İZMİR HABERLERİ

Prof. Doğan Yaşar’dan Çilazmak Dalyanı projesine tepki: “Burası derya, akvaryum değil!”

İzmir Körfezi’nde yaklaşık 2 milyon metreküp dip çamurunun dalyanda kullanılmasını öngören projeyi “bilim dışı” sözleriyle eleştiren TÜBA üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, kirliliğin akıntıyla değil arıtılmayan atıklarla ilgili olduğunu belirtti, “Körfez’i foseptik gibi kullanmayı bırakın; burası derya, akvaryum değil” dedi.

Abone Ol

Son Mühür / Yağmur Daştan - İzmir Körfezi’nin temizliği için hayata geçirilmek istenen Çilazmak Dalyanı Rehabilitasyon ve Restorasyonu için çalışmalar sürüyor. Projeyle birlikte İzmir Körfezi’nden çıkarılacak yaklaşık 2 milyon metreküp dip tarama malzemesinin dalyanın ekosistemini canlandırmak için kullanacağı ifade edilirken; söz konusu projeyi Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar değerlendirdi. Projenin hiçbir mantıksal ve bilimsel standartlara uymadığını söyleyen Prof. Dr. Yaşar, “Bu mantıkla Körfez’i temizlemek mümkün değil” dedi.

“Bunun bilimle bir alakası yok”

İzmir Körfezi’ndeki akıntı sistemini anlatarak açıklamalarına başlayan Prof. Dr. Doğan, “Karaburun’dan su gelir, güneye iner. Güneyden Urla’ya, sonrasında Güzelbahçe, Narlıdere, Konak, Bayraklı yönünde ilerler. Bayraklı’dan sonra kuzeye döner; Karşıyaka ve Çiğli sonrasında da yukarı çıkar. Şimdi ‘Burada bir kanal açacağız ve temizlenme hızlanacak’ diyorlar. İnanın, hiçbir mantık yok. Gelen su kadar su çıkacaktır ve İzmir Körfezi kirliliğinin bununla ilgisi yoktur. Körfez, bizim atıklarımızdan dolayı kirleniyor. Baktığınızda 2003 yılında Körfez masmavi olmuştur. Çilazmak Dalyanı projesi ilk olarak 2009 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eski başkanı Aziz Kocaoğlu döneminde dile getirilmişti. O gün de şiddetle itiraz edip bu projenin bilimdışı olduğunu söylemiştim. Bu, konuyla ilgili hiçbir bilgisi olmayan bir biyolog, bir arkeolog, bir matematikçi bir de jeofizikçi dört akademisyen bu projeyi ortaya attı. Bilmeleri gereken şu: Derelerden gelen kirli sular, deniz suyuna karıştığı an şişer ve çöker. Değil Körfez’i oradan kazmak, kökünden kazısanız kirliliğin gideceği mesafe akıntı hızla birlikte 7 ila 9 kilometredir. Bütün sorun iç körfezde, dışarısı pırıl pırıl” ifadelerini kullandı.

“O paralara yazık”

“Kuzeyden çıkan su zaten Foça’ya gider; içeriye ilerlemez. Yani bunun kirlilikle hiçbir ilgisi yok” sözleriyle devam eden Prof. Dr. Yaşar, şunları aktardı: “Ne kadar derin kazı yaparsan yap gelen su kadar çöküş olur. 2010 yılının mayıs ayında Deniz Bilimleri Enstitüsü olarak belediyenin isteği doğrultusunda dört ayrı noktada akıntı ölçümleri yaptık. Yaptığımız çalışmalar sonucunda da gayet güzel ve hızlı bir akıntı olduğunu tespit ettik. Dünyanın bütün denizlerinde kıyı boyu akıntısı vardır; zaten akıntı yoksa oksijen olmaz ve doğal olarak yaşam olmaz. Enteresan bir şekilde 16 yıl sonra bilimdışı ve bilimle ilgisi olmayan, hiçbir bilimsel tabanı olmayan bu projeyi kimler gündeme getiriyor bunu derinlemesine irdelemek şart. Büyük de harcamalar yapılacak, o paralara yazık. Bütçeleri bilimdışı bir şeye harcıyorlar, resmen ipe un serilecek.”

“Burası derya, akvaryum değil”

Körfez’in her zaman kendi kendine iyileşebileceğini savunan Yaşar, “Körfezi biz kirletiyoruz. Çiğli Arıtma Tesisi’nden arıtılan su denizi veriliyor, bu çok yanlış. Arıtmadan çıkan suyu tarımda da kullanabilirler. Daha iyi arıtıp bu suyu Gediz ve Menemen’e verin. Körfez her yıl biraz daha kötüye gidiyor. İnsanlar kokudan duramıyor. Atıklarımızı arıtmayıp körfezi foseptik olarak kullandığımız için deniz kirleniyor. Kimse unutmasın burası derya, akvaryum değil! Kirliliği kes, olay bitsin” diye konuştu.