Son Mühür- İzmir’in atık su altyapısında kritik rol üstlenen Çiğli İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi, kapsamlı denetim ve teknik iyileştirme süreçlerinin ardından 7 yıl sonra yeniden çevre izin belgesi aldı. Tesis, yapılan değerlendirmelerde tüm teknik kriterleri karşılayarak yasal uygunluğunu yeniden tescilledi.
Kapsamlı denetim süreci tamamlandı
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen süreçte, tesisin tüm teknik ve çevresel performansı detaylı şekilde incelendi. Sürekli Atıksu İzleme Sistemi (SAİS) yeniden aktif hale getirilirken, giriş ve çıkış suyu örnekleri akredite laboratuvarlarda analiz edildi. Ayrıca Bütünleşik Karşılaştırma Testleri (BKT) ile sistemin verimliliği doğrulandı.
Günlük 820 bin metreküp kapasite
Türkiye’nin en büyük atık su arıtma tesisi olarak bilinen Çiğli Tesisi, günlük 820 bin metreküp arıtma kapasitesine sahip. Yaklaşık 4 milyon kişiye hizmet veren tesis; Karşıyaka, Bornova, Buca, Konak, Karabağlar, Çiğli, Bayraklı ve Gaziemir’in tamamı ile Balçova ve Narlıdere’nin bir kısmından gelen atık suları arıtıyor.
Kapasite artırımı ve teknik yenileme
Dört ayrı fazdan oluşan tesisin son fazı 2025 yılında devreye alınarak kapasite 605 bin metreküpten 820 bin metreküpe yükseltildi. Ardından diğer fazlarda yürütülen bakım ve yenileme çalışmalarıyla havuzlar temizlendi, mekanik ekipmanlar güncellendi ve sistem performansı artırıldı.
Çıkış suyu kalitesi yükseltildi
Gerçekleştirilen iyileştirmelerle birlikte tesisin arıtma verimliliği artırılarak çıkış suyu kalitesi standartlara uygun seviyeye getirildi. İleri biyolojik arıtma sistemi sayesinde azot ve fosfor giderimi güçlendirilerek çevresel yük azaltıldı.
5 yıl geçerli yeni izin
Yapılan tüm teknik değerlendirmelerin ardından tesis, 18 Mart 2026 itibarıyla 5 yıl geçerli çevre izin belgesini almaya hak kazandı. Bu belge ile birlikte tesisin çevresel performansı ve işletme uygunluğu resmiyet kazandı.
İzmir Körfezi için stratejik rol
Yetkililer, tesisin İzmir Körfezi’nin korunmasında stratejik bir altyapı unsuru olduğunu belirtiyor. İleri biyolojik arıtma teknolojisiyle çalışan tesisin, kentte deniz ekosisteminin korunması ve kirlilik yükünün azaltılmasında belirleyici rol üstlendiği ifade ediliyor.