinin Danimarka'nın en çok tercih edilen siyasi hareketi olmaya devam ettiğini vurguladı. Ülkeyi şimdi haftalar sürebilecek zorlu koalisyon pazarlıkları bekliyor.
Neden hükümet kurulamıyor?
Danimarka siyasetinde hükümetler geleneksel olarak koalisyonlarla kuruluyor ve bu seçimde de tablo son derece parçalı çıktı. Sol partilerin oluşturduğu "kırmızı blok" toplamda 84 sandalye elde ederken, sağ partilerin yer aldığı "mavi blok" 77 sandalyede kaldı. Her iki taraf da çoğunluk eşiğine ulaşamadı.
Kilit parti Moderates hükümeti belirleyecek
Seçimin en kritik aktörü, merkezde konumlanan Moderates partisi oldu. 14 sandalye kazanan parti, hükümetin kurulmasında belirleyici güç konumuna yükseldi. Partinin lideri ve eski başbakan Lars Løkke Rasmussen, merkezde geniş tabanlı bir hükümet kurulmasından yana olduğunu açıklayarak hem sağa hem sola kapı araladı.
Ancak sağ blokun en büyük partisi Liberaller'in lideri Troels Lund Poulsen, Sosyal Demokratlarla koalisyon ihtimalini kesin dille reddetti ve Rasmussen'i sağ blokla hareket etmeye çağırdı. Siyasi analistlere göre en olası senaryo, Sosyal Demokratlar öncülüğünde Moderates, Kızıl-Yeşiller ve Sosyal Liberal Parti'nin katılımıyla kurulacak bir merkez-sol koalisyon.
Seçimde hangi konular öne çıktı?
Seçim sürecine ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı satın alma girişimleri damga vursa da seçmenin asıl önceliği iç politika oldu. Hayat pahalılığı, ekonomi ve refah politikaları kampanyanın merkezinde yer aldı. Tarımın çevresel etkileri ve içme suyundaki pestisit oranları da gündemin önemli maddeleri arasında öne çıktı.
Frederiksen, erken seçim kararı alırken Grönland krizi sonrası yükselen desteğin kendisine avantaj sağlayacağını hesaplamıştı. Ancak sonuçlar bu kumarın tutmadığını açıkça ortaya koydu. Üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturmak isteyen Frederiksen, sorumluluk almaya hazır olduğunu belirterek koalisyon görüşmelerine yeşil ışık yaktı.