İslamabad’da yürütülen ABD-İran görüşmelerinde en kritik başlık yine uranyum zenginleştirme oldu. The New York Times’ın aktardığı bilgilere göre Washington yönetimi, İran’dan bu faaliyetleri 20 yıl süreyle tamamen durdurmasını istedi. Tahran ise bu talebe karşılık olarak yalnızca 5 yıllık bir sınırlama önerdi.
Taraflar arasındaki bir diğer büyük anlaşmazlık noktası ise zenginleştirilmiş uranyumun geleceği. ABD, İran’ın elindeki uranyumun ülke dışına çıkarılmasını talep ederken, İran bu materyali ülke içinde tutarak seyreltmeyi öneriyor. Bu iki başlık, müzakerelerin ilerlemesini zorlaştıran en kritik kırılma noktaları olarak öne çıkıyor.
Peki neden bu konu bu kadar önemli?
Uranyum zenginleştirme süreci, nükleer enerji ile nükleer silah arasındaki en hassas çizgiyi oluşturuyor. Doğal uranyumda U-235 oranı yaklaşık %0,7 seviyesindeyken, bu oran artırıldıkça kullanım alanı değişiyor.
Sivil nükleer enerji için genellikle %3–5 seviyesinde zenginleştirme yeterli kabul ediliyor. Ancak %20 seviyesine ulaşıldığında süreç askeri potansiyele yaklaşmış sayılıyor. İran’ın son yıllarda %60 seviyesine kadar zenginleştirme yaptığı biliniyor ve bu oran, silah seviyesine (yaklaşık %90) ulaşmak için gereken teknik sürecin büyük kısmının tamamlandığı anlamına geliyor.
Bu nedenle ABD, İran’ın programını uzun süreli olarak durdurmak isterken, İran ise tamamen vazgeçmek yerine kontrollü bir sınırlandırma üzerinde duruyor. Görüşmelerin kaderi, bu teknik ama son derece kritik detaylarda verilecek kararlara bağlı görünüyor.