İZMİR HABERLERİ

İzmirli gençlerin kuraklık projesi Paris yolunda...

Sürdürülebilir Kalkınma Liderleri Eğitim Programı (SÜGEP) gençleri kuraklık problemini çözdükleri proje, Paris'e davet edildi. 30 Mart 01 Nisan tarihleri arasında Paris'te modelin ayrıntılarını dünyaya duyuracaklar.

Loading...

Abone Ol

Son Mühür/Merve Turan- Sügep Akademy Başkanı Umut Dilsiz ve projenin liderlerinden Defne Mey Dilsiz, Paris öncesi projenin nasıl doğduğunu, hazırlanan prototip'in çalışma prensiplerini Son Mühür Televizyonu'nda Tunç Erciyas ile Sıcak Bakış programında anlattılar.

Su krizi..

Bugün savaşla gündemde olan İran, geçtiğimiz günlerde de derinleşen “Su Krizi” nedeniyle Başkent Tahran’ın taşınması haberleri ile gündemdeydi. Son yılların en ağır kuraklığıyla boğuşan İran’da baraj seviyeleri hızla düşerken 15 milyon nüfuslu başkent Tahran, uzmanların “Sıfır Günü” dediği, yani suyunun tamamen tükeneceği kritik eşiğe yaklaşmıştı. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian, başkentin taşınması planını zorunluluk olarak duyurmuştu.

Gençler dünyanın sorununu çözüyor...

Bu haberi okuyan Sügep Akademy Gençlik Liderleri benzer sorunların tüm ülkelerde yaşanabileceğini düşündüler. Kuraklık tehdidi her an herkesin kapısını çalabilir. İzmir’in burnunun dibinde Turgutlu’daki Marmara Gölü’nün kuruması gibi, bizler de göllerimizi, nehirlerimizi, sulak alanlarımızı kuraklık ve bilinçsiz sulamaya kurban veriyoruz. Günün birinde Tahran gibi İzmir’in de taşınması gündeme gelebilir mi?

İzmirli gençler bu sorunu çözmek için beyin fırtınaları yaptı. Projeler üretti. Sonunda geliştirilen bir model ile çözümü buldular.

Deniz suyu tuzdan biyolojik bir yöntemle ayrılıyor...

Gençler, “doğanın kendisi en karmaşık sorunlarımıza çözüm olabilir mi?” sorusunu sorarak başladıkları çalışmalar sonrasında cevabı, biyomimikri yaklaşımında, yani doğanın milyonlarca yıllık tasarımlarını ve süreçlerini taklit etme sanatında buldular.

“Alg Biyoreaktörü ve Halofitik Hidroponik Sistemlerin Entegre Edilmesi Yöntemiyle Deniz Suyunun Tuzdan Arındırılması” adlı bu model, sadece deniz suyunu arıtmakla kalmayıp aynı zamanda gıda üreten ve karbonu geri dönüştüren, doğadan ilham alan yenilikçi bir sistemi ortaya koyuyor. Bu proje, deniz suyunu tuzdan arındırmak ve tarımsal üretimde kullanmak için yenilikçi bir döngüsel sistem öneriyor. Nanofiltrasyon yoluyla kısmen tuzdan arındırılmış deniz suyu, tuz toleransı yüksek (halofit) bitkileri yetiştiren bir hidroponik ünite ile mikroalg içeren bir biyoreaktör arasında kapalı döngü bir sistemde dolaştırılır. Bu entegre kurulumda, bitkiler büyüme için besinleri emerken, mikroalgler atık bileşikleri biyolojik olarak arıtır ve fotosentez yoluyla oksijen üreterek genel su kalitesini artırır.

Doğa dostu bu sistem, geleneksel tarıma kıyasla tatlı su talebini %90'a kadar önemli ölçüde azaltırken, aynı zamanda yan ürün olarak değerli alg biyokütlesi üretir. Bu biyokütle hayvan yemi, biyolojik gübre, biyoyakıt veya biyoplastik olarak kullanılabilir.

Genel olarak, önerilen model, değişen iklim koşulları altında su kıtlığı, gıda güvenliği ve ekolojik direnç sorunlarını ele alan sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve sıfır atık odaklı bir çözüm sunmaktadır.

Paris'ten davet...

Bu model, 29 Mart’ta Paris’te düzenlenecek Change Now Gezegen İçin Çözümler EXPO 2026’ya sergilenmeye değer en iyi uygulamalar arasına seçildi. Genç Sürdürülebilirlik Liderleri hazırladıkları prototipi Paris’te tüm dünyaya sergileyecek.

Ekonomik ilerlemenin sadece büyüme rakamlarına göre değerlendirildiği günümüzde asıl ilerlemenin kalkınma projeleri ile mümkün olabileceğini bilen bu gençler, aslında tarımsal sulamaya çözüm getirirken bir bioteknoloji modeli ihraç ediyorlar. Ülkemizdeki ekonomik veriler tam da bu tür kalkınma projelerine ihtiyacımız olduğunu gösteriyor.

İzmir'de en uygun nokta Seferihisar...

Pilot uygulama yeri için, yıllık güneşlenme verilerini göz önünde bulundurarak Seferihisar sahilini belirlemişler. Eğer, büyük ölçekli bir deniz suyu arıtması için Algal Biotektör içeren bir tesis kurulursa, Seferihisar tüm Ege Bölgesi’nin yeni su havzası olmakla kalmaz, ülkemiz bu biyoteknolojiyi, İran gibi başkentini taşımayı düşünen ve kuraklık sorunu yaşayan ülkelere ihraç edebilir. O zaman biz de buna kalkınma deriz. Hem de “sürdürülebilir kalkınma”