Son Mühür / Yağmur Daştan- Gediz Nehri’nde her geçen gün derinleşen kirlilik, bölgedeki tarımsal üretimi, hayvancılığı ve doğal yaşamı durma noktasına getirirken; ekosistemin can damarı olan nehirdeki ağır metal yoğunluğu insan sağlığını da ciddi şekilde tehdit ediyor. Bir zamanlar bereketin simgesi olan nehirde canlı yaşamının sona ermesi ve çevre felaketinin boyutlarının artması üzerine İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Menemen Belediyesi CHP’li Meclis Üyesi ve İzBB Tarım Komisyonu üyesi Erdal Karagöz, çarpıcı açıklamalarda bulundu.
“Bu kentin sorunları umurlarında değil”
Gediz’in kaderine terk edilmesine tepki gösteren Karagöz, "Son zamanlarda bakıyoruz ki AK Partili milletvekilleri çıkıp olup olmadık yerlerde Büyükşehir’i eleştiriyorlar. Yani senin esas asli görevin, tarım bölgesi olan Menemen'deki Gediz Nehri'nin derlenip toparlanması. Burası topluma hitap eden bir alan. Bir defa gıdayla ilgili. Sen bununla ilgili hiçbir çalışma yapmıyorsun. Bakanlığın ve hükümetin içindesin. Önce senin bununla ilgili bir an önce hamle yapman lazım. İnsan bir kere gelir, vatandaşla görüşür ve 'Ne gibi sıkıntılarınız var?' diye sorar. Ancak bu kentin sorunları asla umurlarında değil" dedi.
Kirliliğin tarımsal verimi doğrudan etkileyeceğini savunan Karagöz, "Eğer bu şekilde gidilir ve kirlilik devam ederse yazın meyve ve sebzeden sıkıntı yaşayacağız. Yani verim bakımından. Neden? Kullanacağı su çiftçinin tuzluğa, ağır metalli olan suyu kullanacak" ifadelerini kullandı.
“Gelin Menemen’deki köyleri gezin”
AK Partili vekillere Menemen davetinde bulunan Karagöz, "AK Parti milletvekilleri Eyyüp Kadir İnan ve Mahmut Atilla Kaya’ya sesleniyorum; Bir gün gelip Menemen’deki köyleri gezsinler. Gediz Nehri’nin yol açtığı zararları yerinde görsünler. Vatandaşın ne tür mağduriyetler yaşadığını bir dinlesinler. Dinledikleri bu sorunları da ilgili iki bakanlığa, yani Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı’na aktarsınlar. Bir zahmet, Gediz Nehri ile ilgili neden bir çalışma programı oluşturulmadığını da sorgulasınlar. Bölgemizde bulunan büyükbaş hayvanlar Gediz Nehri’nden su içemiyor. Çünkü nehirde ağır metal kirliliği bulunuyor. Ancak biz, Cemil Tugay Başkanımızın katkılarıyla bazı köylerimize altı adet gölet yaptırdık. Hayvanlar bu göletlerden su içiyor. Hatta zaman zaman tarla ve mera alanlarına gidiyorlar. Bunun nedeni, yağmur sularının daha temiz olmasıdır" diye konuştu.
“Gediz’i ve Körfez’i kaderine terk ettiniz”
Nehirdeki ekosistemin çöktüğünü belirten Karagöz, "Ne yazık ki, yıllarca büyükbaş ve küçükbaş hayvanların sulandığı Gediz Nehri’nden artık hayvanlar kirlenme nedeniyle su içemiyor. Oysa bunlar da canlıdır. Örnek vermek gerekirse, şu anda Gediz Nehri içerisinde en küçük bir balık ya da kurbağa sesi duymak mümkün değildir; çünkü ekosistem büyük ölçüde zarar görmüştür. Bilerek Gediz nehrini ve körfezi kaderine terk ettiniz, sizin İzmir’e nasıl faydanız oldu? Bu suyun bir kısmı tarım için kullanılıyor, diğer kısmı ise Kuş Cenneti’ne veriliyor. Peki, Kuş Cenneti’nde yaşayan canlıların da tatlı su içme hakkı yok mu? Bu hayvanlar bugün ya da yarın hastalıkla veya ölümle karşı karşıya kalabilir. Bunun sebeplerinden biri de bölgedeki milletvekillerimizin yeterince sorumluluk almamasıdır" dedi.
“Herkesin bu meseleye eğilmesi lazım”
Sadece AK Parti de değil, CHP de dahil olmak üzere tüm siyasi partilerin vekillerine sorumluluk çağrısı yapan Karagöz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ancak ben bunu sadece AK Parti milletvekilleriyle sınırlı tutmuyorum. Bölgemizde görev yapan tüm milletvekilleri bu konuda sorumludur. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri de dahil olmak üzere herkesin bu meseleye daha fazla eğilmesi gerekir. Neden bölgemizde yeterli araştırma ve inceleme yapılmıyor? Cumhuriyet Halk Partisi açısından da bu konu önemli bir gündem olmalıdır. Sadece Salih Uzun milletvekilimiz bölgemize geldi ve incelemelerde bulundu. Başka kimseyi ne yazık ki göremedik."
“Artık bir çözüm bulun”
Sorunun sadece İzmir’i değil, Türkiye’yi ilgilendirdiğini kaydeden Karagöz, "En büyük meselemiz insan sağlığı. Çünkü iletişim, çevre ve gıda güvenliği doğrudan insan yaşamını etkiliyor. Bugün İzmir’in bazı ilçelerinde üretilen gıdalar, sadece kentimizde tüketilmiyor hatta İstanbul piyasasına kadar gönderiliyor. İnsan sağlığını tehdit eden bu soruna artık bir çözüm bulunması gerekiyor" açıklamasında bulundu.