İZMİR HABERLERİ

7 yıllık adalet arayışının davası başlıyor

İzmir’in Narlıdere ilçesinde, 13 Mayıs 2018 tarihinde Tanyer İnşaat’a ait Bulut Orman Evleri şantiyesinde öldürülen 27 yaşındaki Dorukhan Büyükışık’ın davası, 3 Ekim 2025 Cuma günü saat 10.00’da İzmir Adliyesi 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayacak.

Abone Ol

Son Mühür- Olay günü şantiyede bulunan inşaat şirketi çalışanlarıyla birlikte görevli emniyet mensuplarının da yargılanacağı bu dava, yalnızca bir cinayet dosyası değil; Türk yargı tarihinde adalet arayışının sembolü haline gelmiş bir sürecin de dönüm noktası olarak görülüyor.

Dorukhan Büyükışık kimdi?

Hayatı başarılarla dolu genç bir isimdi. Lisans eğitimini Yeditepe Üniversitesi’nde, yüksek lisansını ise ABD’nin Oklahoma Üniversitesi’nde şeref derecesiyle tamamladı. Üç yabancı dili akıcı şekilde konuşuyordu.

Henüz 27 yaşındayken kuşkulu biçimde yaşamını yitiren Dorukhan’ın ölümü, başta ailesi olmak üzere kamuoyunda derin bir yara açtı. Cinayet sonrası olay yeri delillerinin yok edilmesi ve dosyaya “intihar süsü” verilmesi, davanın yıllarca ilerleyememesine neden oldu.

Ethem Büyükışık’ın adalet mücadelesi

Dorukhan’ın babası, Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, oğlunun ölümünden bu yana adeta “iğneyle kuyu kazarcasına” delilleri ortaya çıkardı. Uzun yıllar kapalı kalan dosya, Büyükışık’ın ısrarlı hukuk mücadelesi sayesinde yeniden açıldı.

Adalet Bakanlığı’nın “kanun yararına bozma” talebi, ardından Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 9 Şubat 2024 tarihli kararıyla kesinleşti. Bu kritik gelişme sonrası, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı cinayet dosyasını raflardan indirdi ve kapsamlı bir soruşturma başlatıldı.

İki dava birleşiyor

3 Ekim’de başlayacak duruşmada en önemli gündemlerden biri, iki ayrı davanın birleştirilmesi olacak.

  • İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek dava: Tanyer İnşaat yöneticileri ve çalışanlarının “kasten öldürme” ile “suç delillerini yok etme” suçlarından yargılandığı dosya.

  • İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava: Olay günü görevli polisler hakkında açılan “görevi kötüye kullanma” davası.

Her iki mahkeme de, olay yerinin, tarafların ve delillerin aynı olması nedeniyle dosyaların birleştirilmesi yönünde görüş bildirdi. Bu karar, hem sivillerin hem de polislerin aynı çatı altında yargılanmasının önünü açacak.

Sanıklar arasında kimler var?

Cinayetle ilgili iddianamelerde, Tanyer İnşaat’ın sahibi ve yöneticileri Mehmet Münir Tanyer, Mehmet Taylan Tanyer, şantiyede görevli işçiler ve polis memurları yer alıyor.

Özellikle dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın ve bazı Olay Yeri İnceleme görevlilerinin, delilleri kararttıkları, kamera kayıtlarını sildikleri, sahte görüntüler ürettikleri öne sürülüyor.

Ethem Büyükışık’ın ifadesine göre, 19 kameradan ikisinin kayıtları manipüle edildi, zaman bilgileri değiştirildi ve sonrasında bu sahte görüntüler dosyaya sokuldu.

Tanyer İnşaat’ın sessizliği

İzmir’de lüks konut projeleriyle bilinen Tanyer İnşaat, yedi buçuk yıldır Dorukhan cinayeti hakkında tek bir açıklama yapmadı.

Basınla sık sık projeleri hakkında röportajlar veren şirket yöneticilerinin, kendi şantiyelerinde işlenen cinayet hakkında suskun kalmaları kamuoyunda tepkilere yol açtı. Bu durum, davada sanık konumunda bulunan şirket yetkililerinin sorumluluklarını daha da tartışmalı hale getiriyor.

Şaşırtıcı detay: Jandarma kriminal davası

Olay yeri inceleme görüntülerinde adı geçen bazı polislerin ifadeleri çarpıtıldı. Jandarma Kriminal’de görevli iki astsubayın hazırladığı bilirkişi raporunun gerçeğe aykırı olduğu ortaya çıktı.

Her ne kadar İTÜ ve TRT bilirkişi heyetleri raporun hatalı olduğunu kanıtlasa da, ilgili jandarma uzmanları beraat etti. Üstelik dava sürerken takdirname ile ödüllendirildikleri anlaşıldı. Bu karar, Ethem Büyükışık’ın avukatlarınca temyize taşındı.

Savcılığın iddianamesi: “Dövülerek öldürüldü”

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Dorukhan Büyükışık’ın ölümünün “intihar” değil, “kasten öldürme” olduğu vurgulandı.

İddianamede, olay yerinde yapılan incelemeler ve raporlara atıf yapılarak şu ifadelere yer verildi:

“Maktulün sırt üstü yatar vaziyette, kafa kısmı dışa, ayak kısmı inşaata bakar şekilde bulunduğu, kafa bölgesinin üzerinden paralel geçen demirin altına girmiş durumda olduğu, sırt bölgesinde darbeye bağlı çok sayıda kaburga kırığı bulunduğu, bu pozisyonun yüksekten düşmeye uygun olmadığı anlaşılmıştır.”

Savcılık, Adli Tıp raporları ve bilirkişi değerlendirmeleri doğrultusunda, Dorukhan’ın “sert ve etkili bir cisimle darp edilerek öldürüldüğünün kuvvetle muhtemel” olduğunu kaydetti.

İddianamede ayrıca, şüpheli beyanlarının birbiriyle çeliştiğine dikkat çekilerek, “Kapalı bir şantiye alanında bağırma sesini duyduk ama hiçbir şey görmedik” şeklindeki ifadelerin “hayatın olağan akışına aykırı” olduğu belirtildi.

Başsavcılık, delillerin toplamı üzerinden şu değerlendirmeyi yaptı:

“Delillerin değerlendirilmesi ve takdiri yargılama makamı olan mahkemeye ait olmak üzere, şüphelilerin öldürme eylemi üzerinde ortak hâkimiyet kurarak iştirak halinde üzerlerine atılı kasten öldürme suçunu işledikleri hususunda haklarında kamu davası açılmasına yeterli delil olduğu anlaşılmıştır.”

Tarihi duruşmaya doğru

7 yılı aşkın bir süredir devam eden hukuk mücadelesi, 3 Ekim’de kritik bir aşamaya girecek. Siviller ve polislerin birlikte yargılanacağı bu dava, yalnızca Dorukhan Büyükışık’ın değil, Türkiye’de adalet arayışının simgesi haline geldi.