Ege ile Akdeniz’in kesiştiği Datça Yarımadası, doğal koyları ve tarihi zenginlikleriyle dikkat çekiyor. Marmaris’ten başlayıp Knidos Antik Kenti’ne kadar uzanan güzergâh, hem doğaseverleri hem de tarih meraklılarını aynı anda cezbediyor. Yarımada boyunca ilerleyen biri, bir tarafta berrak denizi, diğer tarafta çam ormanlarını görüyor. Yol uzadıkça manzara değişiyor ama sakinlik hep aynı kalıyor.
Ege’nin dantel gibi işlenmiş kıyıları
Datça Yarımadası’nda tam 52 koy bulunuyor. Marmaris yönünden gelenler için Balıkaşıran ve Çatı Limanı ilk duraklardan sayılıyor. Deniz berrak, ortam sessiz. Kurucabük ve Aktur ise çam ağaçlarıyla çevrili plajları ve mavi bayraklı sahilleriyle özellikle ailelerin tercihi oluyor.
Yarımadanın en uzun plajı Gebekum’da koruma altındaki kumullar ve nadir bitki türleri dikkat çekiyor. Doğaseverler burada uzun yürüyüşler yapıyor. Palamut Bükü ve Akvaryum Koyu berrak suları ve dalış imkanlarıyla öne çıkarken, Domuz Çukuru karadan ulaşımın olmadığı yapısıyla farklı bir deneyim sunuyor. Burada gece olduğunda gökyüzü neredeyse tamamen yıldızlarla kaplanıyor. İnsan kendini şehirden çok uzak bir yerde hissediyor.
Tarihi miras adım başı karşısına çıkıyor
Yarımadanın en uç noktasında yer alan Knidos Antik Kenti, Ege ile Akdeniz’i ayıran konumuyla dikkat çekiyor. Antik limanları, tiyatroları, Dor ve Yuvarlak Tapınaklarıyla Helenistik dönemin izlerini bugüne taşıyor. Taş basamaklarda yürürken tarihin hala canlı olduğunu düşünmeden edemiyor insan.
Emecik’teki Apollon Tapınağı ise İ.Ö. 6. yüzyıldan itibaren kutsal alan olarak kullanılmış. Hellenistik ve Bizans dönemlerinden kalma yapı kalıntıları hala görülebiliyor. Kazılarda ortaya çıkan epigrafik veriler ve adak eşyaları, buranın denizaşırı kültürlerle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bu ayrıntı ziyaretçilerin ilgisini daha da arttırıyor.
Rüzgarın yön verdiği macera
Datça, rüzgarıyla da biliniyor. Haziran ayından itibaren rüzgar şiddeti 6-8 seviyelerine ulaşıyor. Bu durum kitesurf ve windsurf yapanlar için adeta fırsat yaratıyor. Kızlan Değirmenler bölgesi, yaklaşık 300 yıllık yel değirmenleriyle hem manzara hem fotoğraf tutkunlarının uğrak noktası.
Doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için Hızırşah, Domuz Çukuru, Palamut Bükü ve Knidos arasında farklı parkurlar var. Çam ormanları, zeytinlikler ve badem bahçeleri arasından geçen bu yollar zaman zaman yorucu olsada manzarası her şeye değiyor.
Sanatın ve kültürün sessiz adresi
Datça sadece deniz ve tarihle sınırlı değil. Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi olarak bilinen Yaka Akademi, restore edilmiş taş binalarda sanat ve eğitim faaliyetleri yürütüyor. Yurt içi ve yurt dışından gelen sanatçılar burada üretim yapıyor, eğitim alıyor. Doğanın içinde sanatla uğraşmak, bölgeye ayrı bir hava katıyor.