İş dünyasında taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin hukuki geçerliliği konusunda Yargıtay tarihi bir rehber karar ortaya koydu. Alınan bu karar, işverenlerin sözleşme boşluklarını kullanarak hak taleplerinden kaçma stratejilerini tamamen hükümsüz kılıyor.
Maaşa Ek Olarak Verilen Mülk Vaadi Sözde Kaldı
Hukuki ihtilaf, bir iş yerinde usta statüsünde çalışan bir personelin, patronuyla imzaladığı belirsiz süreli sözleşme maddelerine dayanıyor. Kontrata eklenen özel bir madde uyarınca, işçiye emeğinin karşılığı olarak maaşının dışında 250 bin TL değerinde hizmet bedeli ödenecekti. Bu ödeme planı doğrultusunda ilgili taşınmazın mülkiyeti personele verilecekti. Şirket taahhüt ettiği mülk devrini zamana yayıp gerçekleştirmeyince işçi yargısal süreci tetikledi. Davalı konumundaki yönetim, mahkemede savunma yaparken, sayfalarca süren kontratın her sayfasında kurumsal kaşe ve imza bulunmadığını, dolayısıyla gayrimenkul satış vaadinin hukuken geçersiz olduğunu iddia etti.
Yargıtay İşçiyi Haklı Buldu
İzmir'deki iş mahkemesi ve sonrasındaki bölge adliye mahkemesi, evrak düzenindeki eksiklikleri öne sürerek işçinin hak talebini haksız buldu ve davayı reddetti. Ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, adaletin terazisini işçiden yana çevirdi. Yüksek mahkeme, belgenin sayfaları arasında mantıksal ve fiziksel bir kopukluk olmadığı sürece metnin bir bütün olarak ele alınmasının zorunlu olduğunu kaydetti. Son sayfada bulunan imza ve resmi kaşenin, belgenin başından sonuna kadar tüm taahhütleri bağlayıcı kılacağını ilan eden Yargıtay, alt mahkemelerin kararlarını oy birliğiyle iptal etti.