Son Mühür / Atakan Başpehlivan Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Yazıcık Beldesi sınırları içerisinde planlanan Bentonit Ocağına ilişkin maden arama ve işletme ruhsatları hakkında Tokat İdare Mahkemesi yürütmenin durdurulması kararı verdi.
Mahkeme, ruhsatların uygulanması halinde telafisi güç ve imkânsız zararlar doğabileceğine hükmetti. Karar, 14 Ocak 2026 tarihinde UYAP sistemine yüklendi. Kararı değerlendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, aynı zamanda memleketi olan Tokat’ta verilen bu kararın, “hukukun, bilimin ve kamu yararının açık bir teyidi” olduğunu söyledi.
“Bilirkişi raporları: riskler ağır”
Karabat’ın aktardığına göre Tokat İdare Mahkemesi, bilirkişi raporları, bilimsel veriler ve yerinde yapılan keşifler sonucunda, söz konusu ruhsatların hukuka, çevre mevzuatına ve kamu yararına açıkça aykırı olduğunu tespit etti. Karabat, bu kararın bugüne kadar yaptıkları itirazların ve uyarıların haklılığını ortaya koyduğunu vurguladı.
Sahadan protestolar: halk miting ve eylem
Hukuki sürecin yanı sıra bölgede sivil toplum kuruluşları, Yazıcık Belediyesi ve siyasi temsilciler tarafından da saha çalışmaları ve protestolar gerçekleştirildi. 19 Temmuz 2025’te düzenlenen bentonit ocağı karşıtı eyleme CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat da katılmış ve burada, “Size bu yaylaları, bu köyü madene yedirmeyeceğiz” ifadelerini kullanmıştı.
İki ayrı başvuru: hem maden sahası hem işletme ruhsatı
Karabat’ın, sürecin başından itibaren iki ayrı hukuki başvuru yaptığı öğrenildi. Buna göre Karabat, Yazıcık’ta planlanan faaliyet kapsamında hem maden sahasının iptali hem de maden işletme ruhsatının iptali için yargıya başvurdu. Tokat İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı, bu başvuruların haklılığını somut biçimde ortaya koydu.
“Bilirkişi raporları: proje dosyası yetersiz”
Mahkeme kararında; bilirkişi raporları, bilimsel veriler ve yerinde yapılan keşifler doğrultusunda proje dosyasının bilimsel ve teknik açıdan yetersiz olduğu, ÇED sürecinin eksik ve sağlıksız yürütüldüğü tespitlerine yer verildi. Ruhsatların hukuka, çevre mevzuatına ve kamu yararına açıkça aykırı olduğu vurgulandı.
“Su, tarım ve orman alanları geri dönüşü olmayan risk altında”
Kararda; yerleşim alanlarının yanı sıra su kaynakları, tarım arazileri ve orman ekosisteminin ciddi ve geri dönüşü olmayan zarar riski altında olduğu belirtildi. Bölgedeki yer altı ve yer üstü su varlıklarının tehlikeye gireceği, tarım, hayvancılık ve arıcılıkla geçinen yöre halkının yaşam alanlarının yok sayıldığı ifade edildi.
“Abdal Musa Ziyaretgahı doğrudan etkilenecek”
Mahkeme ayrıca, inanç ve kültür açısından büyük öneme sahip Abdal Musa Ziyaretgahı’nın projeden doğrudan etkileneceğine dikkat çekerek, doğanın geri dönülmez biçimde tahrip edileceği uyarısında bulundu.
Kararı değerlendiren Karabat, bu sürecin “önce ruhsat verelim, sonra bakarız” anlayışının hukuken kabul edilemez olduğunu gösterdiğini belirterek, “ÇED süreci tamamlanmadan, bilimsel veriler ortaya konulmadan ve halkın yaşam hakkı gözetilmeden verilen ruhsatların idarenin keyfi tasarrufu olamayacağı bir kez daha yargı kararıyla tescillenmiştir” dedi.
Emsal dava vurgusu
CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat’ın taraf olduğu ve avukatlığını Hüseyin Cengiz’in yürüttüğü dava, maden sahaları ve işletme ruhsatlarının birlikte iptaline yönelik gerekçeleriyle çevre davaları açısından emsal nitelikte bir karar olarak değerlendiriliyor.
“Mücadele devam edecek”
Karabat, sürece kararlılıkla sahip çıkan Yazıcık halkına, çevre örgütlerine ve hukukçulara teşekkür ederek, “Yaşamı savunmaya, hukuku savunmaya, kamu yararını savunmaya sonuna kadar devam edeceğiz” diye konuştu.