Son Mühür / Osman Günden - Artık sadece yasalarla değil, fiziksel olarak da kendilerini korumak isteyen avukatlar; poligonlara koşuyor, silah ruhsatı alıyor ve profesyonel dövüş derslerine katılıyor. İzmir Barosu’na kayıtlı Avukat Murad İdikurt, meslektaşları arasında hızla yayılan bu "öz savunma" akımının en somut örneklerinden biri oldu.
"Kalem kadar silah da gereklilik oldu"
Yıllardır adliyelerde görev yapan birçok avukat gibi, can güvenliği kaygısının mesleki faaliyetlerin önüne geçtiğini belirten Murad İdikurt, poligondaki eğitimleri ve spor salonundaki çalışmalarıyla dikkat çekiyor. İdikurt, mesleğin geldiği noktayı şu sözlerle özetliyor:
"Eskiden bir avukatın en büyük gücü hitabeti ve kalemiyken, bugün maalesef canımızı korumak için silah ve dövüş sanatı eğitimi almak zorunda kalıyoruz. Dosyaların tarafı değil, sadece vekili olduğumuzu anlatamadığımız bir şiddet sarmalının içindeyiz. Ben de bir avukat olarak hem poligonlarda atış eğitimi alıyor hem de yakın dövüş teknikleri çalışıyorum. Bu bir hobi değil, hayatta kalma mücadelesidir."
Barolarda silah ruhsatı hareketliliği
Son dönemde barolara yapılan silah taşıma ruhsatı başvurularında patlama yaşanıyor. Avukatlar, kendilerini "Hedef tahtasında" hissettiklerini belirterek, devletin sağladığı yasal hakları sonuna kadar kullanmaya kararlı. Sadece silahlanma değil, aikido, boks ve krav maga gibi savunma sporları da avukatlar arasında en çok tercih edilen eğitimler arasına girdi.
"Saldırganlar iki kez düşünecek"
Avukatların bu bireysel silahlanma ve savunma atağı, saldırganlara karşı bir caydırıcılık oluşturmayı hedefliyor. Murad İdikurt, bu hazırlığın psikolojik boyutuna da değinerek,"Bir saldırgan, karşısındaki avukatın savunmasız olmadığını, eğitimli olduğunu bildiğinde geri adım atacaktır. Bizler şiddet yanlısı değiliz ama şiddetin kurbanı olmayı da reddediyoruz. Cübbemizin onurunu korumak için, gerekirse o cübbenin altında kendimizi savunacak gücü bulundurmak zorundayız."