Son Mühür / Yağmur Daştan - Sabancı Holding bünyesinde faaliyet gösteren Enerjisa Enerji Üretim A.Ş.’nin İzmir’in Çeşme ilçesinde kurmayı planladığı “Çeşme Rüzgar Enerji Santrali Yardımcı Kaynak Güneş Enerji Santrali” projesinde Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci tüm itirazlara rağmen devam ediyor. Projeye ilişkin İnceleme Değerlendirme Komisyonu’nun (İDK) 12 Mart 2026 tarihinde toplanacağı açıklandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılacak toplantıda, kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan projenin ÇED raporu son şekliyle ele alınacak.
Halkın katılımı yapılamadı, süreç askıya alınmadı
Musalla Mahallesi Sarnıç mevkiinde hayata geçirilmek istenen proje, Çeşme’de uzun süredir tepkilere yol açıyor. Projeye ilişkin yapılması planlanan halkın katılımı toplantısı, bölge halkının yoğun itirazları nedeniyle gerçekleştirilemedi. Buna karşın, sürecin durdurulmadığı ve ÇED incelemesinin Bakanlık nezdinde devam ettirildiği görüldü. Enerjisa tarafından planlanan proje kapsamında, Çeşme Çakabey Mahallesi mevkiinde hâlihazırda faaliyet gösteren 18,9 MWm kapasiteli Çeşme Rüzgar Enerji Santrali’ne, yardımcı kaynak olarak 9,9897 MWm kapasiteli bir güneş enerji santralinin eklenmesi hedefleniyor. Projenin yaklaşık 5,8 hektarlık bir alanda hayata geçirilmesi ve yatırım bedelinin 89,9 milyon TL olması planlanıyor.
“ÇED Gereklidir” denildi, ancak süreç hız kesmedi
Proje için hazırlanan dosya, İzmir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nce yapılan incelemenin ardından “ÇED Gereklidir” kararıyla Bakanlığa gönderildi. Kararda; proje alanının ilçe merkezine yakınlığı, doğal sit alanında yer alması, çevrede hayvancılık faaliyetlerinin bulunması, tarım vasıflı parselleri kapsaması ve mevcut RES ile birlikte kümülatif çevresel etkilerin ortaya çıkma ihtimali vurgulandı.
Tüm bu gerekçelere rağmen proje için ÇED raporu hazırlanarak sürecin devam ettirilmesi, çevresel hassasiyetlerin yeterince dikkate alınıp alınmadığı sorusunu da beraberinde getirdi.
Tarım arazileri ve koruma alanları içinde
ÇED raporunda yer alan bilgilere göre, GES alanlarının tamamı tarım arazisi niteliğinde ve Maliye Hazinesi mülkiyetinde bulunuyor. Alanların bir bölümü “Ağaçlandırılacak Alan”, bir bölümü ise “Turizm Alanı” sınırları içinde kalırken, proje sahasının tamamı “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” kapsamında yer alıyor.
Lisans devri ve kapasite artışı dikkat çekti
Projeye ilişkin lisans sürecinde de önemli değişiklikler yaşandı. Daha önce Vega Rüzgar Enerjisi Elektrik Üretim A.Ş. adına olan Çeşme RES üretim lisansı, 15 Mayıs 2025 itibarıyla Enerjisa Enerji Üretim A.Ş.’ye devredildi. Yeni lisansın, önceki lisansın “devamı mahiyetinde” verildiği belirtildi. EPDK’nın 30 Kasım 2023 tarihli kararıyla, RES sahasına 9,9897 MWm kapasiteli GES eklenmesine yönelik lisans tadilinin uygun bulunması, projenin adım adım genişletildiği yönündeki eleştirileri de güçlendirdi.
Çeşme Kent Konseyi’nden tepki: Bu GES değil, arazi gaspı!
Projeyle ilgili Son Mühür’e açıklamalarda bulunarak tepkilerini dile getiren Çeşme Kent Konseyi Başkanı Dr. Ahmet Güler, “Bir seneyi aşkın süredir bu konuda Sabancı uğraşıyor. Hatta ilk toplantı 2024 yılındaydı. Üç tane ÇED toplantısına katıldık ve engel olduk. Kendilerine de “Bir daha gelmeyin” dedik. Çünkü haklı gerekçelerimiz var. Bunların istemiş olduğu arazi 600 bin metrekareye yakın bir alan; Çeşme’nin en kupon arazileri, deniz gören alanlar… Ayrıca limana ve halka çok yakın bir alan. Türkiye’nin bu kadar boş arazileri var, neden sizin güneş panelleri deniz görmeden, halka yakın olmadan çalışamıyor ve metrekaresi 15 bin lira olan arazi istiyor? “Sizin kötü niyetiniz var” diyerek engelledik. Bakanlık da bu toplantıları iptal etti. Arka plandan çalıştıkları yönünde duyumlar almıştık. Kanunda değişiklik oldu, ÇED olmadan da birtakım yerlere izin verilebiliyor. Bu yol üzerinden gidip 600 bin metrekarelik yeri kapmaya çalışıyorlar.
“Çeşme’nin doğal yapısını değiştirecek”
Süreçte resmi itirazların çok zor olduğunun da altını çizen Güler, “Bakanlık çoğu zaman bu itirazları dikkate almıyor. Biz bu konuda direniş göstereceğiz, bu bir GES değil, arazilerin gaspıdır. Bu güneş panellerinin kurulması mümkün değil. Burası üçüncü derece sit alanı. Çeşme’de rüzgar enerjileri yüzünden bir tane arı kalmadı, Ovacık’ta tarım yapılmıyor. Çeşme’nin doğal yapısını bu paneller değiştirecek, sıcaklığın artmasına, doğanın yok olmasına neden olacak. İzin vermeyeceğiz, kesinlikle karşı çıkacağız” dedi.
“Her türlü hukuki yola başvuracağız”
“Daha önce bir şirket bölgede RES kurdu. Yargıtay’dan bunların kurulması sırasında sahte evrak kullanıldığını ortaya çıkaran belge almamıza rağmen bu RES’ler yıkılmadı” sözleriyle devam eden Güler, “Şirketin ismi daha sonra ‘VEGA’ olarak değiştirildi; Sabancı da VEGA’yı satın aldı. Davaları, mahkemeleri kazandık. Ancak şu anda oradaki 2 ila 2 buçuk milyon metrekarelik boş araziye kimseyi sokmuyorlar. Madem böyle bir iyi niyetiniz var, Çeşme’de kimseyi sokmadığınız o boş arazileri kullanın. Burada bir kötü niyet var. Biz bunlara kesinlikle karşı duracağız. Dava açıp her türlü hukuki yola başvuracağız. İnşasına başlarlarsa da gidip engel olacağız” diye konuştu.