Son Mühür- Bir basın yayın organında kaleme alınan 'CHP'de yeni bir ‘çökme’ skandalı' başlıklı yazıda, İzmir’de bir alışveriş merkezi çevresindeki akaryakıt istasyonları üzerinden çeşitli iddialar gündeme taşındı. Yazıda CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk ve ‘çökme’ iddialarının sürdüğünü öne sürülürken, İzmir’in Balçova ilçesindeki bir taşınmaz üzerinden yaşanan süreci örnek gösterildi.
Kaleme alınan yazıda, Selway Outlet çevresinde bulunan iki akaryakıt istasyonunun mülkiyet ve işletme sürecine ilişkin tartışmalara yer verildi. İş insanı Mehmet Tekinalp’in iddialarına dayandırılan ifadelerde, istasyonların sözleşmesiz şekilde faaliyet gösterdiği ve belediyenin gerekli işlemleri yapmadığı öne sürüldü. Sürecin uzun yıllardır devam ettiği belirtilirken, belediyenin işgale son vermediği iddia edildi.
Büyükşehir o iddiaları çürüttü!
İddiaların ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi yazılı bir açıklama yaparak söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Açıklamada, İzmir-Çeşme Çevre Yolu Balçova Limontepe mevkisinde bulunan akaryakıt istasyonlarının yer aldığı taşınmazın mülkiyetinin Karayolları Genel Müdürlüğü’ne ait olduğu vurgulandı. Bu nedenle kiracılık veya işleticilik sözleşmesi düzenleme ve takip etme yetkisinin mülkiyet sahibi kuruma ait olduğu belirtilen açıklamada, belediyenin mülkiyet tasarrufu ya da sözleşme tarafı olma yetkisinin bulunmadığı ifade edildi.
Ruhsat süreci ve yazışmalar
Büyükşehir Belediyesi, görev ve yetkisinin yalnızca mevzuat çerçevesinde İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı düzenlemekle sınırlı olduğunu belirtti. Ruhsat başvurularında, mal sahibi ile işletici arasındaki hukuki ilişkiyi gösteren kira veya işleticilik sözleşmesinin de talep edildiği ifade edildi. Açıklamaya göre, yetkinin Karayolları Genel Müdürlüğü’nde olması nedeniyle muhtelif tarihlerde resmi yazışmalar yapılarak bilgi ve belge talep edildi. Kurumdan gelen yanıtlarda, taraflar arasında “müdahalenin men’i ve ecrimisil davası” açıldığı ve dava sonucunun beklenmesi gerektiğinin bildirildiği aktarıldı. Büyükşehir Belediyesi, 3 Aralık 2025 tarihli son yazı ile ilgili mahkeme dosyasının güncel durumu, akaryakıt işletmeciliğinin hangi şirket tarafından yürütüleceği, ruhsatın hangi şirket adına düzenleneceği ve mevcut işletmenin geçerli bir sözleşmesinin bulunup bulunmadığına ilişkin net bilgi talep edildiğini, ancak bugüne kadar yanıt alınamadığını bildirdi.
Büyükşehir'in açıklamasının devamı şu şekilde;
Konuyla ilgili yapılan yazışmalar ve hukuki süreç ise şöyle ilerlemiştir:
"Yetkinin Karayolları Genel Müdürlüğü’nde olması nedeniyle, muhtelif tarihlerde defalarca resmi yazışma yapılmış, bilgi ve belgeler talep edilmiştir. Karayolları Genel Müdürlüğü’nün tarafımıza ilettiği yazılarda; taraflar arasında “müdahalenin men’i ve ecrimisil davası” açıldığı, davanın sonucunun beklenmesi gerektiği bildirilmiştir.
En son 3 Aralık 2025 tarihli yazımız ile; İlgili mahkeme dosyasının son durumuna ilişkin bilgi, Akaryakıt işletmeciliğinin hangi şirket tarafından yürütüleceği, Hangi şirket adına ruhsat düzenleneceği, Mevcut işletmenin kira/işleticilik sözleşmesinin bulunup bulunmadığı hususlarında net bilgi talep edilmiş olmasına rağmen bugüne kadar tarafımıza herhangi bir cevap ulaşmamıştır.
Konuya ilişkin yargı süreci ise şöyledir: Ruhsat iptali talebiyle açılan davalar reddedilmiş ve bu kararlar Danıştay tarafından kesinleşmiştir. Ruhsatların iptal edilmemesi nedeniyle yapılan soruşturma talepleri üzerine İzmir Valiliği tarafından üç kez yürütülen “Ön Araştırma” ve “Ön İnceleme” sonucunda soruşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Bu kararlar, belediyemizin hukuka uygun işlem tesis ettiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Sonuç olarak: Ortada belediyemizin yetki alanı dışında bulunan bir mülkiyet ve sözleşme uyuşmazlığı vardır. Belediyemiz Mevzuat çerçevesinde hareket etmiş, İlgili kurumlardan resmi bilgi talep etmiş, Yargı kararlarına uygun işlem tesis etmiş, Denetim süreçlerinden “soruşturmaya yer olmadığı” kararı çıkmıştır. Hukuki ihtilafın tarafı olmayan belediyemizin, yetki sahibi kurum yerine sorumlu gösterilmesi açık bir dezenformasyon çabasının tezahürüdür. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."