Son Mühür/Sercan Engerek- İzmir’de su krizi giderek derinleşiyor. Yaşanan kuraklık şehrin içme suyu kaynaklarını kritik seviyeye getirdi. Şehrin ana su kaynağı olan Tahtalı Barajı’nın doluluk oranı yüzde 5,11 seviyesine geriledi. İzmir'de suyun bitme noktasına geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Doğan Yaşar, “Sadece içme, kullanma suyu değil mesele. Tarım konusunda da susuzluk ciddi bir tehdit. İzmir kışlık sebzenin yüzde 70’ini üretiyor. İşte susuzluk nedeniyle tarımda sakatlık başlar. Belki iki üç gün duş almasak sorun olmaz ama tarımda suyu ihtiyacı olan bitkiye veremezseniz, ürün alamaz, aç kalırsınız” dedi. Yaşar, önlem alınmakta çok geç kalındığını belirterek, İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresinin (İZSU) sondaj ihalesini yapmakta çok geciktiğini ifade etti.
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, kentin barajlarında kalan su miktarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, acil önlemlerin alınması gerektiğini açıkladı.
Tahtalı Barajı’nda 14 milyon 600 bin metreküp, Balçova Barajı’nda ise 900 bin metreküp su kaldığını belirten Yaşar, “Toplam su 15 milyon metreküp civarında. Gerçekte su bitti, önlem almak için çok geç kalındı” dedi.
“Sondaj çalışmalarında çok geç kalındı“
Yaşar, İZSU’nun 15 Eylül’de ihalesi yapılacak olan sondaj kuyularıyla ilgili çalışmanın yeni başlatıldığını belirterek İzmir Büyükşehir Belediyesini eleştirdi. İzmir’de yapılması planlanan su sondajlarının en az 15 yıl önce hayata geçirilmiş olması gerektiğini ifade eden Yaşar, şunları söyledi:
“Akiferler derinlere çekildi. Sondajların çoğunda yeterli su kalmadı. Şimdi yeni su kaynakları bulmaya çalışıyorlar. Bütün bu çalışmaların çok uzun yıllar önce yapılması lazımdı. Belediyenin kuraklık geldiği zaman B, C planı olması gerekir. Bu elektrik sondajlarının daha önce yapılıp herhangi bir kuraklık durumunda hangi bölgelerde sondaj açılacak ve ne kadar su alınacak ne kadar su rezerv olarak bırakılacak! Bütün bunların hesaplanması gerekirdi.“
“Su kesintileri geçen sene başlamalıydı”
Prof. Dr. Yaşar, bu planlamaların jeoloji mühendisleri ve hidrojeologlar tarafından yapılabileceğini hatırlattı. İZSU’da jeoloji mühendisi çalıştırılmadığını vurgulayan Yaşar, “Sondajlar için önce ihale yapılacak, sonra çalışmalar başlayacak. Ardından sondajların yerleri saptanacak, sonra da sondajlar açılacak. Bunun şimdiye kadar yapılamamış olmasının nedenlerinden biri de İZSU’de jeoloji mühendislerinin çalışmıyor olması. Eğer jeoloji mühendisleri olsaydı, su kesintilerine geçen sene başlanırdı” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de kişi başına ortalama su miktarının bin 340 metreküpken İzmir’de bunun 600 metreküp olduğuna dikkat çeken Yaşar, “Suyu kesmek ayıp bir şey değil. İzmir’in zaten su potansiyeli çok az. Biz su fakirinin de fakiriyiz. Bu nedenle suyu çok dikkatli kullanmamız gerekiyor” uyarısında bulundu.
Tarımda susuzluk ciddi risk oluşturuyor
İzmir’in Türkiye’nin kışlık sebzesinin yüzde 70’ini ürettiğini hatırlatan Yaşar, su kıtlığının tarımda büyük zararlara yol açacağını kaydetti ve şunları söyledi:
“Sadece içme, kullanma suyu değil mesele. Tarım konusunda da susuzluk ciddi bir tehdit. İzmir kışlık sebzenin yüzde 70’ini üretiyor. İşte susuzluk nedeniyle tarımda sakatlık başlar. Belki iki üç gün duş almasak sorun olmaz ama tarımda suyu ihtiyacı olan bitkiye veremezseniz gıdaya erişim güçleşir.”
İzmir’in yer altı sularının yaklaşık üçte birinin Manisa’dan geldiğini belirten Yaşar, Manisa’da da her gün 300 bin metreküp su çekildiğini, bunun sonucunda Gölmarmara’nın kuruduğunu ve obrukların ortaya çıktığını hatırlattı. İzmir’in su yönetiminde ciddi sorunlar yaşandığını ifade eden Yaşar, su politikasının bilimsel temelde yeniden düzenlenmesi gerektiğini dile getirdi.
“Denizden su arıtma önlem planı olarak rafta durmalı”
Şu an için İzmir’de deniz suyu arıtımına ihtiyaç olmadığını belirten Yaşar, gelecekte yaşanabilecek daha büyük kuraklıklara karşı en azından kullanma suyu ihtiyacının bu yöntemle karşılanabileceğini söyledi.
Malta örneğini veren Yaşar, “Şu anda deniz arıtmalarını ihtiyacımız yok ama daha büyük kuraklıklara karşı en azından kullanma suyu olarak denizden arıtılmış su kullanılabilir. Malta’da bu yapılıyordu mesela. Bunun da bir önlem planı olarak rafta durması lazım” diye uyarıda bulundu.