Son Mühür / Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de madde bağımlılığı günden güne büyüyor. Yeşilay’ın verilerine göre geçtiğimiz yıl 150 bin kişi madde kullanımına bağlı suçlar nedeniyle cezaevine girdiği ifade edilirken; Türkiye’de yaklaşık 1.7 milyon kişinin madde kullandığı ve bu nedenle bir yıllık iç gücü kaybı 2 milyar dolar olduğu ifade ediliyor. Tablo, sadece bireyleri değil toplumun tamamını yakından ilgilendirirken Aile ve bağımlılık danışmanı Duygu Tor, 26 Haziran Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü kapsamında dikkatleri çeken açıklamalarda bulundu. 26 Haziran’ın sadece takvimde bir gün değil; kaybedilen gençlerin parçalanan ailelerin ve susturulan çığlıkların hatırlandığı bir gün olduğunun altını çizen Tor, “Uyuşturucu, sessizce öldürür” dedi.
“Bağımlılık her eve girebiliyor”
Günümüzde, bağımlılıkla mücadelenin her zamankinden daha fazla önemli olduğunun altını çizerek devam eden Tor, “Üzülerek söylemeliyiz ki tehdit artık kapımızda değil, evimizin tam içinde. Bağımlılık pençesine düşen bireylerde yaş ortalaması günden güne düşüyor. Maddeye ulaşmak kolaylaşırken bağımlılığı fark etmek ise giderek zorlaşıyor. Kimse ‘Ben bağımlı olayım’ diye bu batağa düşmüyor. Gençler önce merak ediyor, sonra kabul etmek istiyor. Birçoğu da yalnızlığını susturma peşinde. Ancak bilmiyorlar ki madde, yavaş yavaş hayatlarını elinden alıyor. Aileler en büyük hatayı “Benim çocuğum yapmaz” cümlesine tutunarak yapıyor. Aslında en büyük körlük de bu. Bağımlılık statü, eğitim ya da gelir seviyesi ayırmıyor; her eve girebiliyor” ifadelerini kullandı.
“Çoğu zaman görünmeyen yardım çığlığı”
Bağımlılıkla mücadele yolunda ‘ilk alarm’ işaretlerine de değinen Tor, “Ani öfke, para ihtiyacında artış, içine kapanma, yalan söyleme ve arkadaş çevresini gizleme. Çocuk günden güne değişiyorsa aslında bir şey anlatıyordur. Ne yazık ki biz bağımlılığı anlamada geç kalıyoruz. Mücadeledeki en büyük eksiklik de bu. Sorun büyüyene kadar susuyoruz. Oysa bağımlılık tedavisinde en önemli şey erkenden fark edebilmek. Toplum da bu noktada oldukça acımasız. Ne yazık ki hemen etiketliyoruz. Genelde, ‘suçlu’, ‘iradesiz’, ‘bitmiş’ yorumları yapılıyor. Oysa bağımlılık, çoğu zaman görünmeyen bir yardım çığlığıdır. O çığlığı ne kadar erken duyarsak o kadar hızlı yol alabiliriz” dedi.
“İnkar bağımlılığın en büyük dostu”
“Türkiye uyuşturucuyla mücadelede ne noktada?” sorusuna da yanıt veren Tor, “Aslında baktığımızda savaşı tamamen kaybettik diyemem ama tehlikeli noktalar da yok değil. Bizler toplum olarak düşmanı bazen görmezden geliyoruz. Unutmamalı ki bağımlılık kapıyı çalmaz, açık bulduğu yerden içeri girer. Aileler ne yazık ki bu durumu çok geç fark ediyorlar çünkü görmek istemiyorlar. Evet, gerçekler acı veriyor ama inkar bağımlılığın en büyük dostu. Sadece problemli, evlerinde kavga, gürültü ya da geçim sıkıntısı olan aileler değil; sevgisiz, iletişimsiz, duygusal olarak uzak her ortam bireyler için risk taşır. Önemli olan çocuğun anlaşıldığı sağlıklı bir ortamda büyümesi. Çocuk en çok anlaşılmadığı yerde kaybolur. Ailelere bu noktada bazı tavsiyelerimiz var. Bağımlılık fakir ya da zengin diyerek ayırt etmez, çocuklarımızı para değil sevgi, sınırlar ve iletişim kötülüklerden korur. Aileler, bu tarz durumlarda çocukların odasını, üst başını arayıp bir kontrol etmeye çalışıyor. Hayır. Önemli olan şu: Çocuğunuzun odasını değil, ruhunu kontrol edin” diye konuştu.