Son Mühür / Yağmur Daştan- İzmir’in doğal harikası Kuş Cenneti ile ilgili son günlerde tartışmalar devam ediyor. Kentin simge doğal alanında karşılaştığı manzarayı paylaşan İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Menemen Belediyesi meclis üyesi AK Partili Dilaver Kişili, yaşananlara tepki gösterdi. Yıllardır profesyonel olarak İzmir’in güzelliklerini fotoğrafladığını, kentin tanıtımına katkı sunmaya çalıştığını söyleyen Kişili, son gezilerinde özellikle İzmir Kuş Cenneti ve Körfez çevresinde tanık olduğu tablo için “İçler acısı” dedi. İzmir’de pek çok sorunun olduğunu hatırlatan Kişili, kendisine göre bunun en büyük nedenini de açıkladı: Kibir siyaseti!
“İçler acısı bir durum var”
Kuş Cenneti’nde flamingoların balçığa saplanmış halde yemlenmeye çalıştığını, Bostanlı kıyılarında ise objektife güzel görünen karelerin ardında yoğun koku, kirlilik ve yosun tabakası bulunduğunu belirten Kişili, “Ne yazık ki her şey kadraja sığmıyor” diyerek çevresel bozulmanın artık saklanamaz bir boyuta ulaştığını ifade etti. İzmir Kuş Cenneti’nde karşılaştığı manzarayı anlatan AK Partili Kişili, “Yıllardır oraya fotoğraf çekimlerine gidiyorum ancak son gittiğimde çok kötü bir tabloyla karşılaştım. Flamingoların ayakları balçık içinde, hayvanlar o durumda yemlenmeye çalışıyor. Bu fotoğrafları arıtma tesisinin hemen açığında çektim. Orası kelimenin tek kelimeyle berbat. İçler acısı bir durum var… İzmir’in güzelliklerinin PR’ını yapmak için gidiyorum, fotoğraf çekip paylaşıyorum. Bu kentin PR’ını İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden daha fazla yapmaya çalışan biriyim. İki gün önce Bostanlı’da Balıkçı Barınağı’nın orada bir fotoğraf çektim, baktığınızda çok güzel bir fotoğraf. Fakat bir de oradaki tabloyu gidin de yerinde görün. Ne yazık ki her şey kadraja sığmıyor. Bölge hem kokuyor hem de deniz yosun içinde. Ben kentimin güzelliklerle anılmasını istiyorum ama bunları yansıtmaya çalışırken karşılaştığım her acı tabloyla dehşete düşüyorum” dedi.
‘Hayvanlar etkilenmeye başladı’
Bu durumun Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi’nden kaynaklandığının altını çizerek açıklamalarına devam eden Kişili, “Atık suların İç Körfez’e deşarj edilmesi her geçen gün pisliğin daha da artmasına neden oluyor. Özellikle dördüncü faz yapılmadan önce de kapasite yetmediği için gelen fazlalıkları mecbur deşarj ediyorlardı. Bu durum zamanla o bölgenin balçıklaşmasına neden oldu. Zaten daha önce AK Parti İzmir İl Başkanlığımız ile tekne ile açılarak bölgenin ne hale geldiğini göstermiştik. İster istemez de artık oradaki hayvanlar bu durumdan etkilenmeye başladı” ifadelerini kullandı.
“İzmir Kuş Cenneti her geçen gün ölüyor”
“Bu şehrin bu zihniyetle toparlanması çok zor” sözleriyle devam eden AK Partili Kişili, “Yağmur suyunun ayrıştırılma meselesi, derelerin temizlenmesi meselesi… Hiçbir şekilde adım atılmıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eski Başkanı Aziz Kocaoğlu döneminde bir şeyler yapılmaya çalışılmıştı ancak önceki başkan Tunç Soyer döneminde yol kat edilemedi. Yağmur suyu ile kanalizasyonun ayrıştırılma süreci Aziz Bey döneminde yüzde 9’a kadar tamamlanmıştı, Tunç Bey döneminde bu oran ancak yüzde 13’e çıkabildi. Geçtiğimiz meclis toplantısında ‘65 kilometre yağmur suyu kanalizasyon hattını dönüştürdük’ dediler. Toplamda 5 bin kilometreye ihtiyaç var, 65 kilometre ne? Aradaki korkunç bir rakam. O yüzden sadece Çiğli Arıtma’nın dördüncü fazını yapmakla bu sorunlar giderilemez. Beşinci fazı ve hatta altıncı fazı da yapmanız lazım. Yakma ünitesi çalışmıyor, onu yapmak lazım. Oradaki problemler kolay kolay toparlanacak gibi olmadığından İzmir Kuş Cenneti de her geçen gün ölüyor. Hayvanların yaşamsal alanları daralmaya başladı. Pelikanlar artık o bölgeden Bostanlı tarafına ya da kaçmaya başladı. Çünkü yaşam alanı bulamıyorlar. Arıtmanın olduğu bölgede durum facia” ifadelerini kullandı.
