SON MÜHÜR/Cumhur Erkek-Çocuk suçluluğu ve yargı sistemindeki yaklaşımlar üzerine önemli açıklamalarda bulunan Avukat Ergün Vardar, adaletin sadece sonuçla değil, sürece etki eden tüm aktörlerle ilgilenmesi gerektiğini vurguladı. Vardar, Türk hukuk sistemindeki temel ilkenin altını çizerek, “Yargı, yalnızca suçu değil, çocuğu suça iten koşulları da araştırmakla yükümlüdür' dedi.
“Neden?” Sorusuna Cevap Aramayan Adalet Eksiktir
Çocuğun işlediği iddia edilen fiillerin arkasındaki sosyal ve psikolojik nedenlerin hukuki süreçte hayati önem taşıdığını belirten Ergün Vardar,“Bir çocuk suç işlediyse hukuk, 'neden?' sorusunun cevabını arar. Ancak bu durum, ‘çocuk ceza almaz’ anlamına asla gelmez. ‘Suça sürüklenen çocuk’ kavramı, suçun cezasız kalması demek değildir. Tam tersine; bu kavram fail olan çocuğu değil, onu suça iten tüm zinciri anne ve babayı, çevreyi ve ihmalleri, hukuk önüne çıkarmayı gerektirir. Gerçek adalet, yalnızca eli kanlı bireyi cezalandırmakla değil o trajedinin yaşanmasına göz yuman, imkân veren yapıları sorgulamakla mümkündür” dedi.
Ailelerin Sorumluluğu ve Hukuki Yaptırımlar
Çocukların suçla tanışmasında aile faktörünün birincil derecede etkili olduğuna dikkat çeken Vardar, velayet sorumluluğunu ihmal eden ebeveynlerin doğrudan hukuken sorumlu tutulabileceğini belirtti. Özellikle suça sürüklenen çocuklar ile suça karışmayan çocukların ebeveyn bağlanma modelleri ve rol model algılarının derinlemesine araştırılması gerektiğini savunan Vardar, toplumsal bir özzeleştiri çağrısında bulundu.
Uygulamadaki Sorunlar
5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 3. maddesine değinen Vardar, sistemin önceliğinin “koruyucu ve destekleyici tedbirler” olması gerektiğini hatırlatarak, “Kanunumuz, özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlerin en son çare olarak uygulanmasını emreder.“TCK 31. Madde uyarınca 12 yaş altı çocukların ceza sorumluluğu yoktur. 12-18 yaş grubunda ise algılama yeteneğine göre indirimli cezalar uygulanır. Mevzuatımızda Halk Sağlığı Kanunu’ndan Sosyal Hizmetler Kanunu’na kadar güçlü bir yapı var. Ancak temel sorun uygulamada; risk altında olan, yani zarar görme olasılığı yüksek olan çocuğa öncelik verilmemesidir” dedi.
Sokaktaki Tehlike ve Eğitim Bağı
Açıklamasının son bölümünde önemli vurgular yapan Vardar,“Ergenlik dönemi bireysel bir faktör olsa da, ailenin sosyokültürel durumu ve çocuğun okul ile ilişkisi belirleyicidir. Gününün çoğunu sokakta geçiren, toplumun ‘yük’ olarak gördüğü çocuklar her türlü riske açıktır. Okula bağlılığı yüksek olan çocuklarda suça sürüklenme oranı bariz şekilde düşüktür. Bizim görevimiz sadece sanık sandalyesine bakmak değil, o sandalyeye giden yolu kapatmaktır”diye açıklama yaptı.