Son Mühür / Yağmur Daştan - İzmir’in kangren haline dönüşen ‘çöp’ sorunu ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Sorunun çözümü ile ilgili kentte yeni bertaraf ve yakma tesislerinin gündemde olduğu ve bazı ilçelerde çöplerin halihazırda yakıldığı kamuoyuna yansırken Dr. Enver Yaser Küçükgül, konuyla ilgili bilimsel gerçekleri paylaştı. Dr. Küçükgül, çöpün yakılarak ondan enerji elde edilmesi sürecinin risklerine işaret eden Küçükgül, uyarılarda bulundu.
‘Kanserojenler ve gazlar oluşur’
“İzmir’de çöp ile ilgili bir kriz yok; krizler ansızın ortaya çıkar oysa kentin çöp sorunu uzun yıllardır devam ediyor” sözleriyle açıklamalarına başlayan Küçükgül, “Ne yazık ki ülke genelinde ‘atık yönetimi’ diye bir sorun yok. Türkiye ne yazık ki atıklarını yönetemiyor. Sorunun kendisi yönetememesi. Atıklar bir nimet mi yoksa külfet mi? Buna karar vermemiz lazım. Katı atıklardan enerjiye dönüştürülebilecek kısmını değerlendirip kentinizdeki atık raporunu bilmeniz lazım. Şehirlerdeki atık bileşimi her ay değişir. Atıktan enerji elde etmeyi düşünmeniz için en az birkaç yıl atık analizi yapmanız lazım. Atıktan yakılarak enerji elde etmede dünyada en ileri teknolojiye sahip olan Alman bir şirket ile de ortak çalışmalar yürüttüm. Bir yakma tesisi yapmak kolaydır ancak işletebilmek zordur. Söz konusu tesisin maliyetinin üçte biri baca gazı yakma işlemleri için harcanmıştı. Şimdi İzmir’li yöneticilere soruyorum: İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin atık yakma konusunda kaç uzmanı var? Türkiye’de bu konuda yetişmiş kaç uzman var? ‘Yakma’ dünyanın en tehlikeli prosesidir. Yaktığınız atığın yanma sıcaklığı 900 derecenin altındaysa kanserojenler ve gazlar oluşur. Siz bu gazları bertaraf edemezseniz, arıtamazsanız, enerji üreteceğim derken kendinizi zehirlersiniz” dedi.
‘Bazen tavşana kaç, tazıya tut derler’
“Yakma odasının içindeki metal levhaların bileşimini bir bilseniz… Titanyum ve zirkonyum alaşımı olan yakma odaları var. Türkiye’de bu parayı kim harcar?” sözleriyle devam eden Çevre Bölümü hocası, “Acaba, ‘Avrupa’nın çöpleri Türkiye’ye neden geliyor, kimsenin sesi çıkmıyor. Sözde geri dönüşüm adıyla getirilen Avrupa’nın kirli tehlikeli zararlı katı atıkları Çukurova bölgesinde yakıldığını ve veya kendiliğinden mi tutuştuğunu bilemiyoruz. Bir de yılda 20-30 milyon ton kirli metal hurdalar dört bölgemizde ergitilirken havaya verilen zehirli gaz bileşenleri de hatırlayalım, özellikle Aliağa… Biz de İzmir’in çöpünü yakalım’ diye mi düşündüler, bilemiyorum. Biraz daha araştırıp bu karardan vazgeçeceklerini düşünüyorum. Evet, bazen sansasyonel bir konu yaratıp hedef saptırırsınız… İnsanlar bazen tavşana kaç, tazıya tut diyebilirler. Çöpü yakıp en çok enerji üreteceğiniz atık kısmı plastik atıklarıdır. Oysa plastikler için en önemli konu geri dönüşüm tesisleri kurulmasıdır. Bizim sokaklarımız ise pet şişe dolu. Avrupa sokaklarında ise bir tane pet şişe bulamazsınız. Ne yazık ki en başa geliyoruz: Türkiye atıklarını yönetemiyor. Kimse Türkiye’de atık yönetmek istemiyor. O yüzden en başa dönüp yanlışlarımızı düzeltmeliyiz. Sonrasında atığımızı hangi yöntemle toplayıp bertaraf edeceğimize karar veririz” diye konuştu.