“İzmir halkını kandırdılar”
Körfez ile ilgili bakanlığın çalışmalarına henüz başlamadığı konusunda gelen eleştirileri de yorumlayan Dilaver Kişili, açıklamalara tepki gösterdi. “Haydi, bu işin Büyükşehir’in sorumluluğunda olduğunu farz edelim. Bir önceki dönem Tunç Soyer meydanlara çıkıp bangır bangır “Ben Körfez’i temizleyeceğim ve orada yüzeceğim” dedi mi demedi mi? Mevcut Başkan Cemil Tugay, ‘Ben doktorum, bu şehri iyileştireceğim. Pırıl pırıl bir Körfez yapacağım’ dedi mi demedi mi? Madem bu iş bakanlığın işi ise bu seçim kampanyalarında hiçbir adayınız neden kalkıp da ‘Ben bu işi çözeceğim ama bakanlıkla çözeceğim’ diye demedi? İzmir halkını kandırdılar! Vaatlerde bulunup yalan söylediler. En büyük vaatleri de her zaman Körfez’di. Madem o zaman bu iş bakanlığın işiyse siz meydanlarda neden bunu bangır bangır söylediniz? Tunç Soyer bir sürü şey yaptı, altından kalkamayacağını görünce işi bakanlığa attı. Mevcut başkan Cemil Tugay göreve geldiğinde ilk başlarda bunu çok dillendirmedi, sonra ‘Biz bu işin içinden çıkamıyoruz’ diyerek suçluluk psikolojisi ile saldırı pozisyonuna geçti. O da topu bakanlığa attı. Yapamadıkları her işi suçlayacak bir argüman gerekiyor; o da bakanlık. Bakanlıkla iletişim kuruyor musunuz? Kurmuyorsunuz. Aziz Kocaoğlu döneminde bu şehirde bakanlık nezdinde birçok proje yapıldı. İZBAN gibi bir proje yapıldı ve hep birlikte kurdele kesildi” dedi.
Bakanlıkla ve merkezi idare ile iletişim kurulmasının CHP içinde büyük bir rahatsızlığa neden olduğunu ileri süren Kişili, şunları söyledi: “Bunun ana nedeni de şu: Yapamayacakları, beceremeyecekleri her işte topu atacakları bir kucağa ihtiyaçları var. O yüzden bu temasın kurulmasını istemiyorlar. Cemil Tugay’ın son dönemde kurduğu iletişimden de CHP rahatsız. Harmandalı çöplüğünün mahkeme kararından sonra tekrar açılmasını talep eden Başkan Tugay fakat genel başkan yardımcıları kalkıp ‘Bakanlık onu yaptı, bunu yaptı’ dedi. Sonra il başkanları kalkıp aynı açıklamayı yaptı. Sanki oranın açılmasının suçlusu bakanlıkmış gibi. Hayır, siz talep ettiniz. Pazartesi günü CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, ‘Ben mahkeme kararına rağmen Harmandalı’nın açılmasını doğru bulmuyorum’ dedi. Tamam, sen doğru bulmuyorsun ama senin belediye başkanın bunu talep etti. Ben Cemil Tugay’a sordum, ‘Siz bunu talep ettiniz mi, etmediniz mi?’ dedim. O da kabul ettiğini söyledi. Ben de ‘O zaman bunu grup başkan vekiline söyleyeceksiniz ya aranızda iletişim bozukluğu var ya da kasti yapılıyor’ dedim. Çünkü kibir siyaseti yapıyorlar. Bu, tüp geçit için de geçerliydi. Bakanlığın yapmasını istemediler, sürekli dava açtılar ve iptal ettirdiler. İzmir trafiğini bakanlığın çözmek zorunda olduğunu söylüyorlar; hayır kardeşim, bu kentin trafiği üçüncü çevreyolu ile çözülmez. Senin, şehrin içindeki sıkıntıları çözmen gerekiyor. Sen beş yıl boyunca üç tane battı çıktı yapamadın, akıllı kavşak yapamadın. Çevreyolunu yapsan ne olur? Çevreyolunu engellemek için arka bahçeleri olan odalara dava açtırdılar. O dönem oda başkanlarının birçoğu şimdi ya belediye başkanı ya da meclis üyesi. Buradaki problem CHP’nin zihniyetinde ve kibir siyasetinde. Kibir yapıyorlar, çünkü işlerine gelmiyor.”
“Yavaş yavaş İzmir’i öldürüyorlar”
Son olarak “Körfez’i temizlemekten önce kirletmemek gerek” mesajı veren Kişili, “İzmir Büyükşehir Belediyesi önce Körfez’i kirletmemeyi öğrenecek. Yağmur suyu ve kanalizasyonu ayrıştırmadığın sürece Körfez’i temizleyemezsin. Derelerin altına beton atmışlar, en ufak bir yağmurda bütün pislik direkt Körfez’e geliyor. İzmir’i toparlamaları çok zor. İşte, Kuş Cenneti’nin hali. Körfez’de bırakın balığı midyeleri dahi öldürdüler, canlı bırakmadılar. Geçen gün çocuklarımla vapura bindim, gevrek aldık. Karşıya gidene kadar gevrekleri bitiremedik, martı dahi yok! Eskiden böyle miydi? Körfez’i öldürdüler, sıra flamingolara geldi. Yavaş yavaş İzmir’i öldürüyorlar” diye konuştu.