Son Mühür / Yağmur Daştan - Resmi Gazete’de yayımlanan yeni düzenlemeyle yangın güvenliği için gerekli itfaiye raporunu alamayan konaklama tesisleri 31 Mayıs 2026’ya kadar kapalı kalacak. Bu tarihe kadar raporunu tamamlayamayan işletmelerin ruhsatları iptal edilecek. Turizm sektöründe ise kararın ardından belirsizlik ve endişe gündeme taşındı. Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler, yaşanan süreci ve sektörün taleplerini değerlendirdi.
Yeni düzenlemeye göre denetimlerde itfaiye raporu ibraz edemeyen konaklama tesisleri 31 Mayıs 2026 tarihine kadar faaliyetten menedilecek. Bu süre boyunca işletmeler hizmet veremeyecek. Yetkililer, sürenin eksik yangın güvenliği önlemlerinin tamamlanması ve gerekli tadilatların yapılması için tanındığını bildirirken, belirlenen tarihe kadar rapor alamayan işletmelerin işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının iptal edileceği açıklandı.
“Ciddi bir kafa karışıklığı var”
ETİK Başkanı Mehmet İşler, yangın yönetmeliğine ilişkin belirsizliklerin sektörde ciddi bir karmaşa yarattığını söyledi. İşler, “Yangın yönetmeliğine ilişkin belirsizlikler ve denetim süreçlerindeki aksamalar turizm sektöründe ciddi bir kafa karışıklığı yarattı. İşletmeler, mevzuatın karmaşık yapısı nedeniyle yükümlülüklerini net biçimde anlayamadıklarını ifade ediyor. Denetim başvurusu konusunda ise ciddi bir tereddüt yaşanıyor. 31 Mayıs’a kadar bazı eksikliklerin tamamlanması planlanıyor. Ancak özellikle teşvikli binalar ile apartmandan dönüştürülen yapılarda çok sayıda işletme henüz denetimden geçmedi. İşletmeler, resmi denetim talep ettiklerinde ciddi eksikler tespit edilmesi halinde kapatma kararıyla karşılaşabileceklerini düşünüyor. Üstelik çoğu işletme hangi eksikliklerinin bulunduğunu da tam olarak bilmiyor” dedi.
“İşletmeler hazırlık sürecini sağlıklı yürütemiyor”
Sahadaki yoğunluğa da dikkat çeken İşler, itfaiye teşkilatının mevcut kapasitesinin süreci yavaşlattığını ifade etti. “İtfaiye teşkilatı da sahadaki yoğunlukla mücadele ediyor. Orman yangınları, sel ve aşırı yağış kaynaklı olaylar, rutin görevler ve eğitim faaliyetleri denetim süreçlerini yavaşlatıyor” sözleriyle açıklamalarını sürdüren İşler, “Mevcut personel sayısı sahadaki tüm işletmeleri aynı hızda denetlemeye yetmiyor. İş yükü ile kadro arasındaki dengesizlik süreci daha da zorlaştırıyor. Sektör temsilcileri, mevzuatın itfaiyeye geniş yetkiler verdiğini ancak uygulamada net bir yol haritası bulunmadığını söylüyor. Hangi eksikliklerin öncelikli olduğu açık biçimde ortaya konmadığı için işletmeler hazırlık sürecini sağlıklı yürütemiyor. Sektör, imar yasası ve yangın yönetmeliğinde yapılacak düzenlemelerin sade, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını istiyor. Özellikle somut bir ‘kontrol listesi’ hazırlanması talep ediliyor. Böyle bir liste sayesinde işletmeler kendi iç denetimlerini yapabileceklerini ve eksiklerini dışa bağımlı olmadan görebileceklerini belirtiyor” diye konuştu.
