İZMİR HABERLERİ

İYİ Partili Ülkü Doğan'dan 'Buca Cezaevi alanı' açıklaması: "Kamu yararının konusu olmalıdır!"

İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan düzenlemiş olduğu basın toplantısında İzmir'in gündemi haline gelen Buca Cezaevi alanı konusu hakkında açıklamalarda bulundu. Doğan alanla ilgili olarak, "İzmir'in nefesi, Buca'nın yeşili olmalıdır." dedi.

Abone Ol

Son Mühür- Davalara konu olan ve uzun süredir atıl durumda kalan Buca Cezaevi alanı, kent gündeminde yeniden öne çıktı. Mahkeme süreçleri nedeniyle planlaması geciken araziye yönelik projeler, farklı siyasi partilerin kurmaylarından gelen değerlendirmelerle tekrar tartışılmaya başlandı.

Bugün ise İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan önderliğinde, İYİ Parti Buca İlçe Teşkilatı üyelerinin de katıldığı bir basın açıklaması gerçekleştirildi.

Doğan: Kamu yararının konusu olmalıdır!

İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, “1959 yılından itibaren kullanılan İzmir Buca cezaevi yaklaşık 80.000 m2 büyüklüğünde kamusal bir alandır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan planlarla, bu alanın yaklaşık %70'i, 25-25,80 metre yüksekliğinde, yoğun ticaret ve konut yapılaşmasına açılmıştır. Plan açıklama raporlarında bu alanın "...gelir ve hasilat getirecek..." şekilde değerlendirildiği ifade edilmektedir.

Alan, İzmir Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'nün de yer aldığı resmi komisyon kararıyla "Geçici Barınma Alanı" olarak belirlenmiştir. İzmir'in deprem gerçeği dikkate alındığında, bu tür büyük ve merkezi alanların açık ve yapılaşmasız kalması yaşamsal önemdedir. Daha önce aynı alan için getirilen yüksek yoğunluklu yapılaşma kararları yargı tarafından iptal edilmiş, mahkemeler; yeşil alan ihtiyacının göz ardı edilmesini ve yapılaşmayı şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı bulmuştur.

Buna rağmen alanın rezerv alan ilan edilerek planlama yetkisinin belediyeden alınması, yerel planlama yetkisinin devre dışı bırakılması anlamına gelmiştir. Bu süreçte kent halkının görüşü alınmamıştır. Buca Eski Cezaevi alanı; nüfus ve yapı yoğunluğunu artıracak ticaret ve konut kullanımlarıyla değil, tamamı kamusal yeşil alan, afet toplanma ve geçici barınma alanı olarak planlanmalıdır. Bu büyüklükte bir alanın yapılaşmaya açılması; mevcut yargı kararlarına, planlama mevzuatına, afet yönetimi ilkelerine ve Buca'nın açık alan ihtiyacına açıkça aykırıdır. Yaklaşık dört yıl önce yıkılan Buca Cezaevi alanı, aradan geçen bunca zamana rağmen hâlâ çözülememiş, sahipsiz bırakılmış bir sorun olarak İzmir'in ortasında durmaktadır. Bu süreçte İktidar kanadı, Büyükşehir Belediye Başkanı ve İzmir'in genel ile yerel iktidar milletvekilleri birbirinden farklı, birbiriyle çelişen açıklamalar yapmış; kamuoyu net bir yol haritası yerine belirsizlikle baş başa bırakılmıştır." dedi.

"İzmir'in nefesi, Buca'nın yeşili olmalıdır!"

Bu alanın bir an önce İzmir'e kazandırılması gerektiğinin altını çizen Doğan, "Bir yandan "burası yeşil alan olmalı" denilmekte, diğer yandan "yeterli kaynak yok" gerekçesi öne sürülerek sorumluluk ertelenmektedir. Sonuçta ise yıllardır değişen hiçbir şey yoktur. Yıkım yapılmış, alan boş kalmış, çözüm üretilememiştir. Bu tablo, sorunun teknik değil, siyasi bir oyalamaya dönüştürüldüğünün açık göstergesidir. İYİ Parti olarak açıkça ifade ediyoruz: Yetkisi olanların birbirine gerekçe üretmesini, mazeret sıralamasını ve konuyu polemik başlığına çevirmesini kabul etmiyoruz. İzmir'in kaybedecek zamanı yoktur. Bu alan, kurumlar arası çekişmelerin değil, kamu yararının konusu olmalıdır. Buca'lıların ve İzmirlilerin talebi nettir. Bu alan rantin, belirsizliğin ya da siyasi hesapların değil; yeşil alan olarak İzmir'e kazandırılmalıdır. Bugün görevde olan herkesin sorumluluğu, "neden olmuyor"u anlatmak değil, nasıl yapılacağını ortaya koymak ve gereğini yerine getirmektir.

AK Parti ile CHP arasındaki çekişmenin gölgesinde kalmaktadır. Metrodan çöp toplama sorununa, körfez kirliliğinden Çankaya otoparkına, Basmane Çukuru'ndan giderek büyüyen susuzluk tehdidine kadar kentin hayati meseleleri; çözüm iradesiyle değil, karşılıklı polemiklerle gündeme gelmektedir. Kamuoyu önünde yaşanan bu tartışmalardan İzmirliler yorulmuştur; çünkü konuşulan çok, sonuç yoktur.

Genel iktidarın İzmir milletvekilleri çoğu zaman sadece eleştiren bir pozisyonda durmakta, çözümün doğal bir ortağı olduklarını görmezden gelmektedir. Aynı şekilde Büyükşehir Belediyesi'nin de her başlıkta "kaynak yok" gerekçesine sığınan, sürekli mazeret üreten yaklaşımı İzmir'i ileriye taşımamaktadır. Bir yanda eleştiriyle yetinen bir genel iktidar, diğer yanda sorumluluğu erteleyen bir yerel yönetim vardır; kaybeden yine İzmir'dir." ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

Buca Cezaevi’nin yıkılmasının ardından alanın planlanması süreci mahkemelik olmuş ve planlar iptal edilmişti.

Daha sonra İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İller Bankası arasında yürütülen planlama çalışmalarında, arazinin yüzde 65’lik kısmının yeşil alan, metro istasyonu, oyun ve spor alanı olarak, yüzde 35’lik kısmının ise proje alanı olarak kullanılmasına yönelik teklif sunulmuştu. Öte yandan, arazinin bir bölümünde lojman tipi yapılar planlanırken, maliyet gerekçesiyle kamulaştırma bedelinin ödenemeyeceği açıklanmış ve yapılaşmanın sınırlı olabileceği belirtilmişti.

Kısa süre önce İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nden geçen plan değişikliği, tartışmaların gölgesinde oy çokluğuyla kabul edilirken, arazi ile ilgili farklı siyasi partilerden gelen görüşler süreci takip edenleri yakından ilgilendirmeye devam ediyor.