Son Mühür / Atakan Başpehlivan Cumhuriyet Halk Partisi İzmir’in önemli isimlerinden Tacettin Bayır, dün akşam İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın partisinden istifa ettiği süreçten bu yana yaşananları genel olarak değerlendirdiği bir yazı kaleme alarak, önemli açıklamalarda bulundu.
Tacettin Bayır: Asıl olan hizipler değildir
CHP’li olmanın bir makamın ya da koltuğun arkasında yürümek olmadığını aktaran ve kimsenin adamı olmadığının altını çizen CHP’li Tacettin Bayır, “CHP’li olmak, bir kişinin, bir grubun, bir makamın ya da bir koltuğun arkasından yürümek değildir. CHP’li olmak; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’e, halk egemenliğine, laikliğe, hukuka, özgürlüğe ve eşit yurttaşlığa sadakat göstermektir.
Ben 43 yılını siyasete vermiş, bu yolda bedel ödemiş, zaman zaman alkışlanmış, zaman zaman yalnız bırakılmış eski bir milletvekili olarak şunu açıkça söylerim: Ben hiçbir zaman kimsenin adamı olmadım. Olmam. Olmayacağım. Benim için asıl olan şahıslar değil, CHP’dir. Asıl olan hizipler değil, Cumhuriyet’in değerleridir. Asıl olan bugünün hesapları değil, yarının Türkiye’sidir. Koltuklar gelir geçer. Makamlar gelir geçer. Genel başkanlar, belediye başkanları, milletvekilleri, yöneticiler gelir geçer. Ama 103. yılına yürüyen Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel sorumluluğu geçmez.” dedi.
“CHP, yalnızca bir siyasi parti değildir”
Öte yandan, CHP’nin yalnızca bir siyasi parti olmadığını hatırlatarak CHP’nin Türkiye’nin kuruluş iradesi olduğunu aktaran Bayır, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “CHP, yalnızca bir siyasi parti değildir. CHP, bu ülkenin kuruluş iradesidir. Sivas’tan Ankara’ya uzanan bağımsızlık fikridir. Saraylara karşı milletin egemenliğidir. Karanlığa karşı akıldır. Kul olmaya karşı yurttaşlıktır. Biat kültürüne karşı özgür insandır. Bugün kim istifa etmiş, kim kalmış, kim hangi cephede durmuş; bunların hepsi elbette konuşulur.
Ama asıl soru şudur: Biz hâlâ Cumhuriyetçilikten yana mıyız? Halkçılığı yalnızca seçim meydanlarında değil, hayatın içinde savunuyor muyuz? Laikliği pazarlık konusu yapmadan sahipleniyor muyuz? Milliyetçiliği hamasetle değil, bağımsızlık ve yurttaşlık bilinciyle anlıyor muyuz? Devletçiliği halkın kaynaklarını halka kullanmak olarak görüyor muyuz? Devrimciliği geçmişe saygı duyarken geleceği cesaretle kurmak diye okuyabiliyor muyuz?
Eğer cevabımız evetse, yolumuz bellidir. CHP’li olmak, zor zamanda susmamak demektir. Yanlış gördüğünde itiraz etmek, doğru bildiğinde yalnız kalmayı göze almak demektir. Partiyi kişilere daraltmamak, Atatürk’ün emanetini günlük hesaplara teslim etmemek demektir. Benim CHP’liliğim bir karttan, bir rozetten, bir makamdan ibaret değildir. Benim CHP’liliğim; Cumhuriyet’e, Atatürk’e, halka ve bu ülkenin aydınlık geleceğine verilmiş bir sözdür. Ve o söz hâlâ geçerlidir. Çünkü CHP’li olmak, birilerinin yanında durmak değil; Cumhuriyet’in yanında durmaktır.”