“Denetimden kaçmıyoruz”
Danışmanlık firmalarına yönelik eleştirilerin de arttığını belirten İşler, işletmelerin kapatma riski nedeniyle resmi başvuru sürecinde çekinceli davrandığını söyledi. İşler, “İşletmeler, yapılan yönlendirmelerin çoğu zaman ürün ve malzeme satışına odaklandığını, bütüncül bir rehberlik sunulmadığını dile getiriyor. ‘Şu gerekli, bu değişmeli’ şeklindeki tavsiyelerin ciddi maliyet oluşturduğunu vurguluyorlar. Resmi denetim talep edildiğinde eksikliklerin kısa sürede giderilememesi durumunda kapatma riskiyle karşılaşma ihtimali ise başvuru sürecini daha da zorlaştırıyor. Sektör zaten denetimden kaçmıyor. Talep edilen şey denetimsizlik değil; açık kurallar, anlaşılır uygulama ve makul bir geçiş süresi. Yeni düzenlemeyle tüm otel odalarında en az 30 dakika yangına dayanıklı kapı zorunluluğu getiriliyor. Ancak bu ürünlerin temini için üretim süresi gerekiyor. Bunun yanında finansman sorunu da sektörün önünde ciddi bir engel oluşturuyor. Sektör temsilcileri, mevcut belirsizlik ortamında yapılacak kapsamlı denetimlerin birçok tesisi zor durumda bırakabileceğini savunuyor” dedi.
“Orta ölçekli tesisler zorlanıyor”
Geçen yıl ocak ayında Kartalkaya’da yaşanan yangının ardından tartışmaların hız kazandığını hatırlatan İşler, sezon yoğunluğu ve finansman yetersizliği nedeniyle yatırımların tamamlanamadığını belirtti. İşler, “Şubat ve mart aylarında gündem yoğunlaştı, ardından sektör sezona girdi. İşletmeler sezon yoğunluğu ve finansman yetersizliği nedeniyle gerekli yatırımları tamamlayamadı. Özellikle orta ölçekli, üç yıldız ve altı ile basit belgeli tesisler maliyet yükünü taşımakta zorlanıyor. Büyük, beş yıldızlı otellerin bu gruptan ayrıştığı belirtiliyor. Sektörün talepleri netleşmiş durumda. Mevzuat sadeleşsin ve tek çerçevede toplansın. Uygulamada esas alınacak net bir şablon oluşturulsun. Denetim sistemi anlaşılır ve uygulanabilir hale getirilsin. İşletmelere makul bir geçiş süresi tanınsın. Yangın yönetmeliği kapsamındaki yatırımlar için düşük faizli ve yalnızca bu alanda kullanılabilecek kredi desteği sağlansın” ifadelerini kullandı.
Finansman desteği çağrısı yaptı
Finansman desteği çağrısında bulunan İşler, kredi mekanizmasının kamu eliyle kurgulanabileceğini söyledi ve şunları aktardı: “Bu krediler KOSGEB ya da Merkez Bankası aracılığıyla, fatura karşılığı ve sadece yangın güvenliği yatırımlarında kullanılacak şekilde verilebilir. Böyle bir destekle hem iş ve işçi sağlığı hem de can güvenliği açısından gerekli altyapı tamamlanabilir. 2025 yılında dövizde sınırlı artış ve yüksek faiz oranları nedeniyle karlılık düştü. Sektör temsilcileri cirolar gerçekleşse de yatırım yapacak kaynak oluşmadığını belirtiyorlar. Türkiye bu yıl 65 milyon turist ağırladı ve 62 milyar dolar turizm geliri elde etti. 2030 hedefi ise 100 milyar dolar. Bu sektör, stratejik öneme sahip o yüzden turizm her yönden desteklenmeli.”
“Açık, şeffaf ve öngörülebilir yönetmelik”
Son olarak, yönetmelikte bina yüksekliği, ruhsat tarihi ve farklı yıllarda yürürlüğe giren mevzuatların uygulamayı değiştirdiğini de kaydeden İşler, “Yönetmelikte bina yüksekliği, ruhsat tarihi ve farklı yıllarda yürürlüğe giren mevzuatlar uygulamayı değiştiriyor. 2000, 2007 ve 2015 öncesi yapılara farklı hükümler uygulanması işletmelerin hangi mevzuata tabi olduklarını anlamasını zorlaştırıyor. İşletmeler, kapsam içinde yer alıp almadıklarını net biçimde öğrenmek istiyor. Açık, şeffaf ve öngörülebilir bir yönetmelik ile düzenli denetim sisteminin hem kamu hem işletmeler açısından daha sağlıklı sonuç verebilir. Net bir çerçeve ve ortak bir uygulama dili oluştuğunda işletmeler sorumluluklarını daha hızlı ve planlı şekilde yerine getirebilir” diye konuştu.