Son Mühür- İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirilen saldırı, yalnızca Hamas liderlerini hedef almakla kalmadı, aynı zamanda bölgesel dengeleri sarsan stratejik mesajlar verdi.
Analistlere göre Netanyahu’nun amaçları çok boyutlu:
• Trump’ı zor durumda bırakmak: Körfez turuna çıkan ve bölge ülkeleriyle stratejik çıkarlarını yeniden şekillendirmeye çalışan Trump, saldırıyla birlikte “yok sayılmış” bir konuma itildi. Hatırlanacağı üzere Trump, son turunda Netanyahu’yu büyük ölçüde devre dışı bırakmıştı. Bu operasyon, bir bakıma o tavrın rövanşı olarak görülüyor. Üstelik Trump’ın kısa süre önce yaptığı “Yahudi lobisi eskisi kadar güçlü değil” çıkışı, Netanyahu ile Beyaz Saray arasındaki mesafenin daha da açıldığına işaret ediyordu.
• ABD-Katar ilişkilerini zedelemek: Katar yönetimi, saldırının ardından ABD ile güvenlik iş birliğini yeniden değerlendireceğini duyurdu ve “yeni ortaklar arayabiliriz” mesajı verdi. Bu çıkış, Washington-Doha hattında ciddi bir kırılmanın işareti olarak okunuyor.
• ABD’nin bölgedeki güvenilirliğini sarsmak: Washington’un Katar’daki Hamas liderlerini hedef alan bu saldırıyı engelleyememesi ya da önleyememesi, Körfez’de ABD’nin “güvenlik garantörü” rolüne gölge düşürdü.
• Bölge ülkelerini birbirine düşürmek: Saldırı sonrası “hava sahası kimin üzerinden açıldı?” tartışması, Körfez ülkeleri arasında şüphe ve güvensizlik yarattı.
• Katar’ın arabulucu rolünü sorgulatmak: Hamas ile diplomatik kanalları elinde tutan Katar, uzun süredir Filistin konusunda arabuluculuk yapıyordu. Saldırıyla birlikte bu rolü sorgulanır hale geldi
Yalnızca askeri bir hamle değil
Tüm bu başlıklar, Netanyahu’nun Katar operasyonunun yalnızca askeri değil; aynı zamanda diplomatik, psikolojik ve jeopolitik bir hamle olduğunu gösteriyor. Bölgeyi yeniden şekillendirecek bu adımın sonuçlarının, yalnızca Hamas ve Katar’la sınırlı kalmayacağı, ABD’nin Körfez’deki varlığını da tartışmaya açacağı yorumları yapılıyor.