GÜNDEM HABERLERİ

MHP Lideri Bahçeli'den TRÇ İttifakı açıklaması: "NATO üyeliği olası saldırılardan korumuyorsa..."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin artan güvenlik ihtiyaçlarına ve küresel sistemdeki kaos ortamına dikkat çekerek, Türkiye-Rusya-Çin (TRÇ) İttifakı kurulması yönündeki önerisinin stratejik gerekçelerini kamuoyuna sundu.

Abone Ol

Son Mühür- Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kamuoyunun yakından takip ettiği Türkiye-Rusya-Çin (TRÇ) İttifakı önerisinin gerekçelerini ve temel içeriğini detaylı bir şekilde açıkladı. Bahçeli, Türkiye'nin mevcut NATO üyeliği bağlamında önemli bir eleştiri getirerek, "Eğer Türkiye'nin NATO üyeliği, bizi ittifak içinden gelebilecek olası saldırılardan korumada yetersiz kalıyorsa, ve bazı müttefiklerimiz en hayati önceliklerimizi ve taleplerimizi sürekli görmezden geliyorsa, üstelik kamuoyunda da bu duruma yönelik belirgin bir tepki varsa, artık Türkiye'nin tarihsel vizyonuna uygun olarak Doğu'ya da Batı'ya da bakma zamanı gelmiştir," ifadelerini kullandı.

Uluslararası kaos ve Yeni Dünya Düzeni'nin yokluğu

MHP Lideri Devlet Bahçeli, TRÇ İttifakı önerisinin temelini, Soğuk Savaş sonrasından günümüze dek uluslararası sistemde yaşanan kaosa dayandırdı. Bahçeli, 21. yüzyılın ilk çeyreği tamamlanmak üzereyken dahi, hukuka ve nizama dayalı istikrarlı bir dünya düzeninin tesis edilemediğini vurguladı. 1990'lı yıllardan bu yana ikili çatışmaların, bölgesel savaşların, krizlerin, katliamların ve insani felaketlerin kesintisiz devam ettiğini belirtti. Uluslararası sistemin yapısı zaten anarşik olarak nitelense de, gelinen noktanın tam bir kaos hali olduğunu dile getiren Bahçeli, bu belirsizliğin Türkiye'yi yeni arayışlara ittiğini ifade etti.

Bölgesel güvenlik riskleri

Konuşmasında bölgesel risklere geniş yer veren Bahçeli, Gazze'deki soykırımın ve insanlık dramının bu kaosun en somut örneği olduğunu belirtti. Netanyahu hükümetinin sadece Gazze'de suç işlemekle kalmayıp, etrafındaki altı devlete (Filistin, Lübnan, Yemen, İran, Suriye, Katar) adeta savaş ilan ettiğini ve bölgeyi ateşe atacak saldırganlıklar sergilediğini söyledi. Bu saldırıların, diplomatlardan gazetecilere kadar sivil ve resmi birçok kişiyi hedef aldığına dikkat çekti. Bahçeli, bu hukuk tanımaz eylemlere ABD'nin tam kadro destek vermesinin durumu daha da vahimleştirdiğini dile getirdi.

Ayrıca Suriye'deki yönetim değişikliğine de değinen MHP Lideri, yeni Suriye rejiminin demokratik bir cumhuriyet olma arzusuna rağmen, başta İsrail olmak üzere çeşitli aktörlerin ülkenin Akdeniz sahilini, güney ve kuzeydoğu bölgelerini karıştırmak için her türlü oyunu oynadığını kaydetti. Bahçeli, Kuzeydoğu Suriye'de ikinci bir İsrail yaratma çabalarının sürdüğünü ve terör örgütü SDG'nin Türkiye'deki "terörsüz Türkiye" sürecine dahil olmaması için kışkırtıldığını ifade etti. Türkiye'nin ulusal güvenliğini tehdit eden bu mahfillere çanak tutulmasının kabul edilemez olduğunu, Türkiye'nin 2016'dan bu yana gerçekleştirdiği dört büyük harekatla bu çabaların sonuçsuz kaldığını gösterdiğini vurguladı.

TRÇ İttifakı'nın gerekçesi ve stratejik konumu

Devlet Bahçeli, TRÇ İttifakı önerisinin ardındaki temel stratejik vizyonu, Türkiye'nin tek boyutlu dış politikayı aştığı teziyle açıkladı. Türkiye'nin bir imparatorluk bakiyesi ve bir ulus devlet olarak, Doğu'ya da Batı'ya da bakan "çift başlı kartal sembolüyle" temsil edilen bir bakış açısına sahip olduğunu belirtti. Türkiye'nin acil güvenlik ihtiyaçlarına dikkat çeken Bahçeli, uzun soluklu bölgesel istikrar ve güvenliğin, bölge devletlerinin dayanışma ve temel ilkelerde anlaşmalarına bağlı olduğunu söyledi.

Bahçeli'ye göre, Avrasya bölgesi tarih boyunca mihver bölge olmuştur ve dünyaya hakimiyetin en önemli aşaması buradan geçmektedir. Avrasya'nın merkezinde Türk Dünyası yer almakta olup, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) artık uluslararası bir aktördür. TDT'nin, Batı, Rusya ve Çin arasındaki mücadelede bir cazibe ve güç merkezi olabileceğini öne sürdü. Bu dengeyi sağlamak için ise Avrasya coğrafyasının üç büyük gücünün (Türkiye, Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti) eşit paydaşlık temelinde bir araya gelmesi gerektiğini savundu. Bu ortak zeminin, başlangıçta siyasi istişare ve ekonomik işbirliğini hedeflemesi gerektiğini; ancak uluslararası güvenlikteki kaosun sürmesi halinde, güvenlik boyutunun kaçınılmaz olarak gündeme geleceğini belirterek sözlerini tamamladı. Böyle bir ittifakın, BM'deki "Dünya Beşten Büyüktür!" çağrısının kuvveden fiile geçirilmesinde de kritik bir rol oynayacağını sözlerine ekledi.