Son Mühür / Yağmur Daştan - Danıştay kararıyla iptal edilip bakanlık tarafından yeniden revize edilerek hazırlanan Çeşme Turizm Projesi, bir kez daha kentte tartışmalara neden oldu. Ankara’daki üst düzey değerlendirme toplantısında masaya yatırılan Çeşme Turizm Projesi’ne iş dünyası temsilcileri projeye destek verirken, çevre dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarından tepki geldi.
“Kimse projenin detaylarını bilmiyor”
Çeşme Projesi’yle ilgili başından beri mücadele etmelerine rağmen Ankara’da düzenlenen toplantıya kendilerinin davet edilmediklerini belirten Çeşme Yarımada Kültür Derneği ve Çeşme Kent Konseyi Başkanı Ahmet Güler, “Zaten davet edilenler de sermaye gruplarıydı. Kimse projenin detayını bilmiyor, kimin hazırladığını da bilmiyor. Ne Büyükşehir Belediyesi ne Çeşme Belediyesi’nin bu projenin detaylarıyla ilgisi bilgisi yok. Nedir bu Çeşme Projesi önce onu açıklasınlar. Bilmedikleri projeye destek veriyorlar. Önce gelip projenin ne olduğunu anlatsınlar. Birileri bir yemek pişirmiş, herkes çok lezzetli diyor ama henüz yemeği tadan yok” dedi.
“Fark olmadığını tespit edince dava açacağız”
“Biz bu projenin turizm projesi olduğuna inanmıyoruz” sözleriyle devam eden Güler, “Eski projenin farklı şekilde tekrar kamuoyuna sunulduğunu düşünüyor ve bir rant projesi olduğunu düşünüyoruz. Eğer gerçekten turizm konusunda bir çalışma yapılsaydı tüm yerel aktörleri de bu işin içine katarlardı. Ne İzBB’yi ne Çeşme ne Urla Belediyesi’ni bu işin içine katmadılar. Biz turizm projesine karşı değiliz, aslında destek de veririz ama burada bir turizm projesi algısı almıyoruz. Türkiye’de son kalmış 160 bin metrekarelik alanın bozulmasına yönelik bir algı alıyoruz. Onun için İzmir Barosu ile birlikte hukuksal grup oluşturmuştuk. Bu projeyi açıkladıkları an birinci projeyle farkı olmadığını tespit eder etmez dava açacağız. Bize kamu yararı olduğunu kanıtlamaları lazım. Şu anda destekleyenler dahi ne olduğunu bilmiyor. Şu anda olayı süsleyip pazarlıyorlar ama biz bunun 30 ila 40 milyon dolarlık bir rant projesi olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
“2020 yılında Danıştay davayı iptal etti”
Konuyla ilgili bir açıklama da İzmir Yaşam Alanları Platformu’ndan geldi. “Sermaye temsilcileri ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından her fırsatta gündeme getirilen Çeşme Turizm Projesi, sözde “bölgenin ekolojik dengesini ve tarihi dokusunu koruyarak” spor, fuar, gastronomi, sağlık gibi temalara odaklanan turizm köyleri inşasını amaçladığı iddialarıyla yeniden ortaya çıktı” mesajı verilen açıklamada, “Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “yargı kararı sonrası bu projeyi rafa kaldırmak zorunda kaldık ancak İzmir'de yerel bir mutabakat sağlanırsa projenin her şeyiyle hazır olduğunu ve yeniden başlatılabileceğini” belirtmekte. “Projeyi rafa kaldırmak zorunda kaldılar” çünkü 2020 yılının şubat ayında açtığımız davalar sonrasında Danıştay davayı iptal etti. Hazırlanan Bilirkişi raporunda, bilimsel çalışmalarda çok net bir şekilde projenin kamusal yararı olmadığı, alanın endemik, acil korunması gereken canlı türlerini, nadir görülen, soyu tehlikede olan çok sayıda kuş türünün yaşadığı, soyu tükenmek üzere olan Akdeniz fokunun üreme yerlerinin ve tarım alanlarını içerdiği ifade edilmişti. Bilirkişi Raporunun son paragrafında “Turizm Proje alanının bütününü de gözeterek, dava konusu ekleme ile koruma alanları yanı sıra turizm kullanımlarına, dolayısıyla yapılaşmaya da açılmasına yol açacak olan sınır kararının, tarım ve orman alanları, doğal değerler su kaynakları ve kültürel miras üzerinde yaratacağı olumsuz etkileri göz önüne alındığında, planlama ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı görüşüne varılmıştır.” Kısaca; Bakanın açıklaması bu planların hiçbir kamusal çıkar barındırmadığı, planlama ilkelerine aykırı olduğu ve bölgenin ekolojik denge ve tarihi dokusunu doğrudan yok edeceği gerçeğini önemsemediğini açıkça itiraf etmektedir” denildi.
“Yağmanın tam karşısındayız”
İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener’in “Projede en önemli konunun mutabakat ve iş birliği olduğunu, yerel yönetimlerden bağımsız bu konunun” yürümeyeceğini diyalog ve iletişimi sürdürme görevini üstlendiklerini” açıklaması da hatırlatılarak “Tarafların sürece dahil olması ve varsa çekincelerini belirtmesi konusunda iletişim yollarını aktif tutacaklarını belirtti. Konunun gündeme düştüğü 2020 yılının şubat ayında, ilk davayı açanlardan olarak; Yarımada’nın doğal, tarihi değerleri ve kültürel miraslarına; turizm bölgesi maskesi altında yapılacak her girişimin talan ve yağma ile sonuçlanacağı ve buna karşı, “taraf ve muhatap olduğumuzu” bir kez daha belirtmek isteriz. Sermayeye de iktidara da bakanlığa da konunun ilk günden bu yana tarafı ve muhatabı olan İzmir Yaşam Alanları olarak değil mutabakat, Yarımada’da talanın da yağmanın da tam karşısındayız” mesajı verildi.