Son Mühür - Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde dün yaşanan 4,5 büyüklüğündeki depremin ardından, en büyüğü 4,4 ve 4,1 olarak ölçülen onlarca artçı sarsıntı meydana geldi. Artçıların devam etmesi ise bölgede “yeni ve daha büyük bir deprem olur mu?” sorusunu yeniden gündeme getirdi.
Şener Üşümezsoy Sındırgı'daki depremler için ne dedi?
Deprem uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, sosyal medya hesabından paylaştığı videolu değerlendirmede Sındırgı’da yaşanan son sarsıntıların, daha önce kırılmış fay segmentlerine bağlı artçı depremler olduğunu belirtti. Üşümezsoy, bölgede geçmişte meydana gelen 6,2 ve 6,1 büyüklüğündeki depremlerle fay hattındaki stresin büyük ölçüde boşaldığını ifade etti.
Üşümezsoy, son dönemde meydana gelen 4 büyüklüğündeki depremlerin Sındırgı fayının güneydoğu ucunda, daha önce kırılmış fay düzlemi üzerinde gerçekleştiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Bu sarsıntılar yeni bir fayın kırılmasına ya da daha büyük bir depreme işaret etmiyor. Mevcut depremler, kırılmış fayın artçıları niteliğinde.”
6,5 büyüklüğündeki depremle stres boşaldı ancak...
Üşümezsoy, değerlendirmesinde Demirci ve Simav çevresindeki fay hatlarına da dikkat çekti. Demirci’nin kuzeyinde geçmişte meydana gelen 6,5 büyüklüğündeki depremle birlikte bölgede biriken stresin büyük ölçüde boşaldığını belirten Üşümezsoy, Simav Dağı önündeki fay hattında ise stresin tamamen tükenmediğini ifade etti. Ancak buna rağmen, Sındırgı’da yaşanan mevcut depremlerin bu faylara sıçrama riski taşımadığını da özellikle vurguladı.
Deprem fırtınasını doğruladı
Üşümezsoy’a göre bölgede yaşanan süreç, hidrotermal aktiviteyle ilişkili olup kamuoyunda “deprem fırtınası” olarak bilinen küçük ve orta şiddetteki sarsıntılarla sınırlı kalıyor:
“Bu tür sarsıntılar büyük ve yıkıcı bir depreme dönüşmez”
Artçılar neden meydana geliyor?
Üşümezsoy, depremlerin kuzeybatı–güneydoğu doğrultusunda uzanan normal faylar üzerinde gerçekleştiğini ve bu fayların Sındırgı Ovası ile çevresindeki çöküntü alanlarının oluşumunda belirleyici rol oynadığını ifade etti. Mevcut artçı sarsıntıların da aynı jeolojik sistemin bir parçası olarak meydana geldiğini dile getirdi.