Osmanlı'da İzmir'in adı resmi belgelerde "İzmir" olarak geçiyordu. Yani bugün kullandığımız isim, Osmanlı döneminin başlarında çoktan oturmuştu. Ama batı dillerinde durum farklıydı; Avrupa kaynakları 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Smyrna demeye devam etti. Şehir, ancak 1930'lardan itibaren uluslararası alanda da İzmir adıyla anılır oldu.
Smyrna'dan İzmir'e geçiş nasıl oldu?
Şehrin antik adı Smyrna idi. Yunanca Σμύρνη olarak yazılan kelimenin Hitit kökenli olduğu düşünülüyor. Halkapınar yakınlarındaki kutsal kaynaktan ve "Ana Tanrıça" inancından geldiğine dair güçlü bir iddia var. Smyrna, Aiol döneminden başlayıp Roma ve Bizans çağı boyunca hep aynı isimle kaldı.
Türklerin bölgeyle tanışması 11. yüzyılın sonlarında, Çaka Bey döneminde başladı. Süreç içinde Smyrna kelimesi Türk diline uyduruldu. Önce başına bir "İ" sesi eklendi, sonra "İsmir" diye söylenmeye başlandı. Zamanla bugün bildiğimiz İzmir biçimine dönüştü. Şehir 1426'da II. Murad döneminde kesin olarak Osmanlı topraklarına katıldığında bu dönüşüm de tamamlanmış oldu.
Osmanlı belgelerinde İzmir nasıl yazılırdı?
Osmanlı Türkçesinde şehir ازمير yazımıyla kayda geçti. Yani Arap harfleriyle yazılmış olsa da okunuşu bugünkünden farksızdı. Klasik dönemde İzmir, Anadolu eyaletine bağlı Aydın sancağında bir kaza merkeziydi. 1573'te Kaptanpaşa eyaletinin Sığla sancağına bağlandı. 19. yüzyılda Aydın eyaleti içinde önemli bir yer edindi, 1843'ten itibaren ise zaman zaman doğrudan eyalet merkezi konumuna yükseldi.
Osmanlı döneminde İzmir nasıl bir şehirdi?
1528 tarihli ilk Osmanlı tahririnde İzmir küçücük bir kasabaydı. Toplam beş mahallesi, yaklaşık 1300 kişilik nüfusu vardı. Müslüman ve Rum nüfus ayrı mahallelerde yaşıyordu. Ama 17. yüzyıldan itibaren tablo hızla değişti. 1619'da Fransız, 1620'de İngiliz konsolosluğu açıldı. Hollandalı tüccarlar da geldi. Şehir, Doğu Akdeniz'in en hareketli liman kentlerinden birine dönüştü.
Levantenler, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler ve Türkler aynı sokaklarda yaşamaya başladı. Bu çok kültürlü doku öyle belirgin hale geldi ki şehre "Gâvur İzmir" lakabı yakıştırıldı. Müslüman olmayan nüfusun yoğunluğunu ve kozmopolit yaşamı vurgulayan bir tabir bu. 19. yüzyıla gelindiğinde şehir, sigara fabrikalarından havagazı tesislerine, buz fabrikalarından makarna işletmelerine kadar pek çok modern sanayi yapısına ev sahipliği yapan bir merkez oldu.
İzmir adı neyi ifade ediyor?
Tarihçiler Smyrna kelimesinin "Ana Tanrıça Kaynağı" ya da "Kutsal Ana" anlamına geldiğini söylüyor. Yani aslında ismin kendisi bile şehrin kuruluş efsanesini taşıyor. Halkapınar gölcüğü zaman içinde kurudu ve doldurulup kayboldu ama o köklü ismin izi, bugün İzmir diye söylediğimiz her seste hâlâ yaşıyor.