SON MÜHÜR/Cumhur Erkek-İzmir'de görülen ilginç 'Nafaka talebi' davasında Yargıtay 3.Hukuk Dairesi emsal bir karara imza attı. Darülaceze Müdürlüğünde kalmaya başladığını, bakım ve korumasının müdürlük tarafından yapıldığını, barınma, beslenme, giyim, sağlık gibi zaruri ihtiyaçları ile sosyal ihtiyaçlarının Darülaceze Müdürlüğü tarafından karşılandığını belirten S.G., 4 yıl önce dava açarak kardeşlerinden 750'şer TL.nafaka talep etti. Davalı kardeşler avukatları aracılığıyla mahkemeye sundukları cevap dilekçesinde nafaka ödemesi yapacak maddi güçlerinin bulunmadığını, kendilerinin yaşlı ve bakıma muhtaç durumda olduklarını, bu yüzden açılan nafaka davanın reddini talep ettiler.
Mahkeme Talebi Kısmen Kabul Etti
Aile Mahkemesi, davacının açtığı 750 T.L.nafaka talebini kısmen kabul etti. Mahkeme, davalı kardeşlerden birinin 300 TL., diğer davalı kardeşin 200 TL.nafaka ödemesine karar verdi. Mahkeme gerekçeli kararında, yardım nafakasının dava tarihinden geçerli olmak üzere davalılardan alınarak davacı kuruma ödenmesine; nafaka miktarının her yılın sonunda üfe oranında artırılmasına karar verdi. Davalı kardeşler mahkmenin bu kararını temyiz ederek Yargıtay'a taşıdı.
Yargıtay Kararı
Yapılan itiraz üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3.Hukuk Dairesi gerekçeli kararında,'Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK.'nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir' satırlarına yer verdi.
Emsal Karar
T.C.
Yargıtay
3. Hukuk Dairesi
2016/22092 E., 2017/9682 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar ..., ..., ... tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıların kardeşi ...'ın, 02.06.1941 doğumlu olduğunu, 27.03.2014 tarihinden bu yana Darülaceze Müdürlüğünde kalmaya başladığını, bakım ve korumasının müdürlük tarafından yapıldığını, barınma, beslenme, giyim, sağlık gibi zaruri ihtiyaçları ile sosyal ihtiyaçlarının Darülaceze Müdürlüğü tarafından karşılanması sebebiyle davalı kardeşlerden nafaka talep etme gereğinin hasıl olduğunu belirterek, davalılar ..., ..., ... ve ...'dan ayrı ayrı 750'şer TL yardım nafakasının dava tarihinden başlamak üzere alınarak davacıya verilmesine ve nafaka miktarının her yıl yurt içi üretici fiyat endeksi doğrultusunda artırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, kardeşleri ... için davacı kuruma nafaka ödemesi yapacak maddi güçleri bulunmadığını, kendilerinin yaşlı ve bakıma muhtaç durumda olduklarını, bu yüzden aleyhine açılan nafaka davasını kabul etmediğini ileri sürerek davanın reddini talep etmişleridir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacı ... bünyesinde bakılan 02.06.1941 doğumlu, M.. ve F... oğlu, ... için davalı ...'dan aylık 300-TL, Davalı ... ve ...'dan ayrı ayrı aylık 200'er TL yardım nafakasının dava tarihinden geçerli olmak üzere davalılardan alınarak davacı kuruma ödenmesine; nafaka miktarının her yılın sonunda üfe oranında artırılmasına; davalı ... yönünden yardım nafakası talebinin reddine; karar verilmiş, hüküm davalılar Yusuf, Nazire ve Emine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; davacı kurum bakımında olan ... için davalı kardeşlerden yardım nafakası istemine ilişkindir.
Kural olarak herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Eş ile anne ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.(TMK m.364)
Türk Medeni Kanunu’nun 364-366. maddeleri arasında düzenlenen yardım nafakası, sınırlı şekilde sayılan akrabaların birbirlerine karşılıklı olarak yardım etme yükümlülüğüne dayanmakta olup, kanun, nafaka ile yükümlü olanları tek tek saymıştır. Bunun dışındaki kimselerin nafaka verme yükümlülüğü yoktur. Yardım nafakası ilişkisinin tarafları; üstsoy, altsoy ve kardeşlerdir.
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK.'nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.
Dosyada mevcut sosyal ekonomik durum araştırmasına göre, davalı ...'un 1943 doğumlu olup, aylık 860 TL yaşlılık aylığı aldığı, davalı ...'nin 1947 doğumlu olduğu, aylık 1.100 TL yaşlılık aylığı aldığı, kızı ve torunu ile yaşadığı, davalı ...'nin ise 1949 doğumlu olup, aylık 1.300 TL yaşlılık aylığı aldığı, tarafların beyanlarına göre zaman zaman kardeşlerinin zaman zaman arkadaşlarının yanında kaldığı belli bir ikameti olmadığı anlaşılmaktadır.
TMK'nın 364 vd. Maddeleri gereğince kardeşlerin nafaka yükümlülüğünün refah içerisinde bulunmasına bağlıdır.
Somut olayda, tarafların tespit edilen sosyal ekonomik durumları itibariyle, ilerlemiş yaşları ve aldıkları yaşlılık aylığı ile kendi geçimlerini ancak sağlayabilecek durumda oldukları ve hali refah içerisinde bulunmadıkları anlaşılmakla, yardım nafakası yükümlülüğü bulunmayan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
Yargıtay
3. Hukuk Dairesi
2016/17247 E., 2017/6724 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı ...'in babası, diğer davalı ...'in ise kardeşi olduğunu, kendisinin 5 yıl önce eşinden boşandığını, maddi durumunun iyi olmadığını ve geçim sıkıntısı çektiğini, davalıların ise maddi durumları çok iyi olmasına karşın kendisine yardım etmediklerini ileri sürerek, her bir davalıdan ayrı ayrı aylık 500'er TL yardım nafakasının tahsilini istemiştir.
Davalılar, açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının her biri reşit olmak üzere beş çocuğunun olduğunu ve davacının mirasçılıktaki sıra gereği davayı öncelikle kendi çocuklarına açması gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davanın her iki davalı yönünden kısmen kabulü ile, dava tarihinden geçerli olmak üzere 150 TL yardım nafakasının davalı ...'ten, 250 TL yardım nafakasının davalı ...'ten alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalılarca temyiz edilmiştir.
1-Davalı ...'in temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
5219 ve 5236 sayılı yasalar ile HUMK. nun 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01.01.2016 tarihinden itibaren 2.190 TL'ye çıkarılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.04.2005 tarih ve 2005/3-169 E-2005/235 K. sayılı kararı ile nafaka davalarında temyiz ve karar düzeltmede yıllık nafaka miktarının dikkate alınacağı açıklanmıştır.
Hüküm, aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunmayan davalılardan her biri için ayrı ayrı hüküm altına alınan yılılk nafaka miktarı itibariyle kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün 1989/3 E-1990/4 K sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı uyarınca Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılardan ...'in temyiz isteminin REDDİNE, karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı ...'in temyiz itirazlarına yönelik olarak yapılan incelemede;
Dava ;yardım nafakası istemine ilişkindir.
TMK.'nun 364/1.maddesinde; "herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür". Aynı maddenin 3.fıkrasına göre de, "Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır."
TMK.'nun 365/1 maddesinde; "Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır" hükmüne yer verilmiştir.
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK.'nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir.
Somut olayda; davacı, davalı kardeşi Mustafa'dan nafaka isteminde bulunmuştur. Ancak davacıya ait nüfus kayıt örneği incelendiğinde, davacının her biri reşit 6 çocuğunun olduğu anlaşılmaktadır. O halde, davacı öncelikle alt soyu olan çocuklarından nafaka isteminde bulunabilir. Eğer onlar da yoksul ise, ancak o taktirde kardeşlerinden yardım nafakası isteyebilir. Eş söyleyişle nafaka davası mirasçılıktaki sıra gözönünde tutularak açılmalıdır.
Mahkemece; TMK' nun 365/1. maddesi gereğince mirastaki tertip sırası gözetilerek, öncelikle davacının alt soyu olan çocuklarından nafaka talep etme hakkı bulunduğu belirtilmek suretiyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'ın temyiz isteminin reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı ... yararına BOZULMASINA, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.