İzmir Haberleri

"Bir öğretmenin canı, bir öğrencinin geleceği sizin bütçe hesaplarınızdan daha mı ucuz?"

Eğitim-İş, Eğitim-Sen Tüm Yerel-Sen İzmir şubelerinin katıldığı basın açıklamasında okullarda yaşanan şiddet bir kez daha protesto edildi.

Loading...

Abone Ol

Son Mühür / Erkan Doğan - Kahramanmaraş’ta bir öğretmen ve 9 öğrencinin ölümüyle sonuçlanan şiddet olaylarına tepki çığ gibi büyürken, İzmir’de İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan bine yakın öğretmen, “Artık yeter” dedi. Birleşik Kamu-İş İl Başkanı Barış Düdü, okullarda akan kanın ihmalin eseri olduğunu söyledi.

“Bu bağıra bağıra gelen bir katliamdır!”

Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplanan öğretmenler, ıslık çalarak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i protesto etti. Öğretmenler Konak Meydanı’dan İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürürken, “Çocuklar ölürken neredeydiniz”, “Öğretmene değil çetelere barikat” sloganları attı. Müdürlük önünde yapılan basın açıklamasını okuyan Birleşik Kamu-İş İl Başkanı Barış Düdü, “Bugün buraya sadece bir taziye için gelmedik. Bugün buraya hesap sormaya, ihmaller zincirini ifşa etmeye, "Artık yeter!" demeye geldik” dedi. “Daha bir kaç gün önce Şanlıurfa’da yüreğimiz ağzımıza gelmişti; Bir gün sonrasında Kahramanmaraş’ta o yürek parçalandı! Bir okul bahçesi, bir sınıf, bir koridor daha kan gölüne döndü. 1 öğretmenimizi, 9 evladımızı kara toprağa verdik. 20’den fazla canımız hastane odalarında yaşam mücadelesi veriyor” diyen Düdü, “Tam da bu noktada, tam da bugün vurgulamak gerekir ki bu bir kaza değildir, bu bir kader değildir; bu, bağıra bağıra gelen bir katliamdır! Saldırgan, günlerdir sosyal medyada yapacağı katliamın sinyallerini vermişken, Telegram gruplarında bu ve benzer katliam planları gündelik sohbetlermişçesine konuşulur hale gelmişken bu ülkenin istihbaratı, emniyeti, siber suçlar birimi neredeydi? Bir tweet attığı için sabahın köründe kapısı çalınanların ülkesinde, katliam ilanı verenler nasıl oluyor da elini kolunu sallayarak okula silahla girebiliyor? Bu, açık bir güvenlik zafiyetidir”

Bir öğretmenin canı, bir öğrencinin geleceği sizin bütçe hesaplarınızdan daha mı ucuz?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın tasarruf nedeniyle okullarda özel güvenlik istihdam etmediğini anlatan Düdü, “Bu, liyakatsizliğin ve ihmalin tescilidir!Üstelik bu kanlı tablo bugünün eseri değil, yıllardır haykırıyoruz: Okullarda kadrolu, eğitimli ve profesyonel güvenlik personeli istihdam edin! Okullarımızı kaderine, öğretmenlerimizi ve öğrencilerimizi şiddetin kucağına terk etmeyin dedik. Açıkça söylemek gerekir ki tasarruf genelgeleriyle güvenliği "gereksiz masraf" gören Milli Eğitim Bakanlığı, bugün dökülen her damla kandan sorumludur. Buradan soruyoruz: Bir öğretmenin canı, bir öğrencinin geleceği, sizin bütçe hesaplarınızdan daha mı ucuzdur? Sosyal medyada muhalif avına çıkmak için maaşlı özel birimler yaratanlar, katliamın ilan edildiği paylaşımları nasıl takip etmez! Bir hükümet düşünün: bizim uyarılarımıza rağmen adım atılmadığı için okullar kan gölüne döndüğünde ilk aklına gelen şey yayın yasağı koymak oluyor. Biz okumayınca, konuşmayınca o kan durulacak mı? Bakın bugün bile sosyal medyada birçok ilde isim verilerek saldırı planları açıklanıyor. Yine dün Antep’te bir okulun önünde kuru sıkı da olsa silahlar patladı. Böyle acı bir tabloda ilk akla gelen bu garabeti engellemek yerine konuşulmasını engellemek midir? Bu mudur devlet aklı!?”

Eğitim sendikalarından üç acil talep

Düdü, konuşmasından acil taleplerini de açıkladı,

Hepimiz biliyoruz ki toplumda yükselen şiddet sarmalı tesadüf değildir. Adaletin sustuğu, cezasızlığın ödüllendirildiği, illegalitenin övüldüğü ve hoş görüldüğü, eğitimin niteliksizleştirildiği her gün; bir saldırganı daha cesaretlendirilmiş oluyor. Biz okullarda "şiddetsiz eğitim" derken, muktedirler ısrarla şiddeti besleyen politikalara imza atıyor.

Buradan ilan ediyoruz: Birleşik Kamu-İş olarak, can güvenliğimizin olmadığı bir yerde eğitim verilemez dedik ve ! Tüm Türkiye’de 2 GÜN BOYUNCA İŞ BIRAKTIK ! Sınıflarımıza yasımızı, meydanlara ise isyanımızı taşıyoruz. Talebimiz nettir:

1. Okullara derhal kadrolu ve eğitimli güvenlik personeli atanmalıdır.

2. Eğitimde şiddet yasası, en ağır yaptırımlarla derhal çıkarılmalıdır.

3. Sosyal medya üzerinden örgütlenen şiddet gruplarına karşı tavizsiz bir takip mekanizması kurulmalıdır.

Evlatlarımızı okula değil, adeta cepheye gönderdiğimiz bu düzeni kabul etmiyoruz! Bu ülkenin yarınlarının mühendisi olan eğitim emekçilerinin can korkusuyla okula gittiği bu bozuk sistemi kabul etmiyoruz. Okullarımızın olay yerine dönmesini, meslektaşlarımızın ve öğrencilerimizin gazetelerin 3.sayfalarını doldurmasını kabul etmiyoruz! Kendi lükslerinden zerre fedakarlık etmeyip bizim canımızdan bile tasarruf edenlerin göstermelik baş sağlığı dileklerini kabul etmiyoruz.

Okullara silah değil güvenlik girmeli. Okulları olay yeri şeritleri değil çocuklarımızın neşeli sesleri sarmalı. Aksini kabul etmiyoruz!

Öğretmenimizin ve yavrularımızın ruhu şad olsun. Ama şunu bilin; bu kanın hesabı sorulana, okullarımız tam güvenli hale gelene kadar Birleşik Kamu-İş susmayacak, durmayacak, geri adım atmayacaktır